Ahh güzel İstanbul "Bir daha zorunlu olmadıkça gelip uzun bir süre kalacak mekanlar ve yerler değilsin" demeyeceğim kadar güzelsin.Bazı kentlere gider geldiğinize geleceğinize pişmanlıklar duyabilir çok kısa sürelerde dönme düşünceleri taşıyabilirsiniz.Bu kentte kafanızdan öyle düşünceler geçer ki,kaldıkça kalasınız gelir.Çok büyük nüfus yoğunluğu oluşmuş,Anadolu'nun her bölgesinin her kentinden her türden insanımız bu kenti umut ve gelecek kapısı olarak görüp,akın akın bu güzel kenti yaşayacağı mekan sayıp,köylerinden yurtlarından gelerek,buralara yerleşmişler.Bu yerleşimlerle çok geniş alanları işgal eden betonlaşmalar, görselinize yansıyan hacim büyüklükleri ,kalabalık insan yoğunlukları var.Araç gereçler oraya buraya seyir içerisinde olan insanların ulaşımları için dolu dolu tekerleri dönerek koşturmalarıyla,hepisi bir amaca bir hizmete amade.Hele bir de görün metrolarını, metrolarında çok uzak semtlere giden talebelerin yorgunluklarına bitap düşmüş hallerine gülmekle acımak arası bir duygu pekişir içinizde.O yorgun bedenlere, eğerki oturuyorsanız, yerinizden kalkıp onlara koltuğunuzu veresiniz gelir.Vermemelesiniz ,çünkü siz geçmişsiniz onlar gelecek ve bu geleceklerin çok zamanları olacak ilerde.Böyle böyle öğrenecekler zorluklardan geçerekten tutunmayı,ayakta kalmayı yaşayarak görerek.En zor olanı ise ekmektir, muhanetin kapısı ise kapalıdır, çok güçtür açılması.Yaradan kimseleri kimselere muhtaç etmesin.İstanbul siyasal yapının lüzumsuzluklarından dolayı bir sürü işsiz güçsüz insanla dolmuş taşmış.Bu insanlar;ülkemiz insanlarının yediği lokmaya ortak olan yabancı uyruklu ve bilhassa çokluklarıyla dikkatleri çeken Suriye li vatandaşlardır.Siyasal takılmamaya bu konulara girmemeye çalışıyorum ama hayat pahalılığı ister istemez beni bu siyaset yapısnın içine zorunlu olarak çekiyor.Vatandaşın alım gücü o kadar düştü ki,bunun nedeni ise elimizdeki varı yoğu tüm geçmişimizi geleceğimizi betonlara dökerek betonlarla birilerine bu paraları siyasal yapının etkisiyle teslim etmiş olmamız.Onlar çok zenginlediler, bunları yapan sistemin başındakilerde halkın hiç işine yaramayacak bir defa olsun bile üzerinden geçilmeyen içine girilmeyen köprüleri ve tünelleri "Dünya nın en uzun köprülerini tünellerini ,yaptık" diye ağızlarına kaşıklar sığmayacak şekilde şakşakcı basın organlarıyla anlatsalar da, kazın ayağı öyle değil, halk pazarlarda panayırlarda bu hatalı harcamalar yüzünden meyvelere sebzelere sadece bakmakta seyretmekten başka bir şey yapamamaktadır.Altınıza kilimler, halılar serip yatın uzanın,taklalar atın,rahat rahat oruç tutun namaz kılın, diyerek adeta milletle dalga geçmekte alay etmekteler.Halk ucuz ekmek alabileyim diye ucuz ekmek satan büfelerin önlerinde ekmek kuyrukları oluşturmuşlar, yürüdüğüm caddelerde bunlar ilişiyor gözlerime.Bunları yapan bunlara sebep olan tek kişi ise akşam yatmadan evvel şunları yerseniz şifa bulursunuz diye kendince halka reçeteler yazmakta bunları çıkıp fukaralık çeken halka görsel yayın organlarında, halkın yaşadıklarından çektiği yoksulluklardan bi haber, çok önemli bir habermiş gibi söylemekte adeta vatandaşla alay etmektedir.Neymiş bu ülkenin tek yetkilisin verdiği beslenme tarifi?;Manda yoğurdu,kestane balı,medine hurması falan filan. Halk yiyecek, içecek, giyecek, yakacak derdinde bunlar halılardan kilimlerden yatmadan uzanmadan camiden namazdan oruçtan dem vumakta,halk sosyalleşmeyi unuttu ,vatandaş bunların baktığı pencereden bakmayı çoktan bıraktı.Gelişimin 1.günü Hasan Göktaş aradı.Konya da yeni Larende caddesinde diş hekimi.