Ana içeriğe atla

ÇUMRA'da TRENLER KALKARKEN-16


     Tarih kitaplarında fetihlerini okuduğumuz 600 yıl saltanat süren Osmanlı imparatorluğundan gerine gerine atalarımızdan miras kaldıda onları yeyip içiyoruz diye rahatlık sürdürdüğümüz bir gelecek içinde yaşamıyorduk.Osmanlı padişahları uçkurlarına çalışmışlar,saraylarda zevk-i sefa içinde bir ömür sürdürmüşler ve bizlere sadece ödeyeceğimiz senelere yayılı borçlar bırakmışlardır.Ben bir fert olarak bana borçtan başka bir şey bırakmayan bu düzene ve bu düzenin tarihine de sahiplenmek istemiyorum.Sahiplenenlerin olsun ve boş laflarla öğünsünler dursunlar.                                                          Çumra yeni bir kent yeni bir belde.Dışarıdan ve yurt içinden gelen insanlarla dağlık beldelerimizin yokluk ve kıtlıklarıyla kıyaslanmayacak kadar zenginlikleri bol bir tarım beldesi.Ben bu kentte yaşadığım evrelerde Çumra'ya ıslıklar çalarak gecesinde gündüzünde trenler geldi geçti.Bu güzel kentte güle oynaya bir kaç arkadaş rayların üzerinde düşmeden uzun yürüyüşlerimiz geliyor aklıma.Ömrümün unutulmaz anları diyeceğim,diyebileceğim o evrelerde ;Merak,istek,çoşkuları çok,heyecan debisi yüksek,kalbi sevgilerle dolu,hayalleri bulutların ötelerinde küçücük bir çocuktum.Çumra'da 1960 lı seneler arası yaşadığım o güzelim yılları,düşüncelerimle gerilere bakıp yadediyor ve özlediğimi hissediyorum.Zamansız dökülen yapraklar misali geçip gidiverdi seneler,o çocuk gülüşlerimin sadece hatıraları kaldı.Kalsın hatıraları.Yüz kez gitmek ister,binlerce kez uğrar,ayak bastığım oyunlar oynadığım o yerleri görmek isterim.Sinemaların önlerinde film başlayasıya kadar müzik dinlediğim Çumra yı meğer ne çok severmişim.Yüreğimin bir yarısı sende kaldı güzel beldem,güzel kentim..6/Ekim-2021 Şerafettin Sorkun/Konya'dan  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...