Ana içeriğe atla

HER YERDE KAR VAR-2


       Nihayet günlerdir yağmasını çok isteyip,beklediğim kar'ı; ince ince yağarken, penceremden sevinçle seyrediyorum.Hayat tecrübelerime göre yağış görüntüsü hemen kesilecek, bitecek gibi değil, süreklilik arzediyor.Bazen hafif bazense ağaçları sarsıp, sallayıp eğecek kadar vuu vuu diye sesler çıakararak esen bir rüzgar var, karları ora bura savuruyor.Bu yağışlar evrenin yeniden canlanmasına neden ve tüm canlılara hayat verecek.Ülkemizde hiç seçmediğimiz, tasvip etmediğimiz politikacı adı altındaki insan tiplemelerinin, halkı kandırarak seçim sandıklarındaki aldıkları, çalıp çalmadıkları şüpheli oylar ve bu oylarla işgal ettikleri devlet mevkilerinde egemenlikleri,saltanatları var.Bu beş para etmez insanları kim seçiyor,nerden nasıl bir şekilde gelipte başımıza egemen oluyorlar, bunun sorusunu kendi kendime hep sormuş, içinden çıkamamışımdır.Cumhuriyet sabun köpüğü gibi ellerimizin arasından eriyip kaybolmak üzeredir.Hür irade diye bir şey kalmamış, parti adı altında toplanan kişiler; halka hizmetten ziyade, partilerinin genel başkanlarına biat eder bir hüviyetin temsilcileri durumlarına düşürülmüşlerdir.Nedir bu ülkeyi yönetmeye aday parti genel başkanının ayrıcalıklı imtiyazları ve yetkileri? Her nasıl olupta fırsat yakalayıp genel başkan mertebesine erişmiş, o genel başkanlık koltuğunu işgal etmişse, o makamdan jiletle kazısanız dahi indiremeyeceğiniz, alt aşağı edemeyeceğiniz konumları zaptetmiş demektir.Bu genel başkan sifatındaki zat; partisinin delegelerini kendi belirler, milletvekilleri de halkın seçtikleri değil, bunun belirledikleridir.Böyle olduğu içinde, parti içinde kendisini sürekli destekleyen bir yalaka grup oluşur.Bu şakşakçı yalaka grup artık işi götürür.O başarısız olsa bile,bu dalkavuklar allem eder kallem eder danışıklı istifa asla etmez de, genel başkanlarının, göstermelik istifalarına engel olur."Ne demek bu parti ilk defa sizin zamanınızda bu şekilde başarılı oldu" gibi şişirmelerle çarkın aynı şekilde dönmesini sağlarlar.Parti genel başkanı kazara iktidar olmuşsa, halk yahut memleket değildir icraatları.Köşe dönmenin en kolay yolu; yol yapmaktır, köprü yapmak, yeniden imar planları açmaktır.Bütün bunlar ihalelere verilir.Bu ihaleleri kazanacak kişiler de bellidir.Daha evvel ülkeyi yöneten yapıdan seçimle yetkiyi alıp, onların devretmeleriyle, kendilerine göre enkaz devir alındığı için, memleket borç batağındadır ama ülke yararına yapılacak çok icraatlar vardır, bunlar çok zaruridir, yapılmazsa vatandaşlar per perişan olur.Bu yüzden vergiler artırılmalı, vatandaşın giydiği dondan bile vergi alınmalıdır.İktidar olmuş parti,ülkemizde çok büyük saltanat demektir.Herşey artık genel başkanın güdümündedir.Yargı eski yapının işgalidir, doğru kararlardan ziyade yanlı kararlar verdiği için salt değişmelidir.Adalet ve iç işleri, milli savunma bakanlıkları çok özel kişilerden atanmalıdır.Ondan sonra devletin bütün kurumlarına bağlı kaymakamlardan, valilere, kurumlardaki yetkililere tüm yapı değişmelidir.Bu döngünün içinde gariban halk hür iradesini teslim ettiği kişilerin elinde kul köle durumuna düşürülerek dahada fazla yoksullaşacağı,garibanlaşacağı artık kaçınılmazdır.Evet her yerde kar var,bu kar evreni tüm pisliklerden temizleyecek, silip süpürebilecekmidir?..Nerden buldun yasası çıkarılmazsa, gerçek mal beyanında bulunulmazsa, milletvekillerinin,belediye başkanları da dahil hem emeklilikten hemde yeni baştan seçilmişlikle aldıkları maaşlar, yasayla düzeltilip halkın gözünde bir hak ediş olarak, onların vijdanlarına göre ayarlanmazsa çok zor...06/Ocak-2015 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...