Ana içeriğe atla

AŞK


       Zaman öyle farklı gelişmelere sizi sürükleyip götürüyorki!!Bazen her attığınız adımızın hesabını yapıp,vereceğiniz varacağınız kararlar hususlarında ölçütlü davranmak zorunluluğunda kalıyorsunuz.Hiç ummadığınız zamanlarda tüm duyularınızın erinçe kavuştuğunu hissettiğiniz anlarda oluyor.İşte hep bu şekil odaklı olmaya kendinizi zorlamalısınız.Çoğu çoğu devamlı olumsuz gelişmeler karşınıza çıkar,kederlere düşülür,acılar sürekli esir eder,bunların yalnız başına üstesinden gelemediğiniz anlarda vardır.Yörüngelerinizin pusulanın toplu iğneli başının devamlı Kuzeyi gösterdiği gibi,aşk hayatınızda istediğiniz arzu ettiğiniz gelşmelere bir türlü kavuşamıyor hisler aynasında duru yalın görüntüleri bir türlü bu aynaya baktığınız zaman yakalayamıyorsanız kendinizi işe güce versenizde,başka kavramlara yönelsenizde içten içe buruk bir sancının içinizde hiç durmamacasına sizi acıttığını hisseder durursunuz.Aşk farklı bir kavramdır.Kişiler bu kavramı buldukları ve bulmadıkları arasında yaşam birlikteliklerinde şüphe ve şek içerisinde oldukları da muhakkaktır.Her 2 cinsin yetişme tarzları kültürleri,tip ve fizik olarak etkileyici yanları ve hatta hatta aileden gelen kalıtımsal,irsilikleri ele alınsada kişiler,kişiler üzerinde yanlış kararlar verip hatalarda yapabiliyorlar.Ülkemizde aşkı evlilik cenderesi içerisine sıkıştırıp sadece bu açıdan ele alanlarımız çoğunlukta.Seçtikleri eşlerini tek taraflı sadece kendi istekleri doğrultusunda adapte edecekleri görüşlerinin sayılarının fazlalığında olanları belirtmekte de yarar var.Bazıları görselliklerde yani fiziki görünüşlerde aşkın olacağı kanılarını taşır.Kimileri varlıkiyetin mutluluk getireceği düşüncelerindedir,kimileri ise sadece statüye,konuma sığdırırlar ve gelin görünki sığdırılan,belirlenen tüm bu şablonların içinde aşkın aşk olmadığı ve aşkın kahramanlarının gün gelip tiyatro,sinema sanatçıları gibi birbirlerine rol kesmelerine kadar oyun oynadıkları zamanla gün yüzüne çıkmaya başladığı görülür.Aşk arı duru doğal yaşanması gereken bir kavram olmasına rağmen kişilerin doğru insan,doğru seçim beklentileri doğalarında vardır.Aşk'tan utanılıyorsa bu töre,gelenek,görenekler doğrultusunda günah olarak öğretilmişse,bu öğreticiler yanlış öğretmenlerdir.Hislerle dolu olarak gelinen Dünya'da sevemiyor,sevilemiyor,sarılanamılıyor,dokunamılıyorsa bana göre kişi gerçek günah işleyen,Tanrı buyruklarına asi gelen suçludan öte bir şey değildir.Sağlıklı ve akli selim bir kişi,hayatı boyunca bıkmamacasına,usanmamacasına ölesiye hep gerçek aşk'ı arar.Bulanlar mutlu yaşarlar,mutlulukları daimi olup ölesiye sürsün.Bulamayıpta arayanlar yalan yanlış öğrendikleri ve bulunulan çevre ve mekanlarında eş,dost,çevre sakinlerince aldıkları töre ve tüzeleri gereği günahkar olarak değerlendirmelere alınıyorlarsa,onlara itibar edilmemeli tek ve yarım geldikleri bu Dünya'da eksik oldukları tamamlayıcılarını bulasıya kadar aramalarını sürdürmeli ve aşk'tan asla korkmamalıdırlar.Aşk asla günah işlemek veya pişmanlık duymak demek değildir ve bir daha gelinmeyecek bu Dünya'da her şeyden üstündür...Günümüzde en zor olanı nedir diye sorulsa,maddi imkansızlıklardan dolayı AŞK çıkmazlarına düşülüp,bundan kurtulunamaz çözümsüzlüklerdir cevapları sıralanabilir.Eskilerde ufak bir kıvılcım AŞK'ları alevler hemen süratle izdivaçla sonuçlanacak eylemler başlatılırdı.Şimdilerde her iki cinsinde kafalarında farklı kavramlar,farklı yaşam biçimlerine dayalı,farklı farklı beklentiler var.Beklentiler neler;Çok fazla,mücadele istenmiyor,ev araba dahil her bir şey tastamam,eksiksiz olsun isteniyor.İleri yaşlara gelen her 2 cinste de korkular,korkulara dayalı adımlar atmayı zorlaştıran eylemsizlikler görülmekte.