Ana içeriğe atla

GÖNÜL İSTEKLERİMİZ


    Bir köşeye çekilip sessizliklerini duyurabilenleriniz olmuşmudur acaba?Sizi sessizken sadece sessiz olanlar anlar ve duyarlar.İnsanın önemsiz bir organı yoktur ama atıp duran kalbinizin vücudunuzun en önemli organı olduğu muhakkaktır.Ovalımsı yuvarlak bir görünüme sahip et parçasından ibaret olan kalp,güçlü kaslardan ibarettir.Bilim onun en güçlü vücut organı olduğu yönünde tesbitleri bizlere öğretmiştir ama bu çok güçlü organımız; olumsuzluklar,üzüntüler yaşadığmızda,elimizden düşüp kırılan bir billur bardak misali yüzlerce,binlerce parçalara bölünebilir ve toparlanmamız,yeniden normallere dönebilmemiz,çok zor olur.Gözlerimizin görüpte,gönlümüze düşen isteklerimizle neler neler arzu etmeyizki!!Gökyüzünde süzülüp duran beyaz bulutlara salıncaklar kurup,onlarda sallanaraktan,taa o bulutlara erişip,onların üzerlerine çıkıp,aralarında yuvarlanmak istemelerimizden,romanlarda okuyup,filmlerde gördüğümüz,yer kürenin herhangi bir yerindeki güzellikleri keşfetmelere kadar,neler neler istemeyizki.Çoğumuzun hayatları "Belki bir gün,yarın,bir gün mutlaka,elbet günün birinde,aman gezecek görecek ne varki,otur oturduğun yerde,boşuna bu kadar yol tepip yorulmuşum,ah biraz paramız olsaydı" gibi beklentiler,umular,elde edişler,beğenmeyişler veya çok memnun oluşlarla geçer.Bunlar gönlü şen tutmak adına beynimizin gönlümüze yön vermeleridir.Bu sene 2019 senesinin Nisan ay'ının başlaması ve ortalarını bulmadan çok sevdiğim Anamur'a Konya'dan gidişimle birlikte,bu sevdiğim güzel beldede bisiklete özgürce binmelerimden tutunda,mevsimin getirdiği ve doğaya yansıttığı yeşilin daha koyu bir yeşile dönüştüğü tepelerinde,bayırlarında,kızıl çam ormanlarında yürüyüşler yapıp,güneşin batıp karanlığın inmesiyle kumsallarına inip,kumlar üzerine oturup,dalgaların hiç bir müzik sesine değişilmeyecek kıyılara vuruşlarıyla bir armoniye dönüşen hışırtılarını,gökyüzününün yıldızları altında dinlemelerimden tutunda,çok hoşuma giden Akdeniz'in ılık rüzgarlarını bedenimde hissetmelerime kadar,karanlığa yol alan akşamlarında doyasıya yaşadım.Ben sessizlikleri dinlemeyi,sessizliğin sesini duymaları seviyorum.Benim yüreğim bunu istiyor...21/Ağustos-2019 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...