Ana içeriğe atla

SANDI ANILARDA KALDI-17


      İbrahim o gün atılan o dayakla bir süre gece karanlığında orada öylece kalır.Gece ayaza çalmasıyla uyanır,ayağa kalkmaya çalışır ama ağrı ve sızılar kalkmasına engel olur.Canı birden kana kana su içmek ister,belkide aşağıdaki derenin şırıldayan sesi su içme ihtiyacı hissettirmiş yada uğradığı saldırı ve bunun üzerindeki şu anda bile tamamen üzerinden atamadığı korku vücudunda su rezervlerini yok ettiğinden su içmek istemektedir.Tekrar kendini yoklar,atamadığı korku üzerinden gitmemiştir.Buradan bir an evvel gitmeli uzaklaşmalıdır.Kalkmaya çalışır,her tarafını sıtma tutmuş gibi bir titreme alır.Kafaları peştemal sarılı bu kişiler kimlerdir,kendisinden ne istemektedirler,onlara ne gibi bir düşmanlık yapmıştır,buradan geçtiğini,geçeceğini nerden bilmektedirlerdir.İbrahim tüm acılarına rağmen kafasından bu düşünceleri geçirmekte fakat içinden çıkamamaktadır.Bulunduğu yerde yatar durumu canını sıkar olmuştur.Elini ayağını tekrar tekrar yoklayıp yürümek için ayağa kalkmaya çalışmış ve bu arada da kafasından çeşit çeşit düşünceler geçirmiştir.Dereye sürünerek su içme düşünceside bu şekil düşüncelere yönelince aklına gelmiştir.Sürünerek dereye aşağıya kayarken kurbağa vırraklamaları bir süre susmuş o su içmeye yönelince tek tek birbirlerinden destek alarak tekrar vırraklamalar başlamıştır.Cırcır böcekleri gece boyunca hiç susmamış cır cır ötüşlerini devam ettirmişlerdir.İbrahim'in ay ve yıldızların şavkımalarıyla gözlerine zuhur ettirdiği akıp giden sudan kıyıdaki çamura bulaşmasına,çamurlanmasına aldırmadan kana kana içmesiyle üzerindeki atılı duran korku yok olmuş rahatlamıştır.Kafasını suya sokup bir süre öyle durmuş,kafanın su içerisinde uzun süre durması daha rahatlamasına neden olmuştur.Bacağını tekrar yoklayarak zorda olsa ayağa kalkmış Sandı'ya doğru yol alırken tepelerde güdüm ettiği Sandı bağlarının yukarılarından seri seri havlamadan ziyade ulumaları andırır pav pav pavulayan tilki sesleri geceyi yırtarak bulunduğu yere,kulaklarına kadar gelmektedir. Şoseye kadar düşe kalka vardı.Güzergah ırmak yolu olacağından,şoseden karşı tarafa geçip ırmağın kenarından Sandı yoluna doğru devam etti.Sandı'ya sapan yola vardığında acılarını unutup rahatladı.Artık eve varmasına çok az bir mesafe kalmıştı...03/Kasım-2025 Şerafettin Sorkun/Konya'dan Sandı Köyü Anılarım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...