Özel nedenlerden dolayı pek fazla muayenehaneye takılmıyor.Yarından için Mehmet Gök'ünde geleceğini Kadıköy de vapur iskelesinin oralarda bir yerlerde buluşalım dedi.Mehmet Gök Eski ismi Konya Akyokuş Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Hastanesi iken sonradan Konya da 2 üniversite kurulmasıyla ismi Necmettin Erbakan Üniversitesine verilerek bu ismi alan tıp fakültesi hastanesinin göğüs bölümünden emekli profösör arkadaşlarımızdan.Telefonda olur deyip bende Çorum'dan arkadaşım Fevzi Kaynar ile geleceğimi belirttim.Oyunlara dayanamaz Hasan Göktaş'ta Mehmet Gök'te ve tlf.da bu düşündüğüme delil olacak şekilde" okey oynarız o zaman 4 lüyü kurduk" dedi."Gelelim hele" deyip onunla görüşmem bittikten sonra Fevzi Kaynar ı aradım,olayı anlattım,memnun olup,o da bu buluşma ve birlikteliğe onay verip tamam dedi.Ben önce Uğur Mumcu dan Bostancı ya,Fevzi Kaynar a uğrayacak,onu alıp sonra da Kadıköy e buluşacağımız yere Fevzi ile birlikte gidecektik.Bulunduğum yer Kartal Uğur Mumcu çevre yolundaki Aydos ormanlarının çamlık mevkii.29/Mart 2022 İstanbul'da Güneş in çok cömert ışınlarını yansıttığı bir gün.Kahvaltımı yapıp evden çıktım.Elimde birde "Casper via e1" marka daha evvel motosikletle Anamur da seyir halinde giderken nasıl olduğunu bilmeden yolda düşürdüğüm ve üzerinden yolda düştüğü yerde bir arabanın geçerken üzerine basmasıyla bazı parçaları değişmesi gereken bir tlf.var.Yeni telefon aldım bu tlf.nuda yaptıracağım işime yararmı yaramazmı bilmiyorum ama artık inatlaştım,gelmişken onunda parçalarını bulup tamamalayarak,kullanılır hale dönüştüreyim düşüncelerini taşımaktayım.Aydos ormanlarının kenarındaki çevre yolu yanında bu semte Uğur Mumcu'ya giriş yolu var.Girişin hemen başındaki rampa bu semtin münibüs duraklarının olduğu yer.Otobüsler kendi duraklarında yolcuları indirip münibüsler gibi beklemiyor,geçip gidiyorlar.Durakta fazla beklemeden anında ama metro ama Bostancı'ya gider bir otobüs geliyor.Otobüs ve dolmuş durakları eve mesafe olarak çok yakın,sitenin bahçesinden çıkar çıkmaz duraklarla karşı karşıya geliyorsunuz.Burada ayağımın dibinde dolmuş ve otobüs araçları ilk yolcu olarak bomboş beni alacakken ve böyle bir imkanım varken İstanbul trafik karmaşasının içine arabayla gitme hatasını yaparak,gittiğim yerlerde park ve trafikte zorlukları yaşamaktansa arabayla gitme düşünceleri taşımamalıyım.Bu sebeplerle site bahçesinin evden görebileceğim bir yerine Konya ya gidesiye arabayı park ettim.Balkona çıkıp arka taraftaki arabayı park ettiğim alana bakıyorum.