Ana içeriğe atla

DÖNÜLMEZ AKŞAMLAR

     Rize/İkizdere de doğa katliamı durmadı,durmak bilmedi dozerlerle bayramın bu ilk gününde bile bu katliama devam etmekte.Çok güzel oyunlarla sinema filmlerinde olmayacak,yazılmayacak seneryolar üretildiğini görüyoruz.Devleti seçimle geldik diye işgal eden kişiler tarafından bu seneryolar uygulanmakta olup akıllara durgunluklar getirmektedir.Köylü diye kendi ağızları doğrultusunda özel araçlarla oraya getirilen bazı kişiler uzatılan mikrofonlara kamu oyunu yanıltmak için tv.lere yanlış demeçler veriyorlar.Oraya,İkizdere'ye gitmek isteyen esas köyün sahipleri ise jandarmalar tarafından engel olunup eylemleri duyurulmuyor.Bu nasıl bir güruhtur milletin bilmem nesine koymak isteyen bir adama burası taş ocağı çalıştırmak için verilmek isteniyor?.Taş ocağı kıraç yerlerdeki arazilerin olduğu tamamıyla taş olan dağların olduğu bölgelerde yapılır.Kimselere zarar verilmez,ülke ve oradaki yerel halk zarar görmez,tarım durmaz.Yeminle söylüyorum ülkeyi düşman istila etse bu şekilde bir katliam yapmaz.Bu taş ocağı açma adındaki katledilen yerin arkasında başka bir maksatmı vardır?Artık sadece çalma,soyma,talan etme zihniyetinde olan bu güruhtan devletin bir an kurtarılması gerekir.Yazık oluyor ülkeye her gün biraz,biraz daha fazla kan kaybediyor ve geleceklerimizi,yarınlarımızı bu kişilerin ellerinde günden güne karartıyor,dönülmez akşamın ufuklarına doğru süratle yol alıyoruz.13/Mayıs-2021 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...