Ana içeriğe atla

ATA TOHUMU (SİYEZ BUĞDAYI)

 


Ata tohumumuz SİYEZ buğdayının,tarlalara ekilen başakları boy göstermeye başladı.Çiftçiler çok umutlu: Buğday sorunu kalmayacak.Güzel İzmir'imizin güzel ilçelerinden Seferhisar ilçesinin belediyesince Türk tarımına katkı sağlamak,Türk çiftçisini yabancı gedeolu tohumlardan ve bu tohumları ilaç bağımlılığından kurtarmak amacıyla 15 kğ.lık torbalarla isteyen çiftçiye bedava gönderilerek ve hatta kargo ücreti bile almaksızın yaptıkları tohum dağıtım seferberliğinden dolayı kutlamak gerekir.Topraklarımız yanlış tarım uygulamalarıyla talan edilip,katledilmekte hatta ebedi tarım ürünlerinden yararlanmama gibi sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır.Gedeolu tarım ürünleri aşırı sulamalar ve fenni gübreleri kullanmaları gerektirmektedir.Bu ürünleri sularken tarlalara derin sondajlar kazılmakta,hatalı sondaj yapılmalarıyla,yeraltı su kaynaklarımız tüketilip yok edilmektedir.Bu şekil uygulamalarla Konya ovamızda tarlalarımızda çapları çok geniş 2000 den fazla sayıları aşan obruklar,göçükler olmuş ve devam eder yeni göçükler olacağı düşünceleri çiftçilerimizde endişe ve korkularıda paraleline getirmiştir.Ata tohumumuz siyez buğdayı,doğanın iklim koşullarının gerektirdiği yağışlarla fenni gübrelere gerek duyulmadan 1 dekarlara,15-20 kğ.lar tohum kullanılarak,tarlanın sürülüp ekildiği bir tohumdur.Ununun öğütülüp,sofralara gelen ekmeğinin tüketimlerinde karın şişliği yapmaz,lokmalar çiğnenirken ağızda tat vermesinin yanı sıra çeneyi yormadan çiğnenmesi vardır.Yani lokmalar dişler arasında öğütülürken lastik sertliğine dönüşüp zorluk çıkarmaz.Bir dekar (1000 m2) tarladan 700 ila 1000 kğ.kadar hasat elde edilmektedir.Yabancı gedeolu tohumlar ilaç ve fenni gübreye çiftçilerimizi bağımlı kılmaktadır.Çiftçinin ve buğdayın baş belası süne gibi zararlı haşarelerdir.Bunlardan kurtulmak için ilaç zaruriyeti gerekmektedir,ilaçlara alıştırılıp,bir düşünceyle ilaç atılmayan gedeolu ürünler haşareye proğramlanmış gibi ilaç kullanmadığız o bir defalık kararla,zararlı haşarelerin istilalarına uğramaktadır.Dışarıdan alınan genetiği oynanmış gedeolu tohumlar,ne yazıkki çiftçileri yine çok paralar verilerek dışardan alınan ilaçlara mecbur kılmaktadır.İlaç atılmayan gedeolu tohumlar yapısıyla haşareleri çağrıştırmakta,çiftçilerimizin emeklerinin boşa gitmesine onları pahalı tarım ilaçlarına, ve gübrelerine zorunlu hallere getirdiğinden bu sebeplerle çoğu tarım alanlarımız ekilmeyip boş bırakılmakta,kıraçlanmalara terk edilmektedir.Ata tohumu siyez buğdayımız ilacı ve fenni gübreyi gerektirmemekte ve doğal yapısıyla oynanamamaktadır.Anam babam hayvan gübresiyle ve kıraçlarda bile çok az yağmurlarda,bir başağında,7 ye yakın yandan çıkan uzantılarıyla rekolteyi artırmaktadır.Başak boyları 2 mt.lere yakın uzadığından,saman sıkıntıları yaşadığımız bu evrelerimizde,bu sıkıntılarımızı yok edeceği bir gerçektir.Çiftçimize ve Türk tarımımıza katkılarından ve başlattığı Ata Tohumu dağıtım seferberliğinden ötürü,Seferhisar belediyemizi kutlar,tüm belde yöneticilerimizide bu duyarlı seferberliğe davet ederim.Bu ülke hepimizin ve sorunlarımızı başkaları değil Türk toplumu olarak sadece kendimiz çözeriz.Yaşasın Ata Tohumumuz Siyez Buğdayımız.Ülkemizin her yerinde bu tohumumuzun yayılmasını ve sofralarımızda karın şişkinlikleri yapmayan,gedeosuz ürünerden elde edilen sağlıklı ekmekler yemek istiyoruz.Bu yazım onu bunu suçlar siyasi bir yazı değildir.Kim bu ülke için bir çivi çakmış,ülkemizin hayrına bir girişimde bulunmuşsa yazarlar çizerler,bilim insanları,topyekün hepimiz rasyonel girişimleri desteklemek ve taktirler etmemiz gerekmektedir.Ocaklarımızın ateşleri her daim yanık olup,sönmesin,çorlarımız çocuklarımızla dirliklerimiz,mutluluklarımız vatan topraklarımızda sürekli ve daimi olup,ilelebet sürsün.Görülecekki bu ata tohumumuzla ülkemizde kıraç,çorak toprak kalmayacak ve lüzumsuz yapılan tüm sondajlar ortadan kalkacaktır...08/Haziran-2024 Şerafettin Sorkun/Konya'dan


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...