Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MUTLU

      Upuzun Kış geceleri başladı.Yerküre iklim değişiklikleri yaşıyor.Dün 4/Kasım-2015 Mersin Mut'ta idim.Seyir halindeyken arabanın termometresi,farklı rakamları,geçiş yerlerine göre değişik değişik gösterge panelinde gözlerime iliştirdi.Sertavul'a inerken Toros'ların yola kadar inen yamaçlarında dağların yükseklerinden yağışlarla akan suların yola inmeden evvel şev boşluğunun üst kısımlarında soğuktan donarak kolon biçimi almış buz kütleleri,buz tabakaları Sertavul güzergahı boyunca göz seyrimdeydi.Arabanın ısı göstergesi termometrenin eksi 09 lara kadar düştüğünü gördüm.Dışarıda güneşli bir hava var ama güneşin ısısının etkili olmayacağı bir ayaz arabanın içinde bile hissediliyor.Konya'dan çıkarken bu ayaz daha fazlaydı ve bir kaç gündürde devam ediyor.Kış;belirtilerini yer kürede rüzgarlarla başlatır.Mevsim dönmüş yaz bitip gün başlamıştır.Hafif soğuklarla yapraklar sararır,gelen Sonbahardır ve insanlarda bu iklim değişikliğiyle giyimlerinde seferberlikler başlar....

SEVDALAR

       Hatırla sevgili, hatırla o birlikte hiç bitmesini istemeyip beraber geçirdiğimiz zamanları.Hayatımızdan her geçişiyle "Ne güzel anlardı" deyip gıptalar edip imrentiler duyacağımız geçen günleri.Gitmelere mecbur bırakılıp ayrılışlar oldu sen başka ben başka evlerde uykuların gelmediği bitmez gecelerde yarınların oluvereceği saatleri beklerken.Bitmiş,tükenmiş,kavuşamayacak çaresizliker içinde değildik.Eski birlikte yaşadığımız yıllarda dinlenilen şarkılar vardı bu kentte.Sen duymuştun,ben duymuştum ve halâ sen duyuyorsun ben duyuyorum.Şarkılar dinlenirken etkiler vardı geçen günlerimize özlemler duyuracak ve kalplerimize bitmesi,tükenmesi olmayan sevdalar yükleyip yaşatacak.Bunları anlatıyordu bir şarkı.Zevkle,şevkle dinlerken ç ıkmazlara yol yok düşüncelerinizde,içine düşülüp yoksullaşan sevdalarla,işiniz gerçekten çok zor.Kalbinize ekin işlerken,nohut yolarken giriverir.Fukaralık vardır bu cesaretinizi kırar,sevdalar derin mezarlara gömülürcesine gömülür için...

2022 SENESİ AYLARDAN OCAK ANAMUR'dan GİDİYORUZ

Ölüm bitiş,yok oluş,cismiyetinizin yeryüzünden tamamen ortadan kalkışı,bir süreliğine sizleri tanıyan akrabalarınızın,dostlarınızın hayallerinde yaşayacak ve yaşatılacak temsil veya timsalsiniz.Onlarında sizi hayal edip düşünenlerin yok oluşuyla,anmalarda,akıllara getirmelerde biter,esameniz bile kalmaz.Bir silinmez anı,ideal olmak,yazılan bırakılan bir eserle ve icatla ölümsüzlük mümkündür.Hak hukuk özgürlüklerin yerdeki karıncayı bile kapsamına alacağı CUMHURİYET gibi bir değeri ülkemize armağan eden Büyük kurtarıcımız Kemal Atatürk'ün ülkemizde ölümsüzleşip ilelebet tümden Türk milletinin kalplerinde var olduğu,elektrik ampülünü bulan Thomas Edison' ve bir sürü icatkarları,mucitleri hiç ölmeyen ilelebet yaşayanlar ve asla unutulmayanlar olarak örnekleyebiliriz.Ben çocukken insanlar öldüklerinde ve ölenin kabire götürülüp gömülme safhaları başlayıp bir derin toprak çukur içine konulup küreklerle üzerine topraklar atılıp örtülerek gömüldüklerinde toprakların altında na...

BOZKIR'da İLK OKULUM

       Değerli Arkadaşım Eyüp TUGAY'a atfediyorum;                                                                                          Bozkır'da yürek gümbürtüleriyle ilk başladığım ilk heyecanlar duyduğum ilk alfebeyi öğrendiğim ilk  mektebim.Resmini Sonyaz Mahallemizden Ahmet Çelik paylaşmış görüce çok duygulandım,içimi un ufak edip ezdi geçti ve taa o çocukluğumuzun o ilk heyecanlarını yaşadığımız anılarına aldı götürdü beni.Mahallenin en yaramaz çocuğu olarak okulun açılmasıyla eskilerin okul bahçesinde rahat rahat koşuşturup oyunlar oynarlarken bir birlerine şakalar yaparken ben küçücük ürkek bir köpeğin korkuyla kuyruğunu arka ayakları arasına alıp pusması gibi okulun o görünen çayın kenarındaki duvarlarının dibine (orada dışarda ...

