Ana içeriğe atla

GÜLDEN KARABÖCEK


     Evet;bir hayal tufanı gibi gençlik yıllarımızda şarkılarıyla bizlerin üzerinde hoşlandığımız melodileriyle fırtınalar etkisindeydi.Onun şarkılarını dillerimizden düşürmezdik,gençlik sevdalarımızda onun şarkılarını dinleyerek efkarlar dağıttık.Mazi gözümüzde canlanırken dem dem efkarları onun şarkılarında yaşadık.Gülden Karaböcek rüyalarım demeyeceğim sade ben değil hepimizin rüyalarımızın şarkıcısıydı.Sanatçıları sevenleri ;çok mutlu yaşamları olduğu şeklinde algılarlar,milyonlarca servetleri oldukları ve bunun içinde yüzdükleri düşünülür.Halbuki çoğunun bir tek kuruşu bile yoktur.Kazandıkları ya kimsesiz olduklarını düşündüklerine yada hayır kurumlarına gözler bile kırpılmadan feda edilir,yada bono vs.gibi kağıtlarla çalıştırıldıkları için çokları borçlu bile çıkarılırlar.Yaşamlarında akıl almaz fırtınalar büyük gemileri ceviz kabuğu gibi sallayan dalgalar vardır.Hüzünleri vardır ummanlar büyüklüğünde ama sevenlerinin ilgisiyle anında yok olur tüm bunlar.Onları sevmek lazım hemde çok sevmek,onlar tüm yaşamlarını bizlere adayıp,bizlere verdiler.Şarkılarıyla bizleri çok mutlu ettiler.Keşke devlet desteğinde olsalarda ne oldukları belirsiz Suriye'lere maaşlar ödeyen zihniyet onlarada bir sosyal güvence sağlayabilip geleceklerini garanti altına alabilseydi.Bilinirki çoğu sanatçılarımız sosyal güvenceleri olmadan yaşamları otel odalarında son bulup gitti.Gülden Karaböcek onunda bir şarkısında söylediği gibi;şarkılarda,türkülerde,kapkaranlık gecelerde,mutluluklarımızda,mutsuzluklarımızda geçip bi köşelere dinleyip,bu dinlemelerle efkarlar dağıttığımız kalplerimizin en güzel yerlerinde taht kurmuş efsanelerimizdir onlar.7/Ağustos-2019 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...