Ana içeriğe atla

YOK EDİLEN SEVDALAR


Soylu sevdaları kervanlarla,develere sırt edip katar katar,obaların yüklenilip götürüldükleri gibi karlı uzak dağların arkalarına
götürdüler.Kervanların yol alıp gidişleri misali geçip gitti günler.Geçip giden günlerle güzel sevdaları bulmakta,yaşamakta artık çok zor.Belki hızlı koşuldu,bu koşmalarla çok daha erken varılacak yerlere varıldı.Varılan yerler emek olmadan elde edilen kazançları andırdı,mutlu olunmadı herşeylerin basit,zevk alınmaz,çarçabuk heveslerden düştüğü gibi sevdalarda eğreti ve basit olarak yol aldı.Sevgilileri kapılarda pencerelerde görmelere koşmalarımız,sokaklarda,caddelerde,okul önlerinde gelmelerini beklemelerimiz,peşleri sıra sürüklenip gitmelerimiz bitti.Cep telefonlarımız var günün herhangi bir saatinde arayıp buluşabiliyor,buluştuğumuz zaman ise eski zamanlardaki gibi sol yanımızda depremler olurcasına titreyip ürperdiğimiz heyecanların zerresini yüreklerimizde taşımıyoruz.Daha eskilerde sevgiliden bir mektup gelmesi onu defalarca okumalar,dönüp dönüp her satırını bir daha bir daha yeyip yutarcasına hatim inmeler çok gerilerde kaldı;Artık bunlar gülünecek şeyler olarak her iki cins tarafından algılanmakta ve değerlendirilmekte ve hatta "Salakmı ne" diye alaylar edilmektedir.Gökyüzünde çok yükseklerde özgürlüğe doğru kanat çırptıklarını gördüğümüz telli turnalar,yaban kazları,culluklar,ibibikler,yeşil başlı gövel ördekler,kırlangıçlar,leylekler,flamingolar aslında bu uçuşları rahatça sevdalar yaşamak adına kendilerine göre iklim şartlarına uygun yerlere göçler ederek,buralarda biz insanlar gibi sevda nankörlükleri yapmayıp birbirlerine kurlar yaparak o imrendiğimiz aşklarını,birlikteliklerini sürdürmekteler.Onlar sökün olup semalarda uçup giderlerken pusularda ellerinde tüfeklerle yollarını gözleyip acımasız,kırılası eller uçuşlarına tetik basıp katliamlar yaparak yaşanacak sevdaları yok ederler.Hain düşünceler,av zihniyeti taşıyan basit karakterler vurmayın,öldürmeyin onları,sevdalarından yoksun bırakmayın.12/Kasım-2019 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...