Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YALNIZ LEYLEK

      Güz farklı farklı algılarla karşılanırdı köyde.İşini gücünü bitiren rahatlar,bitiremeyen gıdım gıdım başlayan soğuklara,yağmurlara kalmamak için var gücüyle çalışırdı.Harmanlar kaldırılır,bulgurlar kaynatılır,tarhanalar,salçalar,turşular yapılır,bağlar,bostanlar bozulur,bütün bunların ardından tarlalar yeni baştan sürülür,bu sürümün ardından hububatların ekimlerinden sonra sonbahar rüzgarları başlar,arkasından yağmurlar inerdi.Bir bitim değildi güz,bitti sanılan başka bir hayata başlayışın evresiydi.Sonbahar rüzgarları sessiz esmezdi.Ağaçlara üfür üfür vurup onları sağa sola salladıkça sarı yaprakları döker hışır hışırdayan ağaçlardan nerede olursanız olun duyabileceğiniz sesleri kulaklarınıza getirirdi.Göçmen kuşlar yazın bitimiyle hazırlıklarını yaparlar,daha güneydeki sıcak illere gitmek için,Baharla birlikte gelişleriyle doğaları gereği,çiftleşip meydana getirdikleri yavrularını besler büyütür bu uzun ve yorucu sefer için son hazırlıklarını yaparak sıra sıra diz...

BÖYLE GÜZEL GÖRDÜNMÜ SEN GÖZLERİM

Bir dönem sinemalar vardı.Televizyonların olmadığı o evrelerde sinemalar;sosyalleşmelerimiz,eğlence hayatımız,tek lüksümüzdü.Kafamızda beyaz perdede gördüğümüz starlar olur,onların filmlerde canlandırmış olduğu karakteri bizde özel yaşamımızda yansıtmaya çalışır,bu karakteri uzun bir süre şartlanmışlıkla belleğimizden çıkaramazdık.Diyebilirimki sinemalarda gösterilen bu filmlerle sosyalleştik.Sevdaları bu filmlerden,okuduğumuz romanlardan,dinlediğimiz yanık türkülerden öğrendik.Toplumumuzda sevda utançtı,sevdanın açığa çıkması ise erkekten ziyade dişinin adının çıkması rezil olmasıydı.Halbuki sevda yastık kırlentlerine koka ipleriyle nakış nakış işleniş güzellikleri kadar güzel,yüreklerde de emekler vererek,hisler yaşayarak elde edilen büyük bir değer,yosun yeşili gözlerin güzellikleri kadar sanatsal,deryaların uçsuz bucaksız derinlikleri kadar derinlerde saklanan,sahiplenilen yaşamın en önemli kavradır.Karşıt cinsten toplum adet gelenek görenek yapısının bir öğretisi olarak he...

EBEMİN SANDIĞI

      Hiç bir görüş belirtme yada bir çizik atma düşüncelerinde değilim.Hep kafamda baykuşlar,sırtlanlar,kan emici vampirler var.Güneş gökyüzünde çekildi gitti hepten sisi,pus güzel yurdumun dağları,bağları,ovaları.Yağan yağmurlar yağmur değil,ırmaklardan akan sular su değil.Göçebeler bile bir yer bulup az biraz bir solukluk konaklayalım düşüncelerini taşımıyorlar.Hepten tekmil Cumhuriyet değerlerini kanında canında taşıyanlarda ne olacak böyle böyle,bu gidişin sonu iyi değil korkuları ve panikleri var.Sandık!!..Evet;vatandaşlar olarak oyların bizleri yönetsinler diye atıldığı seçeceklerimizin belirlendiği Sandık..Sandığı çocukluğumdan bilirim.Yaz bitimi Ebem (Anneanne) benim okula başlamadığım,okul derdim olmadığından çoğunluk bu evreleri köyde geçirdiğim yıllarda Sandı'daki köy evinde alt kattaki ambarların ve ocaklığın sağ tarafındaki ahşap merdivenlerden üst kattaki odalara geçerken,eşiğin bitimiyle yine sağ taraftaki boşlukta bir sandıkta ayva ve iğdeleri saklar,Kış ...

SELMA GÜNERİ

            " Çok güzeller vardır,vardır ama bu kadar masum,şiir gibi olanını hiç gördünüzmü?"                                                                                                                                                                                                       Siyah beyaz filmlerin olduğu yıllarda,küçük,büyük,her kesim insanın kalbine girivermişti.Filmlerde;onun olduğu sahneleri izlerken,içten bütün kalbiyle her rolün hakkını verişini seyre...

ÖLÜMÜN EŞİĞİNDEN SIYRILMAK

     Plansız proğramsız takılmak.Öyle icabediyor bazen.Pencereden sokağa bakıyorsunuz.Farklı kişiler değişik kılık ve kıyafetlerde ama kafaları eğik,ama hızlı hızlı ama yavaş yavaş ama başları dik bir yerleri fethedercesine yahutta kesilmeye götürülüyormuşcasına görüş alanımdaki menzilden adımlayarak geçip gidiyorlar.Suriyeliler çok dikkat çekiyorlar.Çoğu Suriyeli erkekler memleketlerindeki kendilerine has giyim tarzlarını burada da uygulayorlar,onları kafalarındaki kefiye üzerlerindeki entarilerle görebiliyorsunuz.Sokakta 3 Suriyeli çocuk belirdi.Ellerinde bir iple arkalarından yarı gönüllü yarı gönülsüz gelmekle gelmemek arasında tavır sergileyen bir köpeği boynundan bağladıkları bir iple çekerek götürüyorlar ve ona her fırsatta sevecen tavırlar sergileyip sırtını ve başını okşuyorlar.Ara arada talebeleri okullara yetiştirmeye çalışan öğrenci servisleri geçiyor.Bu servislerdeki öğrenciler uykularından kalkmanın zorluğuyla sanki mezbahanelere kesilmeye gidecek hayvanlar...

