Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YALELLİ

        Bir zamanlar benim ortaokulda olduğum senelerde görsel medya olmadığından gazetelerde çoğu çoğu Uganda ve Uganda devlet başkanı İdi Amin'le ilgili haberler okurduk.Sonraları bu devlet başkanını Amerika'ya bir hömermesi sonucu Amerika'nın sessiz sedasız bu karizmatik devlet başkanını tedavülden kaldırtıp yok ettiğini öğrendik.Uganda ve İdi Amin haberlerinin birden bire ardı arkası kesildi.Uganda devlet başkanı İdi Amin kendi kendine suikast seneryoları düzenler gazetelerede paralar vererek "İdi Aminé suikast düzenlendi,ona tuzaklar sökmez 30 kişiyi alt etti" diye yalan haberler çıkartır tüm Dünya İdi Amin'le yatar,İdi Amin'le kalkardı.İdi Amin Uganda yönetim idaresini asla bir başkasına vermedi despotluğa götürdüğü yönetimi bu sır yok edilişiyle son bulmuş oldu...Yine o çocukluk yıllarımızda kentlere sirk demeyimde gösteriler için kurdukları çadırlarda,cambazlar ip üstünde yürürler,hiç görmediğimiz maymun ve bazı hayvanları meraklı vatandaşlara ücre...

SANDI ANILARDA KALDI-19

      Günler haftaları,haftalar ayları,aylar seneleri rüzgar esmeleriyle,yaprak dökümleriyle,karların düşmeleriyle,yağmurların inmeleriyle yeni doğanlarla sevinçler yaşatıp,yaşlıları kara toprağa almalarla hüzünler estirerek bir bir aşırıp çok zamanlar geçirdi.Ülkemizde kılık kıyafet kanunu 11/Ekim-1926 senesinde değişmesine rağmen,öyle herkeslerin yasa çıktı grant tuvalet giysilere bürünüp,ekonomik durumlarının iyi olmamasından dolayı üzerlerinde smokinler,ayaklarında gıcır gıcır giyip dolaşacakları iskarpinlerle eylemleri ve seyirleri hiç olmadığı gibi,1950 li yıllarda bile köylerde koca adamlar,erkek çocuklar dilikli entari,kadınların milli giyecekleri ise şalvarlardı.İbrahim Hafız'ın çocuklarıyla denk yaşlarda olmasada onların eskiyen giyecekleri kısa uzun bol dar ölçütleri gaile alınmaksızın uydurulup artık diye tabir edilecek kullanılmış giyecekleri giyiyordu.Bunlara alışmıştı ve tınmıyordu.Hafız'ın çocuklarından Mehmet (Sağlam) Tahir,Kerim İbrahim'den büyük,Hakkı v...

SANDI ANILARDA KALDI-15

     Jandarmalar yukarıdaki kırsalda ölen kişinin başında,hükümet tabibini ve cumhuriyet savcısını,kumandanlarının talimatları gereği daire oluşturup kimseleri yanına yaklaştırmadan beklemeye başlarlar.Apdullahın karısı mesafe uzakta olsa kendilerine jandarmaların hudut biçtiği yerden kişinin görselinin üzerindeki yük ve yükü kaldırış biçimiyle uzaktan görünen duruşu kocası olduğu kanısını kesinleştirir.Köylünün kanısıda Apdullah üzerine yoğunlaşır.Kadın olduğu yerden duygularına gem vuramaz ağlamaya başlar.Oğlu ve gelinide analarının ağıta dönüşen ağlamalarına katılır.Ciğerleri pareler eden bu ağlamalar yukarılarda yankılara dönüşür.Apdullahı sevmeselerde orada bulunanlar da ister istemez gözyaşları dökerler,köylüye engel olup nöbet tutan erlerin bazılarıda bu dramatik sahnelerden etkilenip göz pınarlarından galeyana gelen gözyaşlarına engel olamazlar.Fark ettirmemeye çalışarak akan gözyaşlarını yenleriyle silerler. kadının  ve oğlunun bir iki kez jandarmaların orad...

SANDI ANILARDA KALDI-14

      İnsan hisleriyle yaşayan duygusal varlıktır.Uçmaları,koşmaları bazı bazı yemyeşil zümrüt gibi çayırlara atıp gövdeyi uzanmaları,onların görsellerini hazlar alarak seyretmeleri daha doğrusu tümden güzellikleri yaşamaları ister.Koşullar gerekmiyor,içinde bulunulan durumları bunlara el vermiyorsa elbette umulara yönlenip bir gün mutlaka der,olmayan şeylerin gelecek bir günde olacağının inancına ve beklentilerine yönelir.Dünya kapitalizm çarkları kıskaçlarına alınmış bu çarklar hiç durmamacasına dönmekte zayıf olanı yutup yok etmekte,çarkların döndürücülerini ise korkunç servetler edinmelerini sağlamaktadır.Vatan diye gözlerinizi açıp büyüdüğünüz topraklarda iş aş peşinde koşuyor,destekler olmaksızın refah seviyelerinizi artıracak,düzeltecek olanaklardan yararlanamıyor,sokakları mesken ediniyorsunuz.Baba köyüne dönemez olmuş sokaklarda iş bulamamanın,yiyecek temin edememenin,gidecek dinlenecek,kafasını bir yastığa koyup yatıp uyuyacak yerinin olmamasında perişan durumla...

SELMA GÜNERİ ve LAYIK GÖRÜLEN ONUR ÖDÜLÜ

Bir şarkı dinlersiniz geçmiş yıllarınızı hatırlatan.O şarkıyla hatırasını yaşayacağınız,tekrar bulacağınızı sandığınız sokaklar yok olmuştur.Şükran Ay'ın her şarkısı Kozan sokaklarını ve sinemalarını gözümde canlandırır.Anılarımı gömdüğüm o kentte belediye otobüsleri ve uzak semtlere gidilen dolmuşlar yoktu o zamanlar.Her yerlere yayan gider,günün yorgunluklarına rağmen hayatımızda olmazsa olmaz olan sinemaların gece matinelerinden de kalmaz muhakkak her akşam sinemaya gider,paramız olmazda giremezsek,yazlık sinemaların apörlelerinden çın çın etrafa yayılan filmin müziklerini ve sesini film bitesiye kadar dinlerdik.Bu tarz biz çocuklar için bir takılma biçimiydi.Seviyorduk sinemaları,film yıldızlarını.Onların bizim dünyamızda farklı ve ayrı bir yerleri vardı.Kozan yaz geceleri yazlık sinemalarla güzeldi.Zaman ne kötü bir mevhum bütün değerler bir bir yok oldu.Selma Güneri'nin Konya/Çumra'da seyrettiğimiz filmlerinde yeni bir yüz olarak karşımıza çıkıvermesi,bizden biri...