KENDİNİZİ YAŞAYIN

      Sorumsuzca süresi belirsiz zamanları geçirmek sürekli aklımızdadırda, o yaşamak istediğimiz gün için asla fırsatımız olmaz.Demiryolu rayları üstünde özgürlüğe yol alır,sahilde çıplak ayaklarla kıyılara gelirken beyaz köpüklere dönüşen dalgalara üstüne basarak tüm sahili katlarcasına yürümek,yada heybetli görünümler arzeden güneşin her daim o en yükseğinden battığı yere çıkmak gibi.Gibi işte gibide,hani bu ve buna benzer düşüncelere tanınan fırsat ve zamanlar nerede bileniniz varmı?.Nedir bize bu fırsatı vermeyen,bizi devamlı bu sorumluluğa itip kendimize özgürce zaman ayıramadığımız,bitmek bilmez önümüzdeki işler?..At bakıcılıkları yapmıyoruz,önümüzde hergele sürüsü varda onları otlatmaya götürmüyoruz,demirci çırağı değiliz ateş körükleyen yada kapkacakları kalaylayan kalaycılarda hiç değiliz.Şöyle bir değerlendirin hiç bir önemi olmayan,öte,beri,lalettayn bomboş uğraşlar.Önümüzde upuzun yürü yürü mesafesi azalmayan yollar var.Koşturuyoruz mükellefiyet taşıdığımız...

SANDI ANILARDA KALDI-20

     Koca Kerim'in ölümünün torunları yaşları gereği farkına varmadılar.Ölümün ne olduğunu bilecek,algılayacak çağları değildi.Dedelerinin gözlerine alıştığı yerlerde bastonuyla karşılarına çıkıvereceği düşüncelerini taşıdılar,Soy isim kanunu çıkmasıyla herkes bağlı olduğu en yakın nüfus müdürlüklerine doluştular.Yeni soy isimlerini belirleyerek,nüfus kütüklerine kayıtlarını yaptırıp belirledikleri,soy isimlerinin yazılı olduğu kafa kağıtlarını alacaklardı.Nüfuslarda çoğuna kendi seçimine fırsat vermeden nüfus çalışanları soy isim belirleyip,kişininde uygun bulup onayını aldıktan sonra kütüklerine sicil ediliyordu.Hafız;Coşkun,Apdullah;Özkan,Ahmet;Akan soy isimlerinin yazılı olduğu kafa kağıtlarını Bozkır nüfus idaresinden aldılar.Hacı; (Apdülkadir)-(Kerim'in küçük biraderi) Kerim defin edilirken kabristanda tümsekçe bir yere oturup orada biraderinin küreklerle kabire konulup üzerinin topraklarla örtülüşünü izlerken yüz ifadesi derin düşünceler ima ediyordu.Her ne kadar b...

GÖNÜL İSTEKLERİMİZ

    Bir köşeye çekilip s essizliklerini duyurabilenleriniz olmuşmudur acaba?Sizi sessizken sadece sessiz olanlar anlar ve duyarlar.İnsanın önemsiz bir organı yoktur ama atıp duran kalbinizin vücudunuzun en önemli organı olduğu muhakkaktır.Ovalımsı yuvarlak bir görünüme sahip et parçasından ibaret olan kalp,güçlü kaslardan ibarettir.Bilim onun en güçlü vücut organı olduğu yönünde tesbitleri bizlere öğretmiştir ama bu çok güçlü organımız; olumsuzluklar,üzüntüler yaşadığmızda,elimizden düşüp kırılan bir billur bardak misali yüzlerce,binlerce parçalara bölünebilir ve toparlanmamız,yeniden normallere dönebilmemiz,çok zor olur.Gözlerimizin görüpte,gönlümüze düşen isteklerimizle neler neler arzu etmeyizki!!Gökyüzünde süzülüp duran beyaz bulutlara salıncaklar kurup,onlarda sallanaraktan,taa o bulutlara erişip,onların üzerlerine çıkıp,aralarında yuvarlanmak istemelerimizden,romanlarda okuyup,filmlerde gördüğümüz,yer kürenin herhangi bir yerindeki güzellikleri keşfetmelere kadar,neler n...

