Barut Efe köy insanı huy mizaç karekter yapılarından uzak ve ayrıcaklı,kendine göre takılan ve kimselere uymayan davranışlarıyla işi gücüde ne zaman yapacağı üzerinde belirsizlik ve zamansızlık olan,bu şekil garip davranışlarıyla normal insanlardan daha farklı yapıda olduğu üzerinde,köy insanlarının tekmil tamamında ortak bir kanı oluşturmuştu.Herkes gider mersine o gider tersine misali o onlara,yani köylüye uymuyor,kimseyle birliktelik yapmıyor,yalnız takılıp kendisini,herkeslerin birlikteliklerinden ve kararlarının dışında tutuyordu.Millet yayladan kışlık odunlarını güz aylarında tedarik etmeye giderken,o komşularının hatırı geçenlerden aldığı bir kaç merkeple,kış ortasında taa yaylaya kadar gitmeyip,daha yakın yerlerden kurumuş ağaçlardan bulabildiği odunlardan kışlık yakacağını getirmeye gidiyordu.Kışın karların düşüp,ormana odun getirmeye gitmesiylede,ormancılarla karşılaşma ve yakalanma korkusu çekmiyor,ortamın müsaitliğiyle işlerini rahatça görebiliyordu.Orman suçu en ağır suçlardan biriydi.Bu suçu işlerken yakalanılırsa şahsın,çorun,çocuğun devlet kurumlarından asla yararlanamayacak mahkumiyetlere çarptırıldığı gibi,çok ağır hapis cezalarıda alınabiliniyordu.Kasabaları Ahırlı'daki Ormancı Hüsamettin,yaş ağaç kesene hiç acımıyor,babasının oğlu olsa gözünün yaşına bakmıyor,defterini dürüyordu.Ara ara köy muhtarlarına manyetolu telefonla telefonlar çekip,orman dairesinde"Şef in orman üzerine talimatları var" diye çağırarak,burada toplanan köy muhtarlarına verilen yaş ağaç kesilmemesi üzerine konferansları yapılıyor,onlar giderkende "Gördünüz beyler bir ağacın,bir fidanın ne demek olduğunu" diye,kışlık ağaç ihtiyaçlarını kurumuş ağaçlardan,ayrıca gövdelerinden değilde dalların budanması anlamında,budama şeklinde yapılarak temin etmelerini,ders niteliğinde öneriyordu.Hele hele genç ağaçların kesilmeleri yapılırsa,bu suçu işleyenler;değil ormanda keserken,evlerinde,bahçelerinde,hayvan ahırlarında zula edilip saklanıldığı aramalarla tespit edilirse,mekanlarda bu fidanlara rastlanırsa,suç üstü yapılıp görülen fidan sırıkları,delil ve kanıt olarak değerlendirilerek,kişi ve kişiler hemen kelepçelenip tutuklanarak mahpus edilebiliniyordu.Kasabanın etrafındaki tüm köylerin köy muhtarları,orman idaresi şefinin anattıklarını da kendi köylerinde köylüye anlatıyorlar ormanlar bilinçli ve şuurlu bir iradeyle korumaya alınıyordu.Köylerde bazıları hariç,köylünün aklı selim düşünen çoğunluğu,bunun bilincindeydi.Orman demek servet demek,zenginlik demekti.Birde kış şartlarından ağaçların bazılarının su tutan gövdeleri don yapıyor ve aşırı rüzgarlarda don yapan bu ağaçlar gövdelerinin rüzgarın gücüne karşı koyamadığından ya ortasından kırılıyor yada diplerinden sökülerek yıkılıyordu.Barut efe bu tecrüblere erişmiş biriydi.Daha evvel böyle kış günlerinde elinde tüfek ava çıktığı zaman yıkılmış ağaçlara çok rastlamış.Zaman ve zemin elvermesede,bu şekil odun temin etmeye gitmelerinde asla yüksüz dönmemişti.Hayvanların karların üzerinde yüklerle bata çıka gelmeleri dönüşlerde meşakkatli ve zor olsada,yakacaksız kış demek,donarak ölüm demekti.İki üç kez yakımlık odunu kalmış onlardan sonra sobada yakacağı kalmamıştı.Seçtiği gün ve zaman çok yanlış zamandı ama Barut Efe böyle kar kış günlerinde çok gitmiş,ilk gitmiyordu.Hava şartları ne olursa olsun eve muhakkak ama muhakkak bir kaç günlük odun temin edip,bulup götürecekti.Eşeklerin bu karda yükle çıkamayacaklarını biliyordu.Çok yüklemem diye içinden geçirdiği düşünceleri ve soğuk onu dağa odun getirmeye itiyordu.28/Eylül-2022 Şerafettin Sorkun
