Kuzuların sessizliğini değil meleyişlerini severim ve birde yıldızlı gecelerin yapay ışıkların olmadığı evrelerdeki zamanlarını.Bir zamanlar yaşadığımız yıllar öncesi teknoloji imkanlarının daha az olduğu evrelerde gökyüzünün bu ışıldayan gecesinin karanlıklarını aydınlatıp yol gösterici parıltılar saçan yıldızları,daha eskilerde çok çok öte geçen yıllarımızda köylerimizde ışığın olmadığı zamanlarda yaşarken bu yıldızlar gecelerimizde gözlerimize daha net görünür onların parıltılarını karanlık korkularımızda bir güvence bilirdik.Dışarda bir yerlerdeyseniz mesela bir Yaz akşamında harman yerinde yada bağda bahçede büyüklerinizin verdiği bir görevi icra etmek adına oralarda zorunlu bulunmuşsanız ve gecenin karanlığında aynı zamanda ürkütücü sessizliğinde yalnız tek başınaysanız gökyüzüne bakışınızla görebildiğiniz yıldızların şavkıyışlarını en iyi dostluk ve arkadaşlık olarak görür,onların altında sessiz,sakin akıp giden geceyi dinlemeyi sevdiğinizi hissedersiniz.Şehir ışıkları artık yıldızları görmelerinizi engelliyor.Şehirden ırak kırsal alanda böyle yıldızları bol bir yaz gecesinde Doğu Karadeniz gezimiz için Konya hudutlarından çıkan,farma tur otobüsümüz Karakeçili yollarında karanlıkları yara yara devam ediyor.Otobüsün ışıklarının söndürülmesiyle gecede duyulan araçın motor sesinin haricinde uyuyan yolcuları uyandırmamak için uyumayan yolcularda suskunluk ve sessizlik var.Kimilerimiz koltuklarında uyuyanlardan etkilenip kendilerini gözlerini yumarak uyku uyumaya zorlarken kimilerimiz ise gecenin ilerleyen saatlerini umursamaksızın uykuyu önemsemeyerek yaz gecesinin yıldızları bol gökyüzünün cam kenarlarında oturanları olarak,bende bunlardan biri,seyir keyfini sürerekten yıldızların şavkıyan ışıklarının altında Karakeçili yollarından Kırıkkale'ye doğru seyir alıyorduk.Sinop'a sabaha yakın varacağımızdan bazı kent ve beldelerin içinden geçip sadece tuvalet ihtiyaçlarımız haricinde bu yörelerde durmayıp yolumuza tur proğramı gereği devam edecektik.Çankırı'yı geçip Ilgaz'da bir ihtiyaç molasında durduğumuz esnada otobüsten indiğimiz zaman dışarıda Ağustos ay'ı olmasına rağmen yüzümüze vuran soğukla irkildik.Kastamonu' yuda her şehirde rastlanılan apartman çokluklarıyla görüp bu güzel beldelerinde betona teslim oluşlarının üzüntüleri içinde gerilerde bırakırken Boyabat'ı geçtikten sonra Sinop'un gözlerimize yansımasıyla artık yavaş yavaş tanyeri ağarmaktaydı.Karadeniz o muhtesşem eşsiz güzelliğinde ve sakinliğindeyken biz Sinop'a giriyorduk.Aklımda "Dışarda deli dalgalar" diyen Sabahttin Ali ve Sinop cezaevi vardı.23/Ocak-2020 Şerafettin Sorkun/Konya'dan
Kuzuların sessizliğini değil meleyişlerini severim ve birde yıldızlı gecelerin yapay ışıkların olmadığı evrelerdeki zamanlarını.Bir zamanlar yaşadığımız yıllar öncesi teknoloji imkanlarının daha az olduğu evrelerde gökyüzünün bu ışıldayan gecesinin karanlıklarını aydınlatıp yol gösterici parıltılar saçan yıldızları,daha eskilerde çok çok öte geçen yıllarımızda köylerimizde ışığın olmadığı zamanlarda yaşarken bu yıldızlar gecelerimizde gözlerimize daha net görünür onların parıltılarını karanlık korkularımızda bir güvence bilirdik.Dışarda bir yerlerdeyseniz mesela bir Yaz akşamında harman yerinde yada bağda bahçede büyüklerinizin verdiği bir görevi icra etmek adına oralarda zorunlu bulunmuşsanız ve gecenin karanlığında aynı zamanda ürkütücü sessizliğinde yalnız tek başınaysanız gökyüzüne bakışınızla görebildiğiniz yıldızların şavkıyışlarını en iyi dostluk ve arkadaşlık olarak görür,onların altında sessiz,sakin akıp giden geceyi dinlemeyi sevdiğinizi hissedersiniz.Şehir ışıkları artık yıldızları görmelerinizi engelliyor.Şehirden ırak kırsal alanda böyle yıldızları bol bir yaz gecesinde Doğu Karadeniz gezimiz için Konya hudutlarından çıkan,farma tur otobüsümüz Karakeçili yollarında karanlıkları yara yara devam ediyor.Otobüsün ışıklarının söndürülmesiyle gecede duyulan araçın motor sesinin haricinde uyuyan yolcuları uyandırmamak için uyumayan yolcularda suskunluk ve sessizlik var.Kimilerimiz koltuklarında uyuyanlardan etkilenip kendilerini gözlerini yumarak uyku uyumaya zorlarken kimilerimiz ise gecenin ilerleyen saatlerini umursamaksızın uykuyu önemsemeyerek yaz gecesinin yıldızları bol gökyüzünün cam kenarlarında oturanları olarak,bende bunlardan biri,seyir keyfini sürerekten yıldızların şavkıyan ışıklarının altında Karakeçili yollarından Kırıkkale'ye doğru seyir alıyorduk.Sinop'a sabaha yakın varacağımızdan bazı kent ve beldelerin içinden geçip sadece tuvalet ihtiyaçlarımız haricinde bu yörelerde durmayıp yolumuza tur proğramı gereği devam edecektik.Çankırı'yı geçip Ilgaz'da bir ihtiyaç molasında durduğumuz esnada otobüsten indiğimiz zaman dışarıda Ağustos ay'ı olmasına rağmen yüzümüze vuran soğukla irkildik.Kastamonu' yuda her şehirde rastlanılan apartman çokluklarıyla görüp bu güzel beldelerinde betona teslim oluşlarının üzüntüleri içinde gerilerde bırakırken Boyabat'ı geçtikten sonra Sinop'un gözlerimize yansımasıyla artık yavaş yavaş tanyeri ağarmaktaydı.Karadeniz o muhtesşem eşsiz güzelliğinde ve sakinliğindeyken biz Sinop'a giriyorduk.Aklımda "Dışarda deli dalgalar" diyen Sabahttin Ali ve Sinop cezaevi vardı.23/Ocak-2020 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar
Yorum Gönder