Ana içeriğe atla

KENDİNİZİ YAŞAYIN


     Sorumsuzca süresi belirsiz zamanları geçirmek sürekli aklımızdadırda, o yaşamak istediğimiz gün için asla fırsatımız olmaz.Demiryolu rayları üstünde özgürlüğe yol alır,sahilde çıplak ayaklarla kıyılara gelirken beyaz köpüklere dönüşen dalgalara üstüne basarak tüm sahili katlarcasına yürümek,yada heybetli görünümler arzeden güneşin her daim o en yükseğinden battığı yere çıkmak gibi.Gibi işte gibide,hani bu ve buna benzer düşüncelere tanınan fırsat ve zamanlar nerede bileniniz varmı?.Nedir bize bu fırsatı vermeyen,bizi devamlı bu sorumluluğa itip kendimize özgürce zaman ayıramadığımız,bitmek bilmez önümüzdeki işler?..At bakıcılıkları yapmıyoruz,önümüzde hergele sürüsü varda onları otlatmaya götürmüyoruz,demirci çırağı değiliz ateş körükleyen yada kapkacakları kalaylayan kalaycılarda hiç değiliz.Şöyle bir değerlendirin hiç bir önemi olmayan,öte,beri,lalettayn bomboş uğraşlar.Önümüzde upuzun yürü yürü mesafesi azalmayan yollar var.Koşturuyoruz mükellefiyet taşıdığımız bir başkaları için.Kendimizi dinlediğimiz,kendimize ayırdığımız zamanlarımız çok az.Önemli sandığımız önem verdiğimiz herşey biz ilgilenir ve kayda alırsak nitelikleri vardır.Gelişmeler gösterirki; zaman içinde çok çok önem verdiğimiz değerler,öte beriymiş zannıyla anlamsız şeyler olarak itibarsızlaşır.Derizki...!!"Gerilerde kalan,geçen yıllarımda ne boş şeylerle uğraşmışım" Bazen bunların tersinide düşündüğümüz çok olur."Elime ne fırsatlar geçtide hepsini kaçırttım.Velhasılı kalem yazar;Hayatımızın her safhası o günkü duygularımıza göre,bakış açımız doğrultusunda hepten güzel ve anlamlıydı.Ne bir şeyler kaçırttık,nede anlamsız olarak ifade edilen değerlerle oyalandık.Şimdide,geçmiştede; evre evre,çağ çağ tüm güzel değerleri pişmanlıklar duymadan sanırım biz yaşadık.Kedileri,köpekleri hayvan severler olduklarını söyleyen kişiler gibi eksiksiz ve koşulsuz sevmelere çalıştım.Onlara sadece yiyecekler,öte beri bir şeyler verir,karınlarını doyurusanız sürdürülecek dostluk ve sevgi birlikteliği yaptıkları kanısına vardım.Yani patron,onlara bakan,çişlerini,her tür ihtiyaçlarını gideren siz olursanız,var oluyor dostluklarınız.Sahi patron dedim de,büyük patron,yaratıcı Tanrı;gidişatları,seyrü seferleri nasıl ayarlayıp ritme oturtmuş?..Bu günkü teknolojik imkanlar,medya görürlüğünün yaygınlığıyla,belgeseller izlemelerimizle,hayvanların ve bilhassa yabani olanların kendi nesillerinin devamı olacak yavruları besleyip,büyütmek için,gücününün yettiği her tür başka bir yavruyu yada yavrusu olan canlıyı acımasızca katledip kendi yavrularına öğün yapıyor,onların yaşamasını,var olmasını sağlıyor...Büyük patronun denge ayarıda bu.Hülasa ne anlaşılıyor tüm bunlardan!!.Herkes,yaşayan tüm canlılar bir fırıldak çeviriyor,büyük patron ben düzeni böyle kurdum,insana akıl verdim,hak hukuk terazisini dengelesin hak yemesin,beni kullanarak masallar uydurmasın diye...Kıssadan hisse anlayan sanırım çok alâ anlamıştır.Bırakın şonu,şunu,karıştırmayın öteyi,beriyi.Kendinizi yaşayın..27/Aralık-2025 Şerafettin Sorkun

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...