Çam ağaçlarının üzerlerinde o kadar çok karga varki,akşamlara kadar buralar ağaçlık olması neticesi ile mekan edinip belliki çokluklarıyla site sakinlerince onlara hitap eder yiyeceklerde bolca temin ediliyor ve buralardan hiç eksik değiller.Kara kargalar göz erimlerinize martılarla sürekli ilişiyorlar.Oo arabanın kaput kapağına pislemişler ve öyle çok yapmışlarki boya kısmı pisliklerinden neredeyse tamamen kayıp olmuş.Aşağılarda ortak kullanılan çeşme yok.Bu gün önce Bostancı oradanda Fevzi yi alarak birlikte Kadıköye diğer bekleyen iki arkadaşımıza uğrayacağız yarın bir kova su indirir süngerle siler temizler arabayıda ağaç altlarından kaldırırım.Bir gün usul usulmu,yoksa süratlemi geçiyor bunu hep düşünmüş,zihnimde muhasebeleştirmek istemişimdir.Geçmesini istersin saatlere bakar durursun.Ne akşam olur nede geceler biter,çabucak akarak geçivermeyen akşamlarla sabahlara geç erişilir.Geçmesini istemezsin çarçabuk bitiverir tükeniverir.Gün değil derdim,nasıl geçerse geçsin,zaman benim için anlaşılmaz ve aşılmaz beklentiler olmaktan çoktan uzaklaştı.Felekle takılmışlıklarımda yok felek bana takılıp peşim sıra dolansın dursun,benimle dostluk sürdürmek istersede,istemezsede kendi bilir.Ona sardıracağım kavram olarak,bende ilgilere,beklemelere,kovalamacalara,umutlara,geleceklere gelecekteki sahip olacağımı sandığım edinimlerden artık çok uzaklaştım.Horoz şekerlerim,zıp zıplarım,gökyüzünde ipinden sevinçle tutup,salındırdığım uçurtmalarım,hayatın çok derinlerine gidip,benden uzaklaştılar artık.Gerek kalmadı felekten bekleyeceğim umulara.2022 senesinin Mart ay'nın bu son günlerinde İstanbu'da gezim gezim gezilecek güzel havalar var.Ne fazla sıcak,nede fazla soğuk.İstanbul sıcaklarda çekilmez son yıllarda gezegenin artan sıcaklarıyla gezmeleri bahar ve sonbahar mevsimlerinde yapmalısınız.Temmuz ve Ağustos aylarında ne gezmelerin tadına varır nede eşle dostla bir araya gelmelerin.Geçmiş,geçmemiş umurumu olmayan ertesi gün Aydos ormanlarının altındaki dolmuşların olduğu ilk duraktan Bostancı ya Fevzi Kaynar la buluşmak için Kadıköy e gidecek olan dolmuşun ilk müşterisi olarak en ön koltuğa oturmuş vaziyetteydim.Bostancı köprüsünde inecek oradan mesafesi fazla uzak olmayan Fevzi lerin evlerine kadar yürüyecek,oradan Fevzi ile birlikte başka bir araca binip Kadıköy e gidecektik.Dolmuş şoförü direksiyonun üzerine yatmış dışardaki seyir halinde onu sollayan,sollayacak olan,sağından geçen geçecek olan,hiç bir aracı ne görüyor nede onlarla ilgilendiği var.Farkındasızlıkla kendine veya yollarda duraklarda yolcu almanın dışında onun bir gidiş hizası yok.Yollarda yolcu inme ve binmelerine göre istediği şeride geçiyor.Sık sık seyir halindeyken cebinden kağıtlık tomar tomar paraları çıkarıp sayıyor,sayarken yola baktığı falan yok,dolmuş yolları öğrenmiş kendi gidiyor adeta.Düşündümde gidiyoruz,hiç durmaz hiç eksilmez bir sürü araç şerit halinde bir yolda.İnsan bu yolu bir kez gidip gelse,kafa mafa kalmaz perte çıkar.Mübala etmiyorum kafam şarampol oldu.Yol uzun bir gidişe mecbur olmuşsa,sürücülerin bir birlerine fazla yaklaşmaya korktuğu sıklıklarda bile,o gözünü yumup yani bizim şoför,bulduğu araçlar arasındaki bir açıklıktan,süratle dalıyor.Bir yanı yorgun ve bitik diye düşünürken,bir yanının enerji bulmuşcasına canlanışıyla yola ve trafiğe hakim.Seyir halinde giderken sık,sık cep telefonu çalıyor.Bbu çalmalardan bazılarına itibar edip açıyor,bazılarına o değilden şöyle bir bakıp,açmaya ve konuşmaya gerek duymadan,yol seyrine devam ediyor.Bu anlattığım görsellerle kazaya belaya maruz kalmadan Bostancı köprüsüne gelebildik.