2019 SENESİNİN SON AKŞAMI ve BOZA

      31/Aralık akşamında oturduğum odadan dışardaki bozacının sokaklardaki sık sık ara vermeksizin " Boza Boza " diye bağırış sesleri kulaklarımda yankılanırken geçmiş yılların bir dönem kış akşamlarında bazı kentlerde bozayı hayatlarında vazgeçilmez bir içit olarak gören insanlarını hatırlattı.Hayatımda olmazsa olmazım gibi gören bağımlı bir içit müptelası olmasamda bende Konya 'daki Alaâddin caddesinde bulunan Ankara Pastanesinde ara ara boza içenlerden biriydim.Ne güzel yıllardı o yıllar.Çok çabuk süratle geçen,mazinin derinliklerinde gömülü olan o güzel günler artık bir daha yaşanamayacak uzaklıklardalar. Taş plaklarıyla ,sinemalarıyla,akım akım insanları sarıp sarmalayan giyim kuşamlarıyla,sevdalarıyla,çarşı ve sokaklardaki sosyalleşmeleriyle sürdürülen o güzel günleri özlemediğimi söyleyemem.İnsanlarımızda büyüğüne,küçüğüne itibarlar,saygılar,saygınlıklar vardı.Sevdalar yürekler hoplatırcasına heyecanlarla dolu dolu yaşanır,çarşı gezmelerinden zevkler,hazlar alı...

HER YERDE KAR VAR-1

       Heryerde kar var,görüş alanım bembeyaz özlediğim karlarla kaplı.Hiç durmamacasına yağan kar içimdeki duyuların yeniden yeşerip sevecenliğe,ılımanlığa dönüştürdü.Nefes alıp verdiğim kent;sanayii is dumanları ve otomobillerin  eksözlerinden çıkan karbonmonoksit gazlarıyla öyle kirlenmistiki,havanın kararıp akşamın çökmesiyle dışarıdaki sokak lambalarına bakıp,ışıktan yansıyan kirliliği net bir şekilde görebiliyor,bu kirliliği temizlesin diye yağış bekliyordum.Evet heryerde sevdiğim kar var.Bu kar ayrıca yıllar yıllar önce Fecri Ebcioğlu'nun ülkemize davet edip İstanbul'da böyle bir kış günü gelip konser veren Belçikalı şarkıcı Adamo'nun karlı bir günde söylemiş olduğu "Heryerde Kar Var" adlı şarkısını anımsattı.Ülkemizde o yıllarda belde yöneticileri rantı fazla düşünmez bu yüzden kentlerin dokuları şehirler pek değişmez,bir ağaç bir yerde dikiliyse o ağacı yıllar sonra aynı yerinde bulabilirdiniz.Şimdilerde dağ,tepe,ormanlık alanlar bir sebeple imarlara aç...

VEDAYA GEREK DUYMAYIP GİDİLİRKEN

      Hayatlarımızdaydılar bağlarda bahçelerde tarlalarda ve evlerimize çatışık,samanlıkla bitişik ahırlarda,hayatlarımızdaydılar.Onlar bizleri bırakıp,bırakıp gitmediler.Biz,bizdeki geleceklerini hiçe sayıp,kendi geleceklerimizi düşünüp,satıp savmalayıp onları zorla hayatlarımızdan çıkarıp,kendimize onlarsız,daha rahat ve iyi gelecekler aramak için,kaçarcasına yükü tutup,kentlere geldik.Ne vardı bu kentlerde?.Güvensizlikler,kalleşlikler,açlıklar,sefalet ve yokluklar.En kötüsü de hep bir arada çok çok görüntüler sergilememize rağmen yapayalnız olunanı.Herkeslerde bir telaş,neyin telaşı belirsiz,soğuk yüzler soğuk duruşlar.Bunlar,bizler kent insanlarıyız,bir aralardayız,kimse kimseyi tanımaz,herkes bir arada ama soyutlanmışlar,bir birlerini ve bir birlerimize yabancıyız.Ağaçlar bile yalnız değildir.Kuşlar gelir dallarına konarlar müzik yaparlar ötüşerek şakıyarak sonra o ağaca veda edip ayrılırlar.Gidende memnundur,ağırlayıp misafir edende.Bizler vedaya gerek duymayıp,yükü...

KAYACIK KÖYÜ ANILARIMDAN

      Yaz bitti  uzun geceler başladı.Kafalarında Sıkıntılar,her bir meseleyi düşüncelerinde uzatıp durup,sorun eden kimseler gecenin ortalarında uyanıp,uyku moduna geçemedikleri bu gecelerin adına "Uzun Kış Geceleri"derler.Kış geceleri daha çok yaşlılar için kabustur.Bir beklentileri kalmamıştır gündüzün belirli belirsiz saatlerinde zamansız uykuya dalarlar,bu şekerlemelerle uykuyu aldıklarından gece uykularının kaçmasına ve bu kış geceleri sendromuna yakalanmalarına neden olur.Çocukken bu sendroma yakalanmanız olası değildir.Kendinizce o kadar çok işleriniz vardırki,bunlarla uğraşmaktan yorulup,günün ilk akşamında akşam yemeğinden sonra bir yerlere kıvrılıp uzanıverir sonra sabahın nasıl olduğunun bile farkında olmazsınız.Sabahleyin uyanınca kahvaltıyı bekler,yaparken kafanız sokakta,gözünüz kapıdadır ve acacele kahvaltı biter,hemen sokağa çıkıp arkadaşlarınızı bulmak,oyunlar içindeki gizeme kendinizi kaptırıp,bu alemde günün ve zamanın nasıl geçtiğinin,çok yorulma...

