Sandı'ya varıp,evine girdiğinde cır cır böcekleri hiç susmayıp,aralıksız ötmeleriyle gecenin sessizliğini bozuyorlardı.Köyün köpeklerinin bu saatlerde havlamaları eksik olmuyor,gece boyunca birinin havlaması,diğerlerininde ona karşılık verişleriyle hepsinin bu tempodaki ses karışımları bozuk bir orkestra dinlentisi gibiydi.Eve girdiği haliyle kendini yatağa atmasıyla çok kısa sürede vücudunun her tarafında bereler oluşmasına neden olan sopaların meydana getirdiği ağrı ve sızıların acılarını bir süre sonra halsizlik ve yorgunluğun ağır basmasıyla unutup,derin bir uykuya daldı...Hölük tümden,bütün akşamlarda İbrahim ve Saliha'nın buluşmalarından haberdardı.Onların el ayak kesilip köylünün uykulara yattığı karanlıklarda bu şekil buluşmalarını sindiği bir yerden izliyor,arkasından İbrahim'in dönüşlerinde,nerelerden döndüğünü uzaklardan sezdirmeden takibe alıyordu.Bir süre köyde kimselere görünmez olduğu evrelerde evin anası-babası tarafından saklanan bir kaç liranın olduğu zula yerden gizlice 4 adet sarı 25 kuruş aldı.Bu ilerde belki farkedilecek Hölük bunun bedelini ama dayakla,ama başka bir şekilde ödeyecekti ama bu yiyeceği dayak ve ödeyeceği ailesi tarafından verilecek ceza İbrahim'e olan kini ve öfkesinin yanında çok gerilerde kalan bir akibetti.İbrahim'in önü kesilmeli,gerekirse eli ayağı kırılmalı,Saliha ile gece buluşmaları engellenilmeliydi.Yukarıdaki kendi köylerinden ötelerdeki başka köylerden birinde bu işi ücret karşılığı yapacak olan daha önceden bulup mevzu ettiği kişiyle buluştu.O kişi,2 kişi daha bulacak,onlara 25 er kuruş verecek 50 kuruşun tamamıda kendisinin olacaktı.Bir kaç gece İbrahim'in Saliha ile buluşmasını,gidişlerini,gelişlerini takibe aldılar,planlarını yapıp gidiş-dönüş güzergahında köylerine bayağı uzak mesafede bu olayı gerçekleştirdiler.Bunlar zaman içinde Hölük'ün bu olayı ama övünme ama başka türlü anlatımlarıyla zuhur edilmesiyle ortaya çıktı.Sonradan öğrenilen bu mesele üzerinde İbrahim hırs ve kin oluşturacak intikam alma duyguları beslemedi.Bir kaç sene sonra Saliha'nın babasının köye gelişinde,Saliha haber ileterek İbrahim'den babasından kendisini istemesini belirtti.İbrahim Hafız'dan yardım istedi.Hayatı yardımlardan ve yardımlara dayalı iyi niyetlerden başka bir düşüncesi olmayan Hafız bu işe el atıp.Saliha'yı saliha'nın babasından İbrahim'e istedi.Uzun razı olmazlıklardan sonra,Annenin ısrarları Saliha'ya "Senin düşüncen ne" diye sorulması ve onunda rızasıyla baba razı olmak zorunda kaldı ve izdivaç imam nikahıyla gerçekleşti.Hafız bu izdivaçla bahar ayında doğuran ineklerden birisinin dişi buzağısını İbrahim'le Saliha'ya evlilik hediyesi olarak verdi.İbrahim ve Saliha artık bir yuvanın içinde sürdürdükleri ömürleri içinde fakirdiler ama mutluluklarına diyecek yoktu.Gün gün seneler geçti,buzağı büyüdü ama İbrahim'le Saliha'nın asla çocukları olmadı.Sandı'da Saliha elleriyle büyüttüğü buzağısına "Düğüşüm" dedi.Çocuksuzluğu onu ineğine ve ona ot toplamalara hep onunla vakit geçirmelere itti.İbrahim her ne kadar "Ver köyün inekleri arasına alayım,onlarla birlikte yayayım" dediysede Saliha ineğini asla köyün inekleri arasına katmadı.Koca Kerim iyice yaşlandı torunlarını artık hiç tanıyamaz oldu.Bir kış günü bu dünya'dan göçüp gitti.Akabinde kardeşi Apdülkadir (Hacı) öldü.Sandı'da yaz sıcaklarında oraklarlarla ekinler işlendi,harmanlar öküzlerle döğenler sürülerek kaldırıldı.Bağlar bozuldu pekmezler,bulgurlar kaynatıldı.Güz inimi rüzgarlar ağaçları hışır hışırtatırken sararmış yapraklarda ağaçlardan yerlere dökülüp,ora bura sürüklenirken göçmen kuşlar çoktan sıcak güney illerine göç için yollara çıkmışlardı.,..07/Kasım-2025 Şerafettin Sorkun/Konya'dan Sandı köyü anılarım.