Barut Efe köy insanı huy mizaç karekter yapılarından uzak ve ayrıcaklı,kendine göre takılan ve kimselere uymayan davranışlarıyla işi gücüde ne zaman yapacağı üzerinde belirsizlik ve zamansızlık olan,bu şekil garip davranışlarıyla normal insanlardan daha farklı yapıda olduğu üzerinde,köy insanlarının tekmil tamamında ortak bir kanı oluşturmuştu.Herkes gider mersine o gider tersine misali o onlara,yani köylüye uymuyor,kimseyle birliktelik yapmıyor,yalnız takılıp kendisini,herkeslerin birlikteliklerinden ve kararlarının dışında tutuyordu.Millet yayladan kışlık odunlarını güz aylarında tedarik etmeye giderken,o komşularının hatırı geçenlerden aldığı bir kaç merkeple,kış ortasında taa yaylaya kadar gitmeyip,daha yakın yerlerden kurumuş ağaçlardan bulabildiği odunlardan kışlık yakacağını getirmeye gidiyordu.Kışın karların düşüp,ormana odun getirmeye gitmesiylede,ormancılarla karşılaşma ve yakalanma korkusu çekmiyor,ortamın müsaitliğiyle işlerini rahatça görebiliyordu.Orman suçu en ağır suçlardan biriydi.Bu suçu işlerken yakalanılırsa şahsın,çorun,çocuğun devlet kurumlarından asla yararlanamayacak mahkumiyetlere çarptırıldığı gibi,çok ağır hapis cezalarıda alınabiliniyordu.Kasabaları Ahırlı'daki Ormancı Hüsamettin,yaş ağaç kesene hiç acımıyor,babasının oğlu olsa gözünün yaşına bakmıyor,defterini dürüyordu.Ara ara köy muhtarlarına manyetolu telefonla telefonlar çekip,orman dairesinde"Şef in orman üzerine talimatları var" diye çağırarak,burada toplanan köy muhtarlarına verilen yaş ağaç kesilmemesi üzerine konferansları yapılıyor,onlar giderkende "Gördünüz beyler bir ağacın,bir fidanın ne demek olduğunu" diye,kışlık ağaç ihtiyaçlarını kurumuş ağaçlardan,ayrıca gövdelerinden değilde dalların budanması anlamında,budama şeklinde yapılarak temin etmelerini,ders niteliğinde öneriyordu.Hele hele genç ağaçların kesilmeleri yapılırsa,bu suçu işleyenler;değil ormanda keserken,evlerinde,bahçelerinde,hayvan ahırlarında zula edilip saklanıldığı aramalarla tespit edilirse,mekanlarda bu fidanlara rastlanırsa,suç üstü yapılıp görülen fidan sırıkları,delil ve kanıt olarak değerlendirilerek,kişi ve kişiler hemen kelepçelenip tutuklanarak mahpus edilebiliniyordu.Kasabanın etrafındaki tüm köylerin köy muhtarları,orman idaresi şefinin anattıklarını da kendi köylerinde köylüye anlatıyorlar ormanlar bilinçli ve şuurlu bir iradeyle korumaya alınıyordu.Köylerde bazıları hariç,köylünün aklı selim düşünen çoğunluğu,bunun bilincindeydi.Orman demek servet demek,zenginlik demekti.Birde kış şartlarından ağaçların bazılarının su tutan gövdeleri don yapıyor ve aşırı rüzgarlarda don yapan bu ağaçlar gövdelerinin rüzgarın gücüne karşı koyamadığından ya ortasından kırılıyor yada diplerinden sökülerek yıkılıyordu.Barut efe bu tecrüblere erişmiş biriydi.Daha evvel böyle kış günlerinde elinde tüfek ava çıktığı zaman yıkılmış ağaçlara çok rastlamış.Zaman ve zemin elvermesede,bu şekil odun temin etmeye gitmelerinde asla yüksüz dönmemişti.Hayvanların karların üzerinde yüklerle bata çıka gelmeleri dönüşlerde meşakkatli ve zor olsada,yakacaksız kış demek,donarak ölüm demekti.İki üç kez yakımlık odunu kalmış onlardan sonra sobada yakacağı kalmamıştı.Seçtiği gün ve zaman çok yanlış zamandı ama Barut Efe böyle kar kış günlerinde çok gitmiş,ilk gitmiyordu.Hava şartları ne olursa olsun eve muhakkak ama muhakkak bir kaç günlük odun temin edip,bulup götürecekti.Eşeklerin bu karda yükle çıkamayacaklarını biliyordu.Çok yüklemem diye içinden geçirdiği düşünceleri ve soğuk onu dağa odun getirmeye itiyordu.28/Eylül-2022 Şerafettin Sorkun

Yorumlar
Yorum Gönder