Ana içeriğe atla

ANAMUR ve PAZAR

 



 

         Evimizin içinde baş köşeye koyduğumuz,gözlerimizi ayırmadan izlediğimiz televizyonların,vücudumuzda elektriklenmeyi artırdığını,bizi başka uğraşlardan uzaklaştırarak,körerttiğini düşünüyorum.Son yıllarda hiçbir klasik yahut bilimsel eserin sayfasını açıpta okumuş değilim.Daha ortaokul yıllarımda iken Yaşar Kemalin,Fakir Baykurt'un Orhan Kemal'in ve daha birçok yazarın hemen hemen tüm eserlerini okumuştum.Ne severdim Nazım Hikmetin şiirlerini.Aşık Veysel'in sazı sözü beni kendimden geçirir bulunduğum yerde bir tahtaya çakılmış çivi misali hiç bir yerlere kıpırdamadan gecenin geç saatlerinin akışına kadar onun türkülerini dinlerdim.İçimdeki eksik kalan diğer tutkumun,sanat sevdamın tamamlayıcısı Aşık Mahsuni Şeriftir.Oturur bağdaş kurar alır eline sazını bir kuzunun meleyişini andırır gevrek sesiyle tatlı tatlı söyleyişini,beğeniyle dinlerim.Resim yapan bir kaç dostum oldu.Kafalarındaki objeleri yüreklerinden gelen yansımalarla tuallere döküp önlerindeki tuale sürüp durdukları fırçalarla seyredilmesi doyumsuz eserler meydana getirebiliyorlar.İnsan dün sevinçliyse bugünde yarında ve gelecek zamanlardada sevinçli olmalı.Büyük Ata'nın söylediği gibi her şey olabilir ama Allah vergisi bir yeteneğiniz yoksa sanatçı olunamıyor.Bu gün Anamur sıcak olmasına rağmen esen rüzgarlarla bu sıcağı bir nebzede olsa hissetmeyebiliyoruz.Bu kentte en sevdiğim şeylerden biride 3 kez kurulup,değişik ürünlerin sergilendiği pazar alışverişine çıkmak.Köylü kadınları kendilerine has şivelerle pazarda;tarlada,bahçede,bağda yetiştirdikleri ürünleri satarlar.Bu pazarlarda koyun yoğurdundan tereyağlarına kadar herşeyler sergilenir.Yurdum insanı çalışkandır ve herşeyden önemlisi gönlü boldur.Onlarla alışveriş ve sohbetler çok güzel olur yeterki insan yapısına uyan bir karakteriniz onların gönüllerine inebilen bir konuşma dilinizi olsun.İnanın insanın canı sıkılmayacak kadar bulabileceği vakit geçirebileceği çok olanak ve imkanları var,yeterki bu imkanları görmezden gelip gözardı etmesinler.Diğer hobilerimden biri her sabah muhakkak yürüyüş ve koşu yapıp denize öyle gitmek.Gün batımı ise yine yürüyüşler ve arkasından saat 20,30-21,00 gibi ay ışığında deniz keyfi.Deniz akşamın karanlığından yararlanıp bunu fırsat bilerek bir birlerine sokulmuş bir kaç aşığın haricinde bomboş.Benim Akdeniz akşamlarım böyle akıp gidiyor.17/Ağustos-2016 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...