İneceğimi söyleyip araç durunca köprüye yaya geçitleri için yapılmış merdivenlerden çıkıp karşı tarafa geçtim.Daha evvel gelip geçtiğim yerler acemilik çekmeden Fevzi lerin evini bulabildim.29/Mart-2022 Şerafettin Sorkun/İstanbul'dan
Bu mevsim İstanbul değişik iklim görselleri sergilemekte.Anıt 86 sitesinin bahçesinde uzun çam ağaçları var.Rüzgarların esişleriyle meydana gelen ıslık çalarcasına sesler oturduğumuz odada tv.izlerken kulaklarımıza yankılar yapıyor.Yarın yani 30/Mart-2022 tarihinde bulunduğumuz mekandan aşağılara metro ve marmaray ulaşım araçlarının istasyonlarının yerlerini keşfetme düşünceleri taşımaktayım ve bu yüzden yayan geze geze yürümeler yapacağım.Diyorumya her taraf inşaat alanlarıyla doldurulup taşırılmış.Bazı semtlerde apartmanların kıyılarında köşelerinde gecekondu niteliği taşıyan evler var.Elektrik ve suları buraları imara açan belde yöneticileri tarafından kesilmemiş ya kendilerinin elde ettikleri yada atalarından kalan eski evlerinde yaşamalarına müsade ediliyor.İnekleri var bahçelerinde yetiştirdikleri meyve ve sebzelerle bu büyük beton yığınakları arasında alıştıkları yaşam şartlarını sürdürüyor ve kentte yaşamanın avantajlarından yararanıp çocukarına bir gelecek hazırlamaya çalışıyorlar.Bu insanlar çok zamanlar önce köylerinden gelip kıyı ve köşe olan bu yerlerde tutunmaya çalışan insanlar.Bu ve bunlar gibi olaylarla köylerini bu kentlerde ve bilhassa İstanbul da daha iyi yaşama şartları düşünceleriyle terk edip buralara gelen bu insanlar zaman içerisinde toprağa bağlı üretkenliklerin ve hayvancılığın tamamen bitmesine neden olacak bir başkalaşımın sebebi olan bu eylemlerinin o zamanlar farkında değillerdi.Geldikleri yıllarda gecekondu olan bu yerler şimdilerde artık şehrin veya bu semtlerin arsa ve parsel olarak para getirir en gözde yerleri haline dönüşmüş.Belkide büyük bedeller eder düşünceleriyle yerlerini elden çıkarıp satmayıp buralardan hatırı sayılır bir rant elde etme düşünceleri taşımaktalar.Bir naylon kovaya araba kaportası üzerindeki kuş pisliklerini silmek için taşıyacağım kadar su koyup yanında da sünger aldım.Evden çıkışımla asansörsüz altıncı katın merdivenlerinden inerken asansörün önemini bir kere daha anladım.Buradan merdivenlerden inerken koca kovayı aşağı indirmek gerekmez.Kovaya doldurduğum su pislikleri temizlemek için yeterli.Aşağı indiğim zaman önce arabanın yerini ağaç altı olmayan bu yüzden bir daha kuşların pislemeyeceği bir yere değiştirdim.Dışarda ağaçların üzerinden ve aralarından sızan güneşin yansıttığı ışıklar var.