Ana içeriğe atla

25 + 15 KURUŞ

     Babam Kayacık köyümüzden yine kazamız Bozkır'ın Kozağaç köyününün ilkokuluna öğretmen atandı.Bu atamayla daha önceden köyden göç eden dedemlerin oturduğu Bozkır'daki Sonyaz mahallesine köyümüzden benim tanık olduğum ilk göçümüz olmuş oldu.Bozkır'daki bu mahallemize göç etmeden evvel ilk yaptırıp sahip olduğumuz evimize yerleştik.Biz buralardan da geçip,göçüp km.lerce uzaklıklara yol aldık.Gitmeler;unutmalar,dönmemeler değildi.Okul kapanışları iple çekilir sevinçlerle dönerdik ilk koyup gittiğimiz,doyup büyüyüp yol alıp ayrıldığımız köyümüze.Dönüşlerimizde coşkular olur,his dünyalarımızda heyecanların doruklara çıkmış etkilerini yaşardık.Bir gün bana sorsalardı çekip çıkıp koyar gidermisin buralardan diye.Yüzlerce binlerce kez verilecek cevabım hayır olurdu.Serbestliklerimin,özgürlüklerimin kısıt,kısıt yok olacağı düşünceleri beni korkutur,alışmadığım kentler,bu kentlerde bilmediğim insanlar yanında ürküler yaşar,sesim soluğum çıkmaz,serbestliklerim biter,haykırmalara,haylazlıklara cesaretim olmazdı.Gitmeleri ben istemedim.Şimal yıldızı misali sonsuzlara kadar durağan kalır doğduğum topraklarımda son nefesimi verir,oralarda ölür,oralara gömülürdüm.Bırakır giderler,giderlerde neden sonlarında öldükleri zaman doğdukları topraklara gömülmeleri isterler!!.Bozkır/Konya'da,satırlar edilip ak kağıtlara dökülen şiirler misali lirik,lirik olduğu kadar her evresini dolu dolu yaşadığım o yıllarda sıradan değil akıcıydı gecelerin gündüzlere geçişlerinde tepelerinde,bayırlarında,sokaklarında,caddelerinde sürüklenişlerim.Sütbeyaz,ziftkara güvercinlere sevdam ilk bu kentte başladı.Sonra çanak gibi bizi içine alıp etrafımızı çevreleyen dağların tepelerine çıkma ihtiyacı hissettim.Dükkanlarında şekerleri helvaları görür köyümde olmayan bu nesnelere imrenirdim.Çarşı meydanındaki dükkanlardaki leğen kutulara kalıp yapılmış helvalara zun uzun bakar,fırından 25 kuruşa bir yarım ekmek alarak,arasınada 15 kuruşluk helva koydurup yeme düşleri kurardım.Paramın olmayışına üzülür,ilerde derdim,ilerde benimde büyüyüp,çok paralarım olduğunda diye aklımdan geçirir,onları yemeleri ilerdeki büyüyeceğim zamanlara ertelerdim.Paranın gücünü o yıllarda öğreniyor,geceleri yatağınıza giderken o çocukluk evrelerinde şıngır şıngır şıngırdayan sarı 25 kuruş sesleri hayal ediyor,bir 25 kuruşum birde yanında 15 kuruşum olsa ne çok şeyler alırdım düşünceleriyle uykulara mağlüp oluşlarım geliyor aklıma.Doyumsuz sevinçlerimiz vardı nefes alışlarımıza sığdıramadığımız.Şimdilerde çok şekerler,çok helvalar var,varda zaman çocuk yaşlardaki iştahlarımızı yok edip,uzaklara çok uzaklara yol aldırıp götürecek kadar acımasızca geçip gitmiş.Öylece dursunlar çok 25 kuruşlar,15 kuruşlar sahip olsamda canım çekmez olmuş,Bozkır'da o gerilerde kalan yoksul,iştahlı çocukluğumu özlüyorum..13/Şubat-2023 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

  1. Zannedersem yıl 1964 veya 1965 Cumrada her yer bembeyaz, mevsim kis, ben ve yanimdaki bir kaç arkadaşla .Bir kahvehanenin bugulanmis camindan icerde sobanin etrafindaki isinan ve ellerinde sicacik cay ve sarı sarı oraletleri görünce, icimizden bir ahhh cekerek keske bizde baba olsaydik, çünkü baba'nin cebinde para olur ve kahveye rahatca girip sobanin kenarına cekilir rahat rahat cayimizi yudumlariz diye iç gecirmistim. Büyüdük baba olduk, lakin ne öyle kar gördük nede kahve ye gitme arzusu cazip geldi.

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel abi devam

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...