Ana içeriğe atla

BİR DAHA YÜRÜRMÜYÜM!!


     Sorma kalbim hiç sorma.Yorgun akşamları,bitmişlikleri,tükenmişlikleri,zifirlere dönen gecelerin uzayıp gidişlerini sorma bana.Ne anlatacak takatım,nede şorda,şurda,orda,burda durup izahatlar yapacak zamanım var.Ben beni biliyorum.Herkeslere kendimi boşa nefes tüketip anlatma kapsamlarının dışında,ıraklıklarında tutuyorum.Uzaklarda,ıssızlarda bir tek ağacım,çimenler arasında gelişmemiş küçücük cılız yeşilliği solmak üzere olan sararmış bir ot,bir fakirin kış gecelerinin soğuklarında bacasından gökyüzüne savrulup çıkan bir duman.Garbın afakını sarmışlığı gibi sarmış dört yanımızı boş süresi hiç gelmeyen,gerçekleşmeyen yoksul umutlar,piyangodan amorti çıkmış gibi züğürt avuntulara teslim olmuş hayatlar.Yürüyorum bitesi olmayan adımlar attıkça tükenmeyen yollarda.Şimdiye kadar varlığını hayallerle,anmalarla yaşatıp,geçen zamanlarla yok olup adı maziye dönen içimde her an canlanan uzak tepeler arkalarına saklanmış,geçmişte yaşayıp bir daha yaşayamayacağım çocukluk günlerimin çıra gibi yanar özlenişlerinin çok çok ötelerindeyim.İşte gidiyorum yol alıyorum.Yelkenler açık rüzgarlar sürüklüyor sessiz gemimi.Hevesim kırık,içim buruk..Yürürmüyüm acaba bir daha,hevesim tutar gönlüm olurda,girer yol alırmıyım bu yollara bir daha?Bu yüzden sorma kalbim sorma boşu boşuna.İşte gidiyorum..20/Eylül-2021 Şerafettin Sorkun/Konya'dan   
                                                                                                                  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...