Ana içeriğe atla

EBEMİN SANDIĞI


     Hiç bir görüş belirtme yada bir çizik atma düşüncelerinde değilim.Hep kafamda baykuşlar,sırtlanlar,kan emici vampirler var.Güneş gökyüzünde çekildi gitti hepten sisi,pus güzel yurdumun dağları,bağları,ovaları.Yağan yağmurlar yağmur değil,ırmaklardan akan sular su değil.Göçebeler bile bir yer bulup az biraz bir solukluk konaklayalım düşüncelerini taşımıyorlar.Hepten tekmil Cumhuriyet değerlerini kanında canında taşıyanlarda ne olacak böyle böyle,bu gidişin sonu iyi değil korkuları ve panikleri var.Sandık!!..Evet;vatandaşlar olarak oyların bizleri yönetsinler diye atıldığı seçeceklerimizin belirlendiği Sandık..Sandığı çocukluğumdan bilirim.Yaz bitimi Ebem (Anneanne) benim okula başlamadığım,okul derdim olmadığından çoğunluk bu evreleri köyde geçirdiğim yıllarda Sandı'daki köy evinde alt kattaki ambarların ve ocaklığın sağ tarafındaki ahşap merdivenlerden üst kattaki odalara geçerken,eşiğin bitimiyle yine sağ taraftaki boşlukta bir sandıkta ayva ve iğdeleri saklar,Kış mevsimine yakında idareli olarak onları bize verirdi.Hayatımda bu ayvaların ve iğdelerin yanı sıra Ebemin değerli şeylerinin saklandığı sandığı zaman içinde gelinlik kızların ceyiz sandığı ve aklım ermeye başladığı zamanlarda ise köy sandığı,oy sandığı olarak öğrendim.Ebemin sandığıda galiba gelin olduğu yıllarda çeyiz sandığı imişki zamanla Ebem yaşlandıkça kullanma amacı değişmiş.Sandı Anamın köyüdür,bu köy kışın pek o kadar değilde Bahar ve yaz aylarında mevsimin getirdiği konumdan dolayı yeşillere bürünür,aşağılardaki Soğla gölü,yukarılardaki kır bağlarıyla,cenneti andırır bir görsel teşkil ederdi.Bu köy Kış aylarında kar kalkmışsa ve güz aylarında yağmur çok yağmışsa Babamın köyü kayacık gibi tepeler üzerinde olmadığından çamurdan çaptan çıkılamaz hale gelir,bu haliyle insanları canından bezdirir hallere getirirdi.Ben Sandı'nın çamurlarını bile sevmişimdir.Sevdiğim köy devreye girince asıl konumuz olan Sandık unutuluverdi.Gelelim sandığa.Evet rahmetli Ebemin sandığı,anahtarı Ebemde olan bir asma kilitle kendi tarafından kitlenir ve onun haricinde o sandığı kimse açamazdı.Fakat bu sandık asma kilidin bağlandığı yere üstten çakılı falaka kayışı gibi kalın bir sahtiyanla,aşağıdaki delikli küçük halka gibi bir demire,sahtiyanın delik ucu geçirilir ve bu şekil muhafazaya alındıktan sonrada,asma kilit sahtiyanın geçirildiği demirin halkasından kilitlenir,sandıktaki Ebemin muhafaza ettiği ürünler Ebem tarafından garanti altına alınırdı.Bizim çocukluğumuzda şimdiki çocukların imkan ve olanakları gibi,yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda misali,her şeyleri avm lerden temin edeceğiniz bolluklar yoktu.Hele kış,sadece köy yerinde çocuklar için sobanın üzerinde nohut kavurma ve ocağa kumpir (Patates) gömme ve bunları yemeyle geçen uzun bir zaman evresiydi.Bu anlattığım patetes gömme ve nohut kavurma her zaman yapılıveren bir işlemde olmazdı.o da imkan ve olanaklarınız varsa,değilse bunlarda yok,her şey idareli kullanılmak zorunluluğundaydı.Bundan dolayımıdır bilmem şimdiki ailelerin çocukların önlerine koyup haydi oğlum kızım yesene ne duruyorsun,önündekileri bitirmemişsin gibi akla gelen tüm yiyecekleri bin bir naz ve eda ile yarı yeme yarı yememe gibi bizlerde iştahsızlık yoktu.İştahımız çok çok iyiydi.Verilen bir şey bitince arkasından bir daha beklerdik ama nafile.Çok iyi hatırlarım Ebemin tarlaya tapana,hayvanlara bakmak için ahıra indiği zamanlarda sandığı kapağından yukarı doğru kaldırır,elimin ufak olmasıyla meydana gelen boşluktan elim girer ve sandığın içinden Ebem farketmeden kuru üzümdür,lokumdur,ayvadır,şekerdir,bademdir alırdım.Yani Ebemin sandığı Ebem tarafından her ne kadar kilit altına alınıp güvencede gibi görülsede güvende değildi.Türk toplumu olarak bizler rahmetli Aziz Nesin'in"Biz toplum olarak cehalet yüzdesi %70 lerin üzerinde olan bir halk yapısına sahibiz"dediği gibi,her şeyin kolayını bulan ve de bilen,her bir şeyi kendi düşünce anlayış doğrultusunda ve dümen suyuna göre ayarlayan bir zihniyetiz.Artık siyasal partiler vatandaşa hizmet etmekten ziyade çalmak çırpmak ve saltanat sürmek zihniyetinde görünüyorlar.Ben ülkemizdeki oy sandıklarının Ebemin sandığı kadar bile güvencede olduğuna inancım yok.17/Mart-2017 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...