Ana içeriğe atla

ÖLDÜRÜLEN KADINLAR


İstanbul ilimizde dün tek başına yaşamayı seçen yalnız bir kadın öldürüldü.Kadını öldüren evininin önüne pusu kurarak bekleyen eski kocası.Talihsiz kadın sabahleyin evinden çıkıp işe giderken,evinin önünde,onu bekleyen,zamanında kadınlık yaptığı kocası tarafından hunharca bıçaklandı.Kadını,sokakta sürükleyerek tenha bir yere götürmeye çalışırken,kadının yalvarmalarına,ağlamalarına aldırmayıp,bir eliyle kadının ağzını kapatmaya çalışırken,bir elindeki bıçakla da rastgele defalarca bu bıçağı kadının vücudunun çeşitli yerlerine saplayan bu psikobot manyağın cinayet sahnesini sokaktaki termal kameraların tv haberlerine yansıtılmasıyla tüm ülke vatandaşları evlerimizde haberleri izlerken gördük.Bu vahim olaya,şoke olduğumu,yıkıldığımı belirtirim.Sokak kameraları sahneleri o kadar net görsel etmişki,tüyler ürpertici bu olay öyle sanıyorumki ülkemiz insanlarının genelinde canlarını sıkmış ve üzülmelerine neden olmuştur.Bu şekil uyumsuz kişilik ve karakter yapısı taşıyan psikobatların bir kaç sene dahi hapis edilmeden bırakıverileceği düşünceleri,toplumda hukuk sistemine güvenilmeyeceği bakış açısıdır ve vijdanlarda itibar görmemektedir.Kişiler nihayetinde hayatlarını bir eşle birleştirirler.Zaman içerisinde bu birliktelik heyecanını yitirir,çiftler bu beraberliği artık taşıyamayacakları kararlarını alabilirler.Yahut eşlerden bir tanesi kendisini bu birliktelikte güvende görmez.Kendince ayrılık kaçınılmaz olmuştur.Güvende görmediği birlikteliği ömür boyu bir arada sürdürmeme düşüncesine saygı duyulması,anlayış gösterilmesi gerekir.İki insan medeni bir şekilde oturur ayrılık kararı alabilirler.Kimsenin hayatı kimsenin elinde ipotek edilemez,yürümeyen beraberlik, zorla bir arada yaşamaya mecburiyetlere dönüştürülemez.Bu cinayet yeni bir kadın katli değildir ve bu ağır cezalara çarptırılmadıkça caydırıcı olmamakta,ülkemizde ne yazıkki kadın cinayetleri durmamacasına devam etmektedir. ..03/Şubat-2026 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...