Ana içeriğe atla

SEVDALAR

 


    Hatırla sevgili,hatırla o birlikte hiç bitmesini istemeyip beraber geçirdiğimiz zamanları.Hayatımızdan her geçişiyle "Ne güzel anlardı" deyip gıptalar edip imrentiler duyacağımız geçen günleri.Gitmelere mecbur bırakılıp ayrılışlar oldu sen başka ben başka evlerde uykuların gelmediği bitmez gecelerde yarınların oluvereceği saatleri beklerken.Bitmiş,tükenmiş,kavuşamayacak çaresizliker içinde değildik.Eski birlikte yaşadığımız yıllarda dinlenilen şarkılar vardı bu kentte.Sen duymuştun,ben duymuştum ve halâ sen duyuyorsun ben duyuyorum.Şarkılar dinlenirken etkiler vardı geçen günlerimize özlemler duyuracak ve kalplerimize bitmesi,tükenmesi olmayan sevdalar yükleyip yaşatacak.Bunları anlatıyordu bir şarkı.Zevkle,şevkle dinlerken çıkmazlara yol yok düşüncelerinizde,içine düşülüp yoksullaşan sevdalarla,işiniz gerçekten çok zor.Kalbinize ekin işlerken,nohut yolarken giriverir.Fukaralık vardır bu cesaretinizi kırar,sevdalar derin mezarlara gömülürcesine gömülür içinize.Yollar aşılması güç,yollar dik,bayır ve zahmetli.hiç sönmez ateşler misali gönlünüzde yanıp duran yükün tutulan sevdaların hatrı kalır.Özlemi vardır eski birlikte geçirilen zamanların,kırlarda gezmelerin,çoban çeşmelerinden avuş avuç,hapam hapam içilen suların,giz yerlerde oturmaların.Bir tuhaf olsada zaman,mevsim yaz,kış,güz yada bahar hiç fark etmez bir araya gelinmişse yürünen yolların,çıkılan tepelerin.Bazılarının çay tiryakilikleri delidir.Kaynatılıp demlenmesi beklenen,sonra içilen çayların..Dedim ya tiryakilikleri vardır,şorda,şurda keyifler sürerken içtikleri,tabakalarındaki tütünlerden sardıkları sigaraların,oturup yaptıkları dostluklarla sürdürülüp giz odalarda anlattıkları hiç bitmez muhabbetlerin..Kalbinizde yer tutup derin bir yerlerinizde işgal olan sevdanız.Dedim ya fukaralık gözü çıksın,kapıdan bacadan içerlerden sokulmasın güven kırar,yiter sevdanız.Kader işte,kimse varlıklı doğmaz,yollarınız ayrılır.Yıllar,yollar farklı yerlere sürüker götürür.Gönlünüz derbeder ama hatrı vardır ve hatrı çok farklıdır,gönlünüzün bahçesinin ona açan gülleri,hiç solmaz.Çay tiryakilerinin demlilklerde çay demleyip keyifle içmeleri bekleyişleri,sigara tiryakilerinin tabakalarındaki tütünlerden ince kağıtlara sararak içecekleri sigaralara olan tutkuları gibi,sizden hiç gitmez işgaliyle müptelalığınız,tiryakiliğiniz vardır,derinlerde yaşatılan.çekilesi çıkmaz sevdaların...29/Kasım-2025 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

  1. Anılar, anılar acı, tatlı ; özlenecek, özlenmeyecek... Şeref sen bana bir hayat türküsü atmıştın ya... çok beğenmiştim, makalende onun açılımı gibi olmuş, beğendim ama o türkünün sonunda söyletmen beni dişe bitirerek çok anyam katıyordu...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...