KÖPEKLERE FISILDAYAN ADAM

      İnce dal gibi kırılma,ince tel gibi kopma.Bu gönül kırgınlıkları vazgeçmeyi gerektirir.Yol görünmüştür.Üzerine örtecek bir yorganın,sırtını dayayacak bir ağacın,uzanıp yatacağın bir yatağın olmasada artık yol görünmüştür.Konya sokaklarında onu tanıdığım zaman yeşeren bir umudunun olmamasına rağmen ince dal gibi kırılmamış,ince tel gibi kopmamış tüm o acı ayazlarda,eksi 15 dereceleri bulan gece soğuklarında ya terk edilmiş kerpiçten bir bağ evinde yada bir duvar dibinde kuytuda kendisine sahip duygusuyla bağlanan sokak köpekleriyle sarılarak kucak kucağa zor kış şartlarına direnmeye çalışmış,yaşama ölmeyeceğim,yaşayacağım diye meydan okumuştu.Neydi,kimdi,nerden gelmişti hiç bilmem ama onu sokaklarda köpeklerle hep görürdüm.Ne yerdi ne içerdi hiç bilmem.Başında değişik bir poşu,sırtında eski püskü aba türünden kalın bir palto,sivri burun ve yanakların içe çekilmesiyle elmacık kemikleri çıkık ve her şeye rağmen siyah gözlerinde umutsuzluk değil ama yorgunluk belirtisi ...

BABAM

Eylül-Ekim gri ve hüzün dalgalarına dönüşebilir hayatlarınızda.Koyu koyu bakarsınız oturduğunuz bir köşede.Ağlamak istersiniz,gözleriniz elinizde olmadan ıslanır.Uzaklardaki sevdikleriniz,bir daha göremeyeceğniz kaybettikleriniz gelir aklınıza.Herkesin muhakkak kayıpları vardır.Hastaları,bakıma muhtaçları ve uzaklarda göremedikleri.Babam böyle bir Ekim'de yok olup gitti hayatımızdan hiç gelmemecesine.Bazen çok özlerim,özlerim,özlerim ama gelemezki.Uçurum,uçurum,fersah,fersah,mil,mil çok uzaklarda..02/Ekim-2017 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

KIZILCAHAMAM SOĞUKSU MİLLİ PARK

      Kızılcahamam Milli Parkımız.her mevsim Ankara'lıları aynı zamanda diğer kent insanlarınıda bünyesine çeken gerçek bir güzellik.Kışın gitmenizi öneriririm.Yukarılara doğru karlarda yürüyerek çıkabilir bu doyumsuz güzellikleri haz alarak  yaşayabilirsiniz.Ağaçlardaki kuşlar gelişlerinizden haberdardırlar.Sizlere siz dolaştıkça o güzel ötüşleriyle armoniler sunarlar.Rüyada olduğunuzu sanırsınız.Daha yukarılarda buzul çağlarından kalma Anıt Ağaç vardır.Buraya kışın gelmişseniz muhakkak bu ağacı görmek isteyeceksinizdir.Karların üzerinde bata çıka zorluklarla yürüsenizde o ağacı görmeye,bu zahmeti çekmeye değer.Bu yorgunluğun ardından kendinizi termal otellerin çam ağaçları arasındaki sıcak su havuzlarına girip bıraktığınız zaman,şansınızdan kar yağışlarıda varsa,dinlenme keyfinin idrakını algılayıp,hoş zamanlar geçireceksiniz..09/Aralık-2018 Şerafettin Sorkun/Kızılcahamam'dan

AKDENİZ

    Sen maviliklerinle ne güzel bir yapısın..Yüreğimde eşsiz güzelliğinle ölmeyen kalıcı AŞK'ım.Kim bulabilir senin gibi sinesini tüm varlıklara adayan Tanrı armağanı doyumsuz güzelliği?.Hazlarla sana gelip,seni gören tüm insanlar içlerinde tutkulara dönüşmüş sevdalarla bağlanır,müptela olurlar sana.Yapı diyorum çünkü rengin gökten,özün yağmurlarla,dağlarda eriyen karlarla çoğalır,sende dem olurlar.İçinde barındırdığın balıklara,her türden çeşit çeşit canlıya,hayat verir,yaşam olursun.Sana tepelerden bakarken içimde ufukların erişilmez uzaklığı kadar sınırsız tutkuya dönüşen sevdalar oluşur.Görselinle güven verir,akşam çökerken kıyılarında oturan aşıklara dostluklar yaparsın .Sana salınır tutamam gönlümü.Taş yürekler görsünler,tüm katı kalpler seni tanıyıp,seni örnek alsınlar,vericiliğine cömertliğine gıptalar edip,senin gibi paylaşımcı olsunlar..Hep böyle olasın,hep böyle kalasın güzel Akdeniz...15/Temmuz-2025 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan