Ana içeriğe atla

SARMALIYDIM

   




     Örülür her tarafınıza tuğlaların duvar olması için tek tek dizilişlerini andırırcasına sitemler.Bürünür,dertler bir tek değil çoğalır olur gönlünüze dolar ha dolar.Uzaklara baktırır daldırır götürür gözleriniz takılı kalır bir noktada.Hiç bir şeyler yaptırmaz eliniz kolunuz bağlı kalır,çaresizlikler içine yuvarlanışlar gibi düşülür,çıkılmayan bataklarda çırpınışları andırır bir sarmalın içine.Böyle çoğalıp,çoğalıp artar,sıklıklarca sıkıntılarınız.Büyüdükçe büyür,dağlar büyüklüğünde yol alır.Aynı şehirlerde farkındalıksızlıklarla bir birinizden habersiz yaşanır.Artar gün gün tutkuların sarıp sarmaladığı deli özlemleriniz,tutamayıp karşı koyamadığınız hasretleriniz.Tesadüfü olmaz artık karşılaşmalar,gün batımlarının karanlıklara dönüştüğü gibidir yalnız yaşantınız.Benim öyle çok büyük bir dünyam yoktu,küçücüktü yaşantımı içine sığdırdığım.Bir gün gidersem gitmeye mecbur koşulur zorlanırsam gelmemeye giderdim.Gelmemeye gitmek gibisi ağır bir karar olur,yıkıcı hasarlar bırakır,per perişan eyler ama öyle gidişleri gerektirir sebeplere dönüşmüştürki,gün batımlarının karanlıklarına dönüşecek,akşamların yalnızlıklarına kendinizi mecbur bırakacak,kol kanat kesilip dermansız bırakacak kadar.Batmasından ziyade doğmasını severdim ufuklardan güneşin.Çocukça olurdu sevinçlerim,güneş gibisi derdim el ele tutuşmuş sevdalara.Belkide ben yanılgılar hatalarla doluydum.Bu yüzden gelmemelere odaklı olmamalıydı gitmelerim.Bir sokak öteden dönüvermeli,içimde dinmeyecek bitmeyecek sevdamı kucaklamalı,sımsıkı nefessiz bırakırcasına sarmalı,sarmalı,çok sarmalıydım.8/Haziran-2023 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...