Sandı'ya varıp,evine girdiğinde cır cır böcekleri hiç susmayıp,aralıksız ötmeleriyle gecenin sessizliğini bozuyorlardı.Köyün köpeklerinin bu saatlerde havlamaları eksik olmuyor,gece boyunca birinin havlaması,diğerlerininde ona karşılık verişleriyle hepsinin bu tempodaki ses karışımları bozuk bir orkestra dinlentisi gibiydi.Eve girdiği haliyle kendini yatağa atmasıyla çok kısa sürede vücudunun her tarafında bereler oluşmasına neden olan sopaların meydana getirdiği ağrı ve sızıların acılarını bir süre sonra halsizlik ve yorgunluğun ağır basmasıyla unutup,derin bir uykuya daldı...Hölük tümden,bütün akşamlarda İbrahim ve Saliha'nın buluşmalarından haberdardı.Onların el ayak kesilip köylünün uykulara yattığı karanlıklarda bu şekil buluşmalarını sindiği bir yerden izliyor,arkasından İbrahim'in dönüşlerinde,nerelerden döndüğünü uzaklardan sezdirmeden takibe alıyordu.Bir süre köyde kimselere görünmez olduğu evrelerde evin anası-babası tarafından saklanan bir kaç liranın olduğu zula yerden gizlice 4 adet sarı 25 kuruş aldı.Bu ilerde belki farkedilecek Hölük bunun bedelini ama dayakla,ama başka bir şekilde ödeyecekti ama bu yiyeceği dayak ve ödeyeceği ailesi tarafından verilecek ceza İbrahim'e olan kini ve öfkesinin yanında çok gerilerde kalan bir akibetti.İbrahim'in önü kesilmeli,gerekirse eli ayağı kırılmalı,Saliha ile gece buluşmaları engellenilmeliydi.Yukarıdaki kendi köylerinden ötelerdeki başka köylerden birinde bu işi ücret karşılığı yapacak olan daha önceden bulup mevzu ettiği kişiyle buluştu.O kişi,2 kişi daha bulacak,onlara 25 er kuruş verecek 50 kuruşun tamamıda kendisinin olacaktı.Bir kaç gece İbrahim'in Saliha ile buluşmasını,gidişlerini,gelişlerini takibe aldılar,planlarını yapıp gidiş-dönüş güzergahında köylerine bayağı uzak mesafede bu olayı gerçekleştirdiler.Bunlar zaman içinde Hölük'ün bu olayı ama övünme ama başka türlü anlatımlarıyla zuhur edilmesiyle ortaya çıktı.Sonradan öğrenilen bu mesele üzerinde İbrahim hırs ve kin oluşturacak intikam alma duyguları beslemedi.Bir kaç sene sonra Saliha'nın babasının köye gelişinde,Saliha haber ileterek İbrahim'den babasından kendisini istemesini belirtti.İbrahim Hafız'dan yardım istedi.Hayatı yardımlardan ve yardımlara dayalı iyi niyetlerden başka bir düşüncesi olmayan Hafız bu işe el atıp.Saliha'yı saliha'nın babasından İbrahim'e istedi.Uzun razı olmazlıklardan sonra,Annenin ısrarları Saliha'ya "Senin düşüncen ne" diye sorulması ve onunda rızasıyla baba razı olmak zorunda kaldı ve izdivaç imam nikahıyla gerçekleşti.Hafız bu izdivaçla bahar ayında doğuran ineklerden birisinin dişi buzağısını İbrahim'le Saliha'ya evlilik hediyesi olarak verdi.İbrahim ve Saliha artık bir yuvanın içinde sürdürdükleri ömürleri içinde fakirdiler ama mutluluklarına diyecek yoktu.Gün gün seneler geçti,buzağı büyüdü ama İbrahim'le Saliha'nın asla çocukları olmadı.Sandı'da Saliha elleriyle büyüttüğü buzağısına "Düğüşüm" dedi.Çocuksuzluğu onu ineğine ve ona ot toplamalara hep onunla vakit geçirmelere itti.İbrahim her ne kadar "Ver köyün inekleri arasına alayım,onlarla birlikte yayayım" dediysede Saliha ineğini asla köyün inekleri arasına katmadı.Koca Kerim iyice yaşlandı torunlarını artık hiç tanıyamaz oldu.Bir kış günü bu dünya'dan göçüp gitti.Akabinde kardeşi Apdülkadir (Hacı) öldü.Sandı'da yaz sıcaklarında oraklarlarla ekinler işlendi,harmanlar öküzlerle döğenler sürülerek kaldırıldı.Bağlar bozuldu pekmezler,bulgurlar kaynatıldı.Güz inimi rüzgarlar ağaçları hışır hışırtatırken sararmış yapraklarda ağaçlardan yerlere dökülüp,ora bura sürüklenirken göçmen kuşlar çoktan sıcak güney illerine göç için yollara çıkmışlardı.,..07/Kasım-2025 Şerafettin Sorkun/Konya'dan Sandı köyü anılarım.

Yorumlar
Yorum Gönder