Ana içeriğe atla

BENDEKİ TOROSLAR ve AKDENİZ TUTKUSU


       İlkokuldayken okuma kitaplarımızdaki bazı yazarların şiir ve okuma parçalarından çok etkilenmiş,onları yıllar yılı hiç unutmamışımdır.Bunlardan bir taneside,"Gelmeden kış bitmeden yaz,gidin gidin güzel kuşlar,sıcak güney illerinde bol yiyecek bol güneş var"diye başlayan "GÖÇMEN KUŞLAR" şiiridir.Çocukluğumun bazı evrelerinin Güney'de geçmesi Güney ve Güneyin sıcakkanlı insanlarına karşı bende ılım oluşturmuştur.Konya'nın Karaman'a kadar olan karayolu seyri yolculuğu biraz sıkıcı gelir ama Karaman'dan sonra Toroslar'dan esen ılık rüzgarları hissederken içimde Akdeniz'in dalga dalga özlemi depreşir.Arabanın içinden çata pata yarım yamalak bildiğim,bilmediğim şarkıları tınılar dururum .Şarkı söylemeye başlamışsam,araç içinde doğa görselleriyle mutlu olmuşumdur.Mutlu deyince Mersin/Mut yazlığa gidişlerimizde devamlı uğrak yerimiz olduğundan,ayrıca sevdiğimiz insanlarında bu kentten oluşları,bu kentin gönlümüzdeki yerini ayrıcalıklı tutar.Tepelerden önce Sertavul yaylası,ardından Mut'a inerken artık ağustos böceklerinin durmamacasına ötüşleri kulaklarınızda duyulmaya başlamıştır.Bu böceklerin cır cır ötüşleri,sevdiğiniz özlediğiniz güzel değerler olarak gün gelip hatıralarınızda yer tutabiliyor.Geçen sene Anamur dönüşümüzde zorunlu uğrak yerimiz olan Mut'da,yeryüzü güzelliklerinden bir köşe diyebileceğim,etkilendiğim çok güzel bir mekana davet edildik.Bayıldık bu yere.Anlatmakla anlayamazsınız,burayı görmeli burada bir süre mevsimin hangi zamanı olursa olsun bir müddet yaşamalısınız ve yaşarsanız,yaşantınızdaki her şeylerden vazgeçerek burada bir ömür sürdürmeyi bile düşünebilirsiniz.Sertavul'un tepeliklerinden aşağılara inerken Mut'a varmadan birkaç km.beride,asfalt yoldan sola sapılarak 5-6 km.gidilerek varılan bu yerler Mut'ta yaşayan vatandaşlarımızın bazılarının tepeler üzerine kurulmuş zeytin bahçeleridir.Akdeniz iklim yapısına uygun meyve ağaçlarının yanı sıra,üzüm bağlarıylada ağırlığını hissettiren bu belde,Torosların tepelerinden seyredilesi güzellikler olarak ta düşünülebilir.Sıra sıra uzanıp giden,içimde hep keşfetme,zirvesine çıkma duygusu taşıdığım Toros dağları ve bu dağlardan esen ılık rüzgarlarla ömrünüzü burada tüketeceğim diyecek kadar cazibesine kapılacağınız yurdumun bu güzel coğrafyası görülmesi ve yaşanılası gerçek bir güzellik.Bu mekanda,geçen sene tatil dönüşü çok az bir süre geçirmemize rağmen,cezbedici büyüsünün etkisinden halâ kurtulmuş değiliz... Tanıdığımız;Mehmet Gündüz,Teslime Gündüz izdivaçlarıyla birlikte bu güzellikleri gençliklerinden bu yana omuz omuza,sırt sırta vererek var etmişler.Şimdi kız,kızan ve torunlarıyla yılların üzerlerine bıraktığı ağır yorgunluğu,evlatlarının buraları ziyaretleriyle bir nebzede olsa unutmaya çalışıyorlar.Bu bahçe gençliklerinde bin bir emekle meydana getirilmiş uğraşlarıyla,yorgun akşamların zifir gecelere dönen karanlıklarını birlikte aşmışlar.Şimdi onları çok mutlu eden güvenceleri torunları var.Onlar kendilerinin gözünde çok büyük değerler.Yürekleri sevgi dolu,başka yüreklere kaynak olmuş.Torunları Bilgesu periler kadar güzel,paylaşımcı,fedakar.Bir başka torun Yamaç,kendine güveni fazla,Diğer torunlar,Toprak ve kardeşi Elif Güneş,abla ve abi konumundaki Bilgesu ve Yamaç'ın himayesinde rahatlar.Nevin Gündüz Şenel,bu ailenin kızları,Toprak ve Elif Güneş'in anneleri,Babaları Nevin'in eşi,Mehmet Şenel.Meryem Urlu Gündüz gelinleri,Bilgesu'nun annesi.Bizim toplumumuzda insanlarımızda yerleşik değişmez bir düşünce vardır.Gelin ve görümce asla geçimleri olmayan,ömürleri düşmanlık içinde geçen,devamlı kavgalı iki yapı olarak bilinir.Buna yaşanılan hayatın içindeki örneklemelr bir kanıttır.Gelin ve görümcenin ilk defa bu kadar uyum içerisinde diyoloğlarına şahit oluyorum.İkiside asla suratları asık sevimsiz tiplerden değiller.Akdeniz insanının sıcak,ılımlı karakteristik yapılarını onlarda görüyorum.Karasal iklim insanı bizler,Akdeniz iklimi insanına nazaran daha soğuk yapılardayız.Bu mekanda başka kimler var? Yamaç'ın Annesi ve Babası,bir tane de buralarda olmaktan çok memnun bir köpek..Bulunduğumuz bahçenin içinde taş bir ev var,evin dışındaki merdivenden çatısız beton damına çıkıyoruz.Asmalar üzümlerle dolu,her salkım bizi koparın dercesine.Damın üzerinden tüm doğayı seyre başlıyoruz,şakalar,gülüşmeler gırla gidiyor,zeytinler topluyoruz.Buraya gelinmeli,bu tad hep alınmalı burada daha fazla kalınmalı diyoruz.Göyüzü masmavi,kırlangıçlar uçuşuyor.Kırlangıçlar genelinde yuvalarını ardıç ağaçlarına yaparlar,zira bu ağaçlarla kırlangıçların öteden beri çok güzel dostlukları oldukları bilinir.Kırlangıçlardan bir tanesi göç zamanı,uzun süre uçamayacak şekilde sakatlanır.Önce meşe ağacının kapısnı çalıp uçamayacağını ve kışı onda geçirmek istediğini belirtir.Meşe ağacı palamutlarımı yersin diye kabül etmez.Kırlangıç bunun üzerine diğer ağaçlarında tek tek kapılarını çalar.Onlar da yaz boyunca hep üzerimizdesiniz,kışı bari rahat geçirelim diyerek kırlangıcı kabül etmezler.Buna çok içerleyen kırlangıç,kuytu bir yerde kışı nasıl geçirecem diye korku ve endişeyle öterken,bu feryadı duyan ardıç ağacı kendisini kabül edebileceğini ve de kış boyunca meyvelerinden yiyebileceğini belirtir.Kırlangıç onun gövdesine sığınarak,meyvesinden yiyerek karnını doyurur,soğuktan kurtulur ve o kış ölmez.İşte bundan dolayı kırlangıçlar yuvalarını ardıç ağacına yaparlar.Bu bir dostluk belirtisidir.Dostluklar fedakarlıklarla olur ve ebedi devam eder.Bir başkadır Akdeniz sevgisi,bir başkadır Akdeniz insanı dostluğu.Çocukluğumun en güzel günlerini geçirdiğim Akdeniz bölgesinin bir beldesinde geçen zamanları unutulmaz özlemlerimdir.Onun için Konya çıkışımla Karaman' ı geçtikten sonra Güney'e yol almak içimde sevinç dalgaları oluşmasına nedendir.Gelmeden Kış bitmeden Yaz..Akdeniz,Toroslar sende geçirecek çok zamanlar var..25/Hazian-2014 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...