GÜLDEN KARABÖCEK

      Evet;bir hayal tufanı gibi gençlik yıllarımızda şarkılarıyla bizlerin üzerinde hoşlandığımız melodileriyle fırtınalar etkisindeydi.Onun şarkılarını dillerimizden düşürmezdik,gençlik sevdalarımızda onun şarkılarını dinleyerek efkarlar dağıttık.Mazi gözümüzde canlanırken dem dem efkarları onun şarkılarında yaşadık. Gülden Karaböcek r üyalarım demeyeceğim sade ben değil hepimizin rüyalarımızın şarkıcısıydı.Sanatçıları sevenleri ;çok mutlu yaşamları olduğu şeklinde algılarlar,milyonlarca servetleri oldukları ve bunun içinde yüzdükleri düşünülür.Halbuki çoğunun bir tek kuruşu bile yoktur.Kazandıkları ya kimsesiz olduklarını düşündüklerine yada hayır kurumlarına gözler bile kırpılmadan feda edilir,yada bono vs.gibi kağıtlarla çalıştırıldıkları için çokları borçlu bile çıkarılırlar.Yaşamlarında akıl almaz fırtınalar büyük gemileri ceviz kabuğu gibi sallayan dalgalar vardır.Hüzünleri vardır ummanlar büyüklüğünde ama sevenlerinin ilgisiyle anında yok olur tüm bunlar.Onları s...

SANDI ANILARDA KALDI-18

     Sandı'ya varıp,evine girdiğinde cır cır böcekleri hiç susmayıp,aralıksız ötmeleriyle gecenin sessizliğini bozuyorlardı.Köyün köpeklerinin bu saatlerde havlamaları eksik olmuyor,gece boyunca birinin havlaması,diğerlerininde ona karşılık verişleriyle hepsinin bu tempodaki ses karışımları bozuk bir orkestra dinlentisi gibiydi.Eve girdiği haliyle kendini yatağa atmasıyla çok kısa sürede vücudunun her tarafında bereler oluşmasına neden olan sopaların meydana getirdiği ağrı ve sızıların acılarını bir süre sonra halsizlik ve yorgunluğun ağır basmasıyla unutup,derin bir uykuya daldı...Hölük tümden,bütün akşamlarda İbrahim ve Saliha'nın buluşmalarından haberdardı.Onların el ayak kesilip köylünün uykulara yattığı karanlıklarda bu şekil buluşmalarını sindiği bir yerden izliyor,arkasından İbrahim'in dönüşlerinde,nerelerden döndüğünü uzaklardan sezdirmeden takibe alıyordu.Bir süre köyde kimselere görünmez olduğu evrelerde evin anası-babası tarafından saklanan bir kaç liranın old...

SANDI ANILARDA KALDI-17

      İbrahim o gün atılan o dayakla bir süre gece karanlığında orada öylece kalır.Gece ayaza çalmasıyla uyanır,ayağa kalkmaya çalışır ama ağrı ve sızılar kalkmasına engel olur.Canı birden kana kana su içmek ister,belkide aşağıdaki derenin şırıldayan sesi su içme ihtiyacı hissettirmiş yada uğradığı saldırı ve bunun üzerindeki şu anda bile tamamen üzerinden atamadığı korku vücudunda su rezervlerini yok ettiğinden su içmek istemektedir.Tekrar kendini yoklar,atamadığı korku üzerinden gitmemiştir.Buradan bir an evvel gitmeli uzaklaşmalıdır.Kalkmaya çalışır,her tarafını sıtma tutmuş gibi bir titreme alır.Kafaları peştemal sarılı bu kişiler kimlerdir,kendisinden ne istemektedirler,onlara ne gibi bir düşmanlık yapmıştır,buradan geçtiğini,geçeceğini nerden bilmektedirlerdir.İbrahim tüm acılarına rağmen kafasından bu düşünceleri geçirmekte fakat içinden çıkamamaktadır.Bulunduğu yerde yatar durumu canını sıkar olmuştur.Elini ayağını tekrar tekrar yoklayıp yürümek için ayağa kalkmay...