Ana içeriğe atla

KÖPEKLERE FISILDAYAN ADAM


     İnce dal gibi kırılma,ince tel gibi kopma.Bu gönül kırgınlıkları vazgeçmeyi gerektirir.Yol görünmüştür.Üzerine örtecek bir yorganın,sırtını dayayacak bir ağacın,uzanıp yatacağın bir yatağın olmasada artık yol görünmüştür.Konya sokaklarında onu tanıdığım zaman yeşeren bir umudunun olmamasına rağmen ince dal gibi kırılmamış,ince tel gibi kopmamış tüm o acı ayazlarda,eksi 15 dereceleri bulan gece soğuklarında ya terk edilmiş kerpiçten bir bağ evinde yada bir duvar dibinde kuytuda kendisine sahip duygusuyla bağlanan sokak köpekleriyle sarılarak kucak kucağa zor kış şartlarına direnmeye çalışmış,yaşama ölmeyeceğim,yaşayacağım diye meydan okumuştu.Neydi,kimdi,nerden gelmişti hiç bilmem ama onu sokaklarda köpeklerle hep görürdüm.Ne yerdi ne içerdi hiç bilmem.Başında değişik bir poşu,sırtında eski püskü aba türünden kalın bir palto,sivri burun ve yanakların içe çekilmesiyle elmacık kemikleri çıkık ve her şeye rağmen siyah gözlerinde umutsuzluk değil ama yorgunluk belirtisi bir görünüm.Elinde uzunca bir sopa,mahallelerdeki çöp konteynerlerini arkasında peşinden gelen 7-8 köıpekle gezer,orada bulunan yiyecekleri elleriyle köpeklere tanzim eder onları doyururdu.Oturur çömelir her köpeği tek tek başlarını okşar,sarılır,sever sonra bir başka sokağa doğru yürür,hiç durmamacasına mahalle mahalle gezerdi.Ona çarşıda da rastladığım çok olurdu.Bir sabah daha ezanlar okunmadan Hocafakih caddesinden Akyokuş istikametine doğru giden güzergahta sabah koşusu yaparken onu duvar dibinde köpeklere sarılmış vaziyette uyurken gördüm.Köpekler bana havlamaya başlayınca uyandı,onları çağırıp kontrolüne aldı.İçimden bir şeyler koptu.Koşan ayaklarım durdu,bir itilmiş,yaşama küsmüş bir kayıptı.Bir sevdamı onu bu hayata mahkum etmişti yahutta yokluk kimsesizlikmi?Ona bir süre hep rastladım.Ben değil tüm Konya onu benim gördüğüm gibi cadde ve sokaklarda köpeklerle dolaşırken görüyor ama onun seçtiği yahut itildiği bu yaşam biçimine bir hal çaresi olmuyordu.Köpeklere fısıldayan adam olmuştu adı.Bu şekil bir kaç mevsim geçti.Bir sene Konya'da çok ani bir soğuk oldu.Öyle bir soğuktuki bir Cumartesi öğleden sonra dışarı çıkıp evden 500 mt.kadar falan uzaklaşmış fakat soğuğu hissedip eve geri dönmüştüm.O gece Babam dernekten öğretmen evlerindeki evimize gelememiş,babam gibi bir kaç kişi evlere gidememiş acil hal çaresi olarak açılan belediye,öğretmenler derneği,tekel gibi kurumların binalarına sığınarak orada gecelemişlerdi.Akyokuş tarafındaki Aslanlı Kışla tarafındaki askeri birlikten çarşıya giden ve geri dönerken tipiye yakalanan 3 askerin donarak öldüğü söyleniyordu.Günler günleri kovalayıp geçip giderken köpeklere fısıldayan adam ve köpekleri bir daha sokaklarda görülmez olmuşlardı.Merak ediyordum,niye birden bire kaybolmuştu.Konya sokaklarında sokağa çıkmışsanız ona muhakkak rastlardınız,zira onun sokaklardan başka gidecek sığınacak bir yeri yoktu.Mahalledeki etliekmekçi fırınına etliekmek yaptırmak için gittiğim bir zaman konuşurlarken duydumki o günkü kar tipisinde köpeklerle sığındığı bağ evinde donarak ölmüş,köpekler acı acı havlayarak o gece sabaha kadar o mahalleliyi uyutmamışlar.Sabahleyin belediyeden görevliler gelip köpeklere fısıldayan esrarengiz adamı alıp defin etmişler...09/Nisan-2017 Şerafettin Sorkun

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...