İstanbul da bir gün daha taşıt sesleriyle başlıyor.Kovayı yere bırakıp kaporta üzerindeki pislikleri kova içindeki suya batırıp ıslattığım süngerle tamamen yok edilecek şekilde iyi bir sildim.Kanı olunca süngeri sıkıp kovadaki suyuda yere dökerek tekrar merdivenleri tıpışlayarak 6.kata çıktım.Yollarda yayan gideceğimden tuvalet ihtiyacı hissetmeyim diye yeni baştan tuvalete girip tuvalet ihtiyacımı giderdim.Artık her türlü hazırım.Anıt/86 sitesinin bahçesinden çıkıp caddeye ayak bastığımda sol tarafımdaki Aydos ormanları tarafında dolmuşların başlangıç yeri olan yolda kimi dolmuşların park etmiş bekler görünümlerinin yanı sıra kimilerininde aşağı Uğur Mumcu mahallesi evleri aralarına inen yolda Şehitler Caminin önü sıra aşağı giden güzergahta yol kenarlarından bindirdikleri yolcularıyla seyirleri vardı.Harem Üsküdar,Bostancı,Yakacık,Kartal,Yenidoğan istikametlerinede duraklardaki yolcuları alıp hareket eden otobüs çoklukları dikkatleri çekiyordu.Buradan ulaşım sıkıntısının olmadığını bu görsellerimle hafızama yerleştirdim.Sokakta ve caddelerde uzanmış yatan işe okula bu saatlerde benim gibi gezmelere giden bazı kadın çocuk veya insanların ilgilerine mazhar olmak için hareket eden kulaklarına görevliler tarafından numaralar koyulmuş köpekler var.İlgi gösterilirse kuyrukarını sallayarak yanınıza yaklaşıyorlar sizden yiyecek vs.bekliyorlar yada sizi koklamak için uzattıkları kafalarını okşamanızı istiyorlar.Yaşayan hareket eden soluk alıp veren tekmil tüm canlılar ilgi alaka ve sevgi gösterilsin bekliyorlar.Dışarı çıkarken önce aynaların önüne geçer kılık kıyafetinizi kontrol eder façanızın düzgün olup olmadığına bakarsınız.Bunları neden yaparsınız?toplum içerisine çıkarken beğenilmek dikkat çekmek elbette güzel şeydir.Gönül isterki sokağa çıkar çıkmaz tanıdık tanımadık herkeslerle selamlaşılabilmeli herkeslere tebessümler edebilmeli ve bu şekil davranış gösterilebilinmeli bu tür yaşamayı zorunluluk sayabilmeliyiz.Bu kavramlar yok,toplumumuzda herkes bir birlerinden soyutlanmış sanki.Kimse kimseyle zorunlu olmadıkça konuşma ve selamlaşma ihtiyacı hissetmemekte duymamaktadır.Bu değerlerimizi neler bozmuştur?,elbette hizipçilik ayrımlaştırmacılık.Bunları kimler yapmıştır? sırf vatandaşların oylarını almak iktidar olmak adına siyasal partiler.Tepeler ormanlar ve Marmara Denizinin güzelliği Adaların muhteşemliğiyle sokakları caddeleri dükkanları eski hüviyetlerini muhafaza eden tarihi yerlerini Anadolu ve Rumeli hisarlarını Emirganı Üsküdarı dolaşmak isterseniz sizlere bol bol hitabatlar sunan bu kentte bir kaç gün değil bayağı uzun zamanlar yaşamalı ve kalmalısınız.Bu önerime şimdi haklı olarak diyeceksinizki "Kardeş gezme parayla olur,para nerede bu kalmalar gezmeler için"haksızsınız demeyeceğim evet herşey gelip bu metalikada son bulup orada bitip tükeniveriyor oturup kalıyorsunuz oturduğunuz yerlerde.Ama bir kaç gün evvel aynı şekilde devletin en tepesindekide "Gençler yeyin için yatın taklalar atın kahvelere gidin seyahatler edip Dünyaları dolaşın" demedimi?Dedi;dedide devletin tepesindekinin hayat pahalılığından,elektrik doğalgaz su faturalarından,akaryakıt fiyatlarına gelen zamlardan haberi yok ve o yapmıyor."Bu kardeşinize yetkiyi verin görün o zaman nasıl uçacaksınız"Uçtuk hakikaten aşağı seviyelere doğru uçurumlardan atılmışcasına combadak uçtuk.Hani hiç bir geleceğiniz olmaz işiniz gücününüz tahsiliniz statünüