Ana içeriğe atla

YALELLİ



 

     Bir zamanlar benim ortaokulda olduğum senelerde görsel medya olmadığından gazetelerde çoğu çoğu Uganda ve Uganda devlet başkanı İdi Amin'le ilgili haberler okurduk.Sonraları bu devlet başkanını Amerika'ya bir hömermesi sonucu Amerika'nın sessiz sedasız bu karizmatik devlet başkanını tedavülden kaldırtıp yok ettiğini öğrendik.Uganda ve İdi Amin haberlerinin birden bire ardı arkası kesildi.Uganda devlet başkanı İdi Amin kendi kendine suikast seneryoları düzenler gazetelerede paralar vererek "İdi Aminé suikast düzenlendi,ona tuzaklar sökmez 30 kişiyi alt etti" diye yalan haberler çıkartır tüm Dünya İdi Amin'le yatar,İdi Amin'le kalkardı.İdi Amin Uganda yönetim idaresini asla bir başkasına vermedi despotluğa götürdüğü yönetimi bu sır yok edilişiyle son bulmuş oldu...Yine o çocukluk yıllarımızda kentlere sirk demeyimde gösteriler için kurdukları çadırlarda,cambazlar ip üstünde yürürler,hiç görmediğimiz maymun ve bazı hayvanları meraklı vatandaşlara ücret karşılığında göstererek bu işlerden para kazanırlar,çadır iş yapmamaya başlayınca çadırın önüne elinde uzun tenekeden boruyla (megafon) biri çıkar ve bu borunun küçük tarafını ağzına götürerek sesin bir tarafa yönlenmesini sağlar.Vatandaşların görecekleri şekilde çadırın dışına çıkardıkları evcil bir yaban domuzunu,kulaklarından hayvana acı verecek şekilde çekerek bağırtır,hayvanın kulaklarının çekilmesiyle canı yanarak bağırışlarının dikkat çekilmesiyle "Gel vatandaş gel,işte Toros Canavarı " diye megafon borudan bağırarak çoluk çocuk,yaşlı genç bir sürü kalabalık şimdiye kadar hiç görmedikleri acayip sesler çıkaran canavarı bedava seyredeceğiz diye oraya koşar.Oluşan kalabalıkla hemen dışarı kurdukları bir ip üzerinde elindeki uzun bir sırıkla yürümeye çalışan cambaz devreye sokulur.Cambaz ip üstünde zamanı belli küçük bir gösteri yapmaya başlar.Oraya biriken vatandaş cambazın ip üstündeki gösterisine acaba ipten düşecekmi düşmeyecekmi ikilemleriyle pür dikkat kesilip heyecanla bu gösteriyi izlerken yani cambaza bak cambaza diye çığırtkanlık edilirken halkın cambaz seyrine kilitlenip dikkat kesilmesiyle yine bu çadırcılardan başka bir kişi veya kişilerde kendinden geçmiş vatandaşların arasına dalıp cambaza kendini kaptıran meraklı vatandaşların ceplerini fark ettirmeksizin bildikleri,kendilerine has uygun yöntemlerle para vs.ne bulurlarsa boşaltırlarmış..Biz çocuk olduğumuzdan çocuklarda da para olmayacağı için bizler böyle bir durumla karşılaşmadık ama bu şekil soyulmalarla ilgili çok duyumlar aldık.Cambaza bak cambaza söylevi şimdilerde de halkın kış soğuklarıyla baş edemediği,elektrik faturalarının üstesinden gelemediği,pandemi belasından bunalıp evlere kapanıp bu kapanmayla sıkıntılara gark olduğu,pazardan panayırdan gıda ve sebze-meyve ihtiyaçlarını karşılayamadığı şu evrelerde oy verip bizleri idare etsinler diye başımıza getirdiklerimiz tarafından devreye yine sokuldu.Bize cambaz masalları anlatırlarken ortalığı yaptıkları zamlarla yakıp kavuruyorlar..Aklıma gelen bir başka hikayeyi buraya iliştirivermeden geçemeyeceğim.Bir futbol maçı müsabakasına çıkacağımız esnada,hakemler gelmeden sahada ısınırken takım ve çocukluk arkadaşım Ali Kozağaç bizleri güldürmek için anlatmıştı.Maç başlamadan ısınırken arkadaşlar olarak hepimizin çok hoşuna gitmiş ve çok gülmüştük.Çölde yolculuk yapan Arap ve Şeytan yayan yapıldak,nasıl bir araya gelerek boş bulunmuşlarsa Büyük Sahra'yı birlikte geçiyorlarmış.Şeytan çöldeki kum tepelerine bir bakmış demiş bu çöl bitmez.Şu arabın üstüne bineyimde hiç değilse sonuna kadar olmaz ama çölün birazını kat eder rahatlarım diye içinden geçirmiş.Arap'a "Arap kardeş ben çölü geçecek çok güzel bir teknik buldum" demiş.Bunları söylerkende arabın yüz ifadesine nasıl tepki vereceğine bakıyormuş.Arap gayet sakin nedir o teknik Şeytan kardeş demiş.Şeytan arabın yüzündeki ifadenin sakinliğinden tamam razı edecem galiba düşünceleriyle "Birbirimizin sırtına binelim sırtta olan türkü söylesin türkü bittiği zaman o insin öbürkü binsin" demiş ama önce ben binecem diyede özellikle belirtmiş."Arap tamam Şeytan kardeş önce sen bin" demiş.Şeytan sevinçle Arap'ın üstüne binmiş.Başlamış türkü söylemeye.Türkü bitiyor başka bir türküyü ulama yapıyor tekrar aynı nakaratla devam ediyormuş.Bir iki tepe aşmışlar uyduracak,ekleyecek bir şey kalmayınca Arap"Bittimi Şeytan kardeş demiş".Nihayetinde üzerinde bir yük taşıyor ve sabırla sıranın kendisine gelmesini istiyor.Şeytan arabın üzerinde "Durma devam et,biraz daha kaldı deyip son uyduracaklarını,ekleyeceklerinide ekledikten sonra velhasılı binme sırasını Arap'a devretmek zorunda kalıyor..Arap binmiş Şeytanın sırtına ve başlamış türküye."Hele hulle ya habibi yalelli".Çöl bitmiş halâ yalelli.Şeytan Arap kardeş daha bitmedimi türkü demiş.Arap,nerdeyse çöl bitmiş ama türkünün yarısına bile gelmedik diye şeytana cevap verince,şeytan Arabın altında her tarafından terler akıtırken bin pişmanlar olmuş böyle bir teklif yaptığına yapacağına.İşte arap yalellisinin hikayesi budur ve bitmek nedir bilmez.Sene 2021..Bu senelere kadar 2003 senelerinden beri ülkenin yönetimini eline alıp yani daha doğrusu refaha ereceğiz diye vatandaşlar olarak sırtımızda taşıdığımız,oy verip başımıza bizleri idare etsinler diye seçtiklerimiz,güçler ayrılığı dengelerini tarumar edip,keyfe göre kadro ve makamlar tanzim ederek,halkın teveccühleriyle buralara kadar inandırmayı başararak gelen bu zihniyet "Cambaza bak cambaza" diye vatandaşlara gazel okumaktadır.Bu gazelde arabın yalellisinden başka bir şey değildir.Çöl bitmiştir vatandaşın Ay'a kadar yürüyerek sırtındaki yükü taşımasına gerek yoktur.Bu vatandaş güzelliklere,aydınlıklara,hakka hukuğa ve her şeyden evvela saygıya ve refaha layıktır.14/Şubat-2021 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan saat:00,20


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...