Şimdilerde babalarımız,dedelerimiz zamanındaki gibi,yatacak bir yatak,örtünecek bir yorgan,kafaları koyacak bir yastık ve 2-3 kapkacakla evlilik yapılmıyor.Rahmetli Babam,Sorkun'dan Kayacık köyüne göç eyleyip,burada verimli topraklarda çift çubukla uğraşan Babasının öküzlerinin peşinde koşmamak,reçberlikle ömür tüketmemek için,ilkokulun bitişiyle,olağanüstü bir çabayla Konya/Ereğli İvriz Köy Enstitüsünü kazanarak,Babasından habersiz küçücük yaşlarda Ebemin sağladığı maddi destekle kazandığı bu okula gidip kaydını yaptırmış,bu kayıt ona köyünden bir kız çocuğunu da oraya kayıt ettirme hakkını elde ettirmiştir.O yıllarda yasalar,bu okullarda,köylerden bir erkek öğrencinin köy enstitülerini kazanmalarıyla,ilkokulu bitirmiş herhangi bir kız öğrenciye,imtihansız okuma hakkını elde ettiriyormuş.Bu okullardan mezun olan öğrenciler Ülkemizin gökte yıldızlar çokluğunda köylerine atanarak,atandıkları yerlerde okularını da kendileri yaparak ve öğrencileri o günkü şartlarda kendileri toplayarak,köy çocuklarına ışıyan bir kandil olmuşlardır.Bunu gören değerli müttefikimiz emperyalist düşünce,ne yazıkki bu okullarımızı kapattırıp mantar biter gibi ülkemizde kolejlerin açılmasına neden olmuştur.Kolejlere giden öğrencilerimiz zaman içerisinde durum gösterdiki hep batı ülkeleri ve bu emperyalist ülke hayranlığıyla yetişip ülkemize köy öğretmenleri kadar yararlı olmamışlardır.Anadolu örf ve adetleri,AŞK'a ülkemizde özgür yol alma hakkı ve hüviyeti vermemiştir.Kadın ve erkek,yaşı erdiğinde büyüklerinin öngörüleriyle evlenirler,çocuk yapılır,işte bu kadar...İleri ülkelerin vatandaşları sosyal yaşamlarını kadın erkek bir dayanışma içerisinde sürdürmüşler,ülkelerin kalkınmalarında,kadının yapıcılığından ve fikirlerinden yararlanmışlar,bu itibarla ekonomileri üst seviyelere gelmiştir.Herkeslerin çocukluk evrelerinde hormonal dengelerinin akışına dayalı kafalarında yarattıkları AŞK;ilk olarak mahallelerinde veya ilk okula başladıklarında karşıt cinsle bir araya gelmeleriyle,bu tür sosyalleşmeyle bir birlerini görmeleriyle hissedilmeye başlanır.İlk kalp verişler,ilk el tutuşlar,yürekleri gümbür gümbür attırır.Sonra kuytu bir yer ve burada masum ilk öpüşme her 2 cinsede ayakları yerden kesilmişcesine bir haz yaşatır.Sanırım bu ilk öpüşmeyle duyulan ürpertileri herkes yaşamış ve asla bu ilk öpüşü hayatları boyunca unutamamışlardır.İlk AŞK ilk heyecan farklıdır asla unutulmaz.Günümüzde AŞK kişilerde hesaba binmiştir.AŞK'ın temel dayanağı maddiyata yönlenip orada duraklayarak,tahtaya çivi çakılmışcasına sabitlenmiştir.Maddiyatın olmadığı AŞK'lar saman alevi gibi sönmekte iki tarafta mücadeleler etmelere yanaşmamaktadır.Halbuki Babam okulu bitirir bitirmez daha çok küçük yaşlarda,ayrı ayrı köylerde olmalarına rağmen bağ komşuları olmaları sebebiyle Anamı bağ bozumunda görüp,beğenmiş,onunla izdivacını yaparak ilk atandığı Karaman'ın Dağ Durayda köyüne bir tek yatak-yorgan,2-3 kapkacakla at arabasına binerek gitmişler,ölesiye birlikteliklerini sürdürmüşlerdir.Anam anlatır zar zor,borç harç bir radyo almışlar,parasını ödeyememişler,rahmetli Dedem borçlarının geri kalanını kapatmıştır.Şimdilerde AŞK her 2 cinstede lüks araba,bir ev muhakkak olmalı görüşü %100 lerde,olmazsa olmaz şartları olarak ön planlardadır.Yeni çiftler pazarlara gidilip temin edilen sebzelerle evde yemek yapıp yemekten ziyade,dışarda canlarının istedikleri yemekleri yemek düşünceleri taşımaktalar.Her sene çok lüks otellerde tatil yapmak akıllarından eksik olmaz,yazlıkları muhakkak olmalıdır.Bu yüzden AŞK çok zor ve kalın urganlarla,kırılmaz kopmaz zincirlerle bağlasanız tutamayacağınız kadar da haşarı.Yinede yaşamlarında herkeslere en güzel AŞK'lar olsun,kimseler AŞK'sız kalmasın.Hayat bir daha asla yaşanmayacak,bir daha asla geri gelinmeyeceği için pişmanlıklar duyulmadan bu güzel duygunun kişilerin kalplerinde gönül verdikleriyle özgürce yaşansın.Kirlenmiş dünya'mızda çamur,batak,hüsranlar,acılar olsada gelecekte,geçmişte sahiplenilecek,peşinden koşulacak,dağlar,tepeler,dereler aşılacak en güzel duygudur AŞK..12/Ekim-2015 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...