Kayacık,Çiftlik,Yalıhüyük,Ahırlı,Meyre,Bademli,Eldağan,Aliçerçi,Sandı,Öz yerleşim yerlerinin semalarında bahar da gelişleriyle göçmen kuşların görsellerini daha net görebilmek için "Leylekler Gelmiş Lo" diye çıkan bir çığlığın peşinden yüksek tepelere koşuştu minik yürekler.Küçük ayaklarla ama seri,seri atılan adımlarla,debileri yüksek heyecanlarla.Nasıl beklerlerdi onları.Hacı babaydı onların adları.Küçük başlar gökyüzüne yönelmiş,köylerindeki bu farklığın değiştiricelerini çocuk yürekleriyle karşılıyorlardı.Baharın müjdecileriydi leylekler.Köylerde büyük meşe yada çınar ağaçlarına yaptıkları yuvalarına kimseler dokunmaz,güz geldimi göçleriyle terk ettikleri yuvalarını aynı yerde bulurlardı.Kış şartlarıyla yuvalarda oluşan bazı eksiklikler tamamlanır sonra,takırdayarak çiftleşirler yeni yavrular için kuluçkalara yatılır,bir süre sonrada yavruları yuvalarında görülebilirdi.Sıpalar,oğlaklar,kuzular,buzağılar,taylar,tavuk,civcivleri,hindi palazları türer,yepyeni bir hayat başlardı.Köylünün yüzleri gülerdi bu yeni gelişlerle,bu yeni oluşlarla.Erik,badem ağaçları çiçeklere bezenir,dallarında arılar vızıldayarak bal özü toplar,yeşile dönerdi belde.Bölge gözlerin en hoşlandığı görsele bürünüp,ekilen hububat ve doğal çayırlarla yemyeşil tondadır.At kişnemeleri,eşek anırmaları,alıcı kuşların,ibibiklerin,böcülerin,böceklerin tekmil tümden canlıların kendilerince kıpır kıpır devinimleri,cıvıldamaları,uçuşları,yürüyüşleriyle başlattıkları bu seferberlikler,kış bitimidir artık.Baharın ayak sesleriyle köyün yaşlı insanlarında bile,yüreklerinde ılık hisler başlatan,yaşama heyecanları hasıl olurdu.Muhtar Bozkır'da bir cuma günü Hafız'la rastlaştı.İbrahim'in babası 2 sene geçmesine rağmen,köye hiç gelmemişti.Hafız İbrahim'in annesinin cenaze namazını kıldırdığından,İbrahimle ilgili bütün olayı biliyordu.Hafızla uzun uzun değerlendirmelerden sonra İbrahim hakkında karar verildi,İbrahim Sandı köyünün mallarını güdecek,köyün çobanı olacaktı.Bu konuşmanın ardından,bir kaç gün sonra İbrahim muhtarla birlikte,ondan,bundan gönül rızasıyla verilen üst baş ve lastik ayakkabılarıyla,daha evvel muhtarın ahırına bağlanan eşeğinde ahırdan çıkarılıp,üzerine atılan kıl heybeye koyulan tümden bu eşyalarıyla,Sandı'ya doğru yol aldılar.Muhtar yolda giderken neler yapacağını,neler edeceğini anlatıyor,yeni yerinde artık sorumluluklar yükleneceğinden,yüzünü kara çıkarmamasından,kendini sevdirirse çok iyi bir hayatının olacağından bahsediyordu.İbrahim suskun ve sessiz muhtarla birlikte giderken kendi evlerine ve hemen dibindeki Saliha'ların evlerine baktı.Göze zuhur eden bir görsel yansımadı.Saliha'yı görmeyi çok istemesine rağmen göremedi.Belkide baharla birlikte tepelere ot biçmeye gitmişler yada hayvanlarını ekili alanlara zarar gelmesin diye yukarılara doğal alanlara yaymaya götürmüşlerdi.Muhtar,İbrahim ve eşek dere yatağını takip edip,Bozkır Seydişehir şose yoluna kadar geldiler.Şose yoldan değil,ırmak yolundan Sandı'ya gideceklerdi.Şose yolundan öbür tarafa geçtiler.Irmaktaki yıkık değirmenin üstünden ekili tarlalara ziyan etmeden yürüyerek,Sandı'ya kadar uzanan yol güzergahına girdiler.Artık Öz tepelerin ardında kalmış gözlerden yok olmuştu..31/Ocak-2025 Şerafettin Sorkun/Konya Sandı köyü anılarımdan.

Yorumlar
Yorum Gönder