Ana içeriğe atla

ÇUMRA'da TRENLER KALKARKEN-14


    Çarşamba çayının akıp gittiği istikametin sağ yanında,daha aşağılarında,köyden kendini soyutlamış düşüncelerle,bir kaç dönüm arazisini kontrol amaçlı ve burada kendisine uygun bir yere ev,ahıl vs. yapmış olan Dur Hasan isimli bir şahıs vardır.Efkan'ların köyüne ve Çumra'ya gidiş gelişerinde Efkan ile bir fırsat bulup tanışarak samimiyeti artırmıştır.Efkanın radyosunun olması,evinde müzik dinlemesi,traktörünün o tarihlerde sade bir onda bulunması,çifti çubuğu traktörle sürmesi,onda parasının çokluğu hususunda içten içe,boyutları yüksek kıskançlık duyguları artmasına nedendir.Kafasında Efkan'a karşı düşünceleri iyi değildir ve karmaşık çeşit çeşit senaryolar türetir.Günlerce fikir üstüne fikirler ve bir oyun,bu oyunla Efkan'ın parasının kendi üzerine aktarılacağı ve kimselerin haberlerinin olmayacağı,duymayacağı,müthiş bir oyun.Efkan Çumra'da kimlerle düşüp kalkmaktadır,zaafları nelerdir,nerelere gidip gelmektedir?.İki fırını bir hanı vardır ve iş için dağınık seyir,gitmeler gelmeler denilen seyrüseferler değişiklikleriyle belirli bir saat ve zamana uyma planları,proğramları yapmayan biridir.Kalabalık,geniş bir ailedirler.Yerleştikleri köyde dağlılar olarak kök salıp,korku ve saygı uyandırır ünvan sahibi olmuşlardır.Her halükarda kendisini yok edebileceklere karşı,koruyacak silahlı 2 kardeşi ve adamları bulunmaktadır.Dur Hasan tüm bunları,korku ve endişelerle hesaba katsada,para hırsı düşüncelerinde en ufak bir değişikliğe,cayma falan gibi duygulara yönelmemektedir.Bu yüzden Efkan üzerinde büyük bir plan yapılmalı,büyük bir oyun oynanmalıdır..05/Ekim-2021 Şerafettin Sorkun/Konya'dan 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...