Ana içeriğe atla

TANIYAMADIĞIM FOTOĞRAF




      Kıymet bilenlerle yaşayacaksınız.Hatrın sayanlar,hatır sorup gönüllerinizi alanlarla.Bunları bilmeyen,görmezden gelenlerle,zamanlarınızı israflar edip,ömürlerinizden yakmayacaksınız.Yeşilçam filmlerini seyrederken,dinlediğimiz şarkılar,filmin akışıyla konuyla özdeşleşip görselimize yansırken,kırlarda,tepelerde,salt sipersiz bir alanda yağmurlara yakalanışlarımızla,üzerimize vurarak çıplak tenlerimize kadar elbiselerimizden inen ıslaklıklarla ürperir,duygusallaşır,bu duygu çokluğuyla derin his dünyalarında kaybolur giderdik.Elveda demek zorunda kaldık alıştığımız sokaklara,mahallerimizde alanları bol oyun sahalarımıza,birbirlerine çatılı iki katlı evlerimize.Her taraflar koca koca devasa inşaat alanlarıyla doldurulup,caddelerimiz ise bir sürü araç istilasıyla bizlere yaşama hakkı serbestliği tanımaksızın alıştığımız o samimiyetlerden soyutlanan yokluklarla evlerimizde tv.başlarında ama siyasi ama saçma sapan dizi ve yayınları seyretmelere mecbur bırakılan robotlara döndürüldük.Küçük küçük adımlarla uzak mesafelere adımlayasım tutuyor,ufuklardaki gün batımlarını aşıp,yok olasım bazı bazı.İşte güz ineli çok oldu geçiyor ve gidiyor bitti bile.O çok sevdiğimiz karlarla yerin göğün kaplandığı kış günleri kapıda,geldi ama ne yağmurlar nede düşen bir tek kar tanesi var.Hatrım kalmadı bu günlere kıymet değer bilmiyor.Yaşadığım ekin,harman,döven,çift,çubuk zamanları ve bağ bozumları aklıma geliyor.Dedimya hatrın ve kıymetini bilmeyenlerle boş zamanlar harcamayacaksınız,israflar etmeyeceksiniz ömrünüzden.Elimde duran siyah beyaz fotoğrafı,baktım inanın tanıyamadım..17/Kasım-2023 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...