Ana içeriğe atla

GÜZ İNDİ OKULLAR AÇILDI


      Hani bir efkar tutar ziftler karalığında koyumu koyu.Bir kaç arkadaş bir araya gelinir,verilir bir karar,kafa kafaya.Kurulur masalar devrilir bir bir kadehler arkası arkasına.Devrilen kadehler misali günler esrikleşen,sarhoşluklarımız misali,bir bir geçer gider hayatlarımızdan.İşte geldi ayak seslerini hissediyorum sarı Sonbaharın.Yavaştan üşümelerimiz başlayacak,giysilerimiz değişecek,özgürlükleri bitecek öğretmenlerin,öğrencilerin.Hepten ürküler,heyecanlar duyulur okul açılışları,ders yılı başlayışlarında.Konya/Bozkır'da ilkokuldayken,zil çalıp bahçeden okul kapısından sınıflara girilince,içimde korkuya dönüşen,ürpertiler uyaran heyecanlar yaşardım.Her okul başlayışında halâ o zil sesinin ürküsünü taşır,o mektebe ilk başladığım güne takılı kalırım."Devletin malı deniz,yemeyen keriz" denmez insanın gözü gibi korunurdu okul ve demirbaşları.Ders yılı başlamadan,okul idaresi tarafından okulumuzun tahta koridorları ve odaları okul hadememiz tarafından ziftlenir,mazotlanır,dış cephesi badana boya yapılır,yeni ders yılına bu şekil hazırlıkların bitimiyle başlanırdı.Mazot ve zift kokusu her ne kadar dayanılmaz ve bunaltıcı olsada,okullarının sınıfları ve koridorları tahta olanların çok zamanlar geçmesine rağmen,belleklerinde bende olduğu gibi okul kokusu olarak kalıp,yerleşmiştir.Ne zaman okul açılsa Bozkır'da okula başladığım o hiç unutamadığım ilk gün aklıma gelir.Atatürk ilk okulumuzun o yıllarda koridorları ve sınıfların zeminleri tahtadandı.Okul açılışlarında tahtalar eskimesin diye,bu tahtaların üzerine fırçalarla uygulanan mazot ve ziftlerin kokuları o kadar uzun zamanlar geçmesine rağmen bende unutulmadı...Yıl 2023 güz indi,okullar açıldı,mini mini öğrencileri anneleri babaları okullara götürürken okula ilk başladığım gün aklımdan geçiyor.Bağlar bozulur,elmalar ağaçlardan koparılıp bir bir devşirilir,devşirmelerden sonra soğuklar Bozkır'da Sonyaz mahallemize habersizce iniverirdi.Tepedeki evimizin pencerelerinden aşağıdaki bahçelerdeki ağaçların yapraklarının sarardıklarını görür,rüzgar esişleriyle yerlere düşüşlerine hüzünlenir,bu düşmelerle öldüklerini düşünür,içimde acılara benzer tuhaflıklar olurdu.Can çekişir hissederdim o görselime yansıyan sararmış yapraklarla ağaçların rüzgarla sallanışlarını.Her Sonbahar gelişi,sararmış yaprakların rüzgarların önünde sürüklenişleri,içimde dedim ya dalgaları bol hüzün çoklukları oluşturur.Okulların açılıp,ders yılı başlayışları Bozkır'da mazot ve zift kokularıyla okula başladığım o ilk gün unutulmaz hatırlarım olarak bende hep anımsanır..11/Eylül-2023 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...