Ana içeriğe atla

DERİN SEVDAM


     Kök salmışsam,alışmışsam toprağa,oralardan gönülsüz sökülüp atılmamalı,diyarı gurbetlere,adına sıla denilen hasret yongalarına mahkum edilmemeliyim.Ocağım tütmeli,is tutmuş tenceremdeki aşım pişmeli,derme çatma kulübemin kireç badanalı odasında kör akşamlarda kolumu yastık ederek uyusamda,adına yarın denilen sabahlara içim rahat uyanmalıyım.Büyük caddeler olmamalı önümde.Teknoloji bazen şımarır,bu şımarıklığın meydana getirdiği arabaları ve onların meydana getirdiği gürültüleri duymamalıyım.Köpekler havlamalı,yerli yersiz eşek anırtıları duymalıyım.Kuşlar kanat çırpmalı gökyüzünde,ufukların eriminden gün batımlarını izlemeliyim.Ben çok küçükken köyümde bir çobandım.Ebem kuzuları bana güttürür,ben acunu onlarla benim sanır,göğenin altında,yerenenin otlarından ıslıklar çalarak arı duru saf yüreğimin tüm temizliğiyle ellerimle yolar,onlara yedirir,her birini bağrıma basar,öper,koklar,hazlar alır,yaşadığımı hissederdim.Al atlar,doru aygırlar,dişi kısrakların peşlerinden koşarlar,bu koşuşlarla Soğla gölüne doğru akışlarıyla,nal seslerini tepelerden duyar,bu özgür sevdaların tanıklığına şayan olurdum.Ben soğuk iklimler,sert esen rüzgarlar çocuğu,buğday tarlalarının başaklarında umut dolu bekleyişlerin hiç bitmez yolların yolcusuyum.Ben dibek taşlarında bulgur döven köy kadınlarının,dibeğe vurdukları tokmakların yüreğimde güm güm vuruşlarının seslerini taşıyan,bir köy sevdalısıyım.Dedimya Ebemin (Anne anne) kuzu güdücüsü küçük çobanıydım.O yıllarda bana böyle bir görev verilip Ebem tarafından altıflanmam çok hoşuma giderdi.Kuzuları önüme katıp,kırlara doğru köyden çıkıp yol alırken,kavalım yoktu ama onlara o zamanlardaki bildiğim türküleri söylerdim.Ebem kaymaklarla yumurtalarla iyice kahvaltı yaptırır sonrada kuzu güderken acıktığımda yemem için bir peştamalın içine azığımı koyar,sonrada bu azığımı sıkıca belime bağlardı.Ekili olmayan,bol otlaklı yerlere giderdim.Buralar genelinde köyümüzün kır bağlarının üzerindeki tepelerdi.Nasıl özlüyorum o kuzu gütmeleri,Ebemi,öldü gitti ama hiç unutulmadı,üzerinden turnaların,kekliklerin,bıldırcınların,yaban ördeklerinin eksik olmadığı Soğla gölüne doğru uçup giden kuşların olduğu güzel köyümü anılarımda yaşatmadığım bir gün dahi olmadı.Bunlar mazinin derinliklerinde gömülü kalırken şimdilerde beton yığınlarının arasında devam eden hayatlarımızda,mutluluklar çok uzaklarda.İnsan sevgilerinden,tutunduğumuz hayvanlarımızdan soyutlanıp,robotlar gibi sürdürülen bir yaşamın seyyahları olduk.Ben türkülerle doğdum türkülerle büyüdüm.Yanık türküler bir ayrı yakar beni,işte bu yüzden,sılama,köyüme sevdam derindir...16/Nisan-2017 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...