Ana içeriğe atla

YİNE DÜŞTÜN SEYDİŞEHİR AKLIMA





       Kader madem çizik çizik çizilip,yazgı yazgı yazılıp belirlenmiş.Gecelerde, gündüzlerde, alemlerde dolaşmaların ne anlamı kalmış.Dur bir yerde, seni gitmelere,yol yürümelere itekleyip zorlayanlarmı var?.Yok ama bu boğaz denilen kör kuyunun bir şeyleri atıştırıp yutması gerekiyor.Zorlayan, mecbur tutan, durdurmayan bu.Gitmeler neler getirir,neler kaybettirir,neler  kazandırır bilinmez.İllet,mendebur yapılar içine düşülebilir, tersi olur çok güzel unutulmaz dostlukların yaşanacağı anları yakalarsınız belki.Velhasılı çıkılır hayat yoluna, bilinmez yolların seyyahı,yol alanısınız.Kimimiz kaderci, kimimiz alın yazıları yazılanlar olmuşuz.Yol sürmüş,yol almışız,durmamacasına.Gitmeler vardır, dur durak olmaz artık.Bu yollarda yürümeler çok ağırdır, yaşam şartları bilinmez.Beterin beteri var denilip kimilerimiz şükürcü,kimilerimiz isyankar,kimilerimiz ise dalgasında hayatın,elinde boya fırçası,tutunmuş,çıkmış üzerlerine yıldızların,gökyüzünü baştan başa fırçalar vurup boyamakta.Bende gökyüzünü elime bir fırça alıp, çok sevdiğim mavilere boyayanlardanım.                       1976 senesinin Eylül'ünde bu kente geldim.Alüminyum tesislerinde aynı senenin 1 Eylül'ünde göreve başladım.Kentte  siyaset dışında içimin kaldığı bir sürü anılarım oldu ve çok güzellikler yaşadım..Toros sıra dağlarının bir yanında kalan,tepeler üzerinde kurulu Seydişehir'e, gönlünüz tutkularla doluverir, yaşadıça bir başka sever bir başka bağlanırsınız.Sıra dağlarına bakar bakar,bu dağların görselleriyle içinize ılımanlık düşer, kendinizi güvenler içinde görürsünüz.Bu kentte yaşarken nitekim öyleydi ve öyle de oldu.Birlikteliklerde dostluklar,arkadaşlıklar başladı,candan içten, zamanlara sığdırılmayan.Kentin caddelerinde turlandı,çarşıları gezildi,sokaklarda amaçlı amaçsız dostça yürümeler yaşandı.Kente hayat veren,renk katan farklı beldelerden gelen arkadaşlarla unutulmaz anılar paylaşıldı.Şimdilerde gerilere gidilip, o anları,o günleri yad ettikçe, o evreleri çok özlediğimi hissediyorum.Tanıdığım çok samimi olduğum abilerimden ve arkadaşlarımdan ama ömürleri yetmeyip ama hastlıklara yenilip ama kazalara maruz kalıp bu Dünya'dan göçüp gidenler var.İyi insanlar tanıyacak iyi insanlarla birliktelikleriniz olacak,kaderlerinize bu şekil insanlar düşecek sürdürülen ömürlerinizde.Evet; arkadaşlarım,dostlarım çok güzel tesadüftürki!! hep iyi olanlardı.Böyle olacakki geçmiş paylaşımlar,birlikte geçirilen günler aklınıza geldikçe "Ne güzel günlerdi" diyebileceksiniz.Bu kentte kader birliği ettiğim insanlarla,gerçektende çok güzel günlerdi diyebileceğim zamanlar avuttuk.Her hatırası her anıyla unutulmazdı o güzel günler.Mesailer bitimi birliktliklerimizde bir aralara gelinerek kahkahalar atarak gülmelerle geçerdi zamanlarımız.Ve biz o kente rastlaşmış hepten iyi ve güzel insanlardık.Bir duyum aldım ve çok üzgünüm.Vefatını tesadüfi Etibank'ın kendi bünyesinde çıkarmış olduğu dergisinde okuduğum Giresun'lu Orhan Güngör abim,mesai arkadaşım,Etibank Seydişehir Spora kendi memleketinden 2 sporcu getirmişti.Recep ve Cemil.İkiside gerçektende Orhan abimin getirmeden evvel methettiği gibi,gerek futbollarıyla ve gerekse arkadaşlık ve dostluklarıyla çok kaliteli çocuklardı.Bunlardan defansta oynayan Recep Göral'in ölüm haberini,sosyal paylaşım sitesi facebook'un "Bir zamanlar Seydişehir'de Etibank Vardı" sayfalarından öğrenmiş bulunmaktayım.Karadeniz Bölgemizin,Giresun ilimizin,Görele kazasından gelişleriyle kısa sürede kaynaşıp, cana yakınlıklarından dolayı samimi olduğumuz ve birlikte güzellikler paylaştığımız o günlere gitti anılarım.Recep ve Cemil'le geçirdiğim anlar bir bir gözlerimde canlandı.Güzel çocuktun be Recep masumluğunla,doğallığınla ve en çokta sebepsiz gülüşlerinle, hepimizce çok sevilmiştin.Toprağın bol,yattığın yer nur olsun..27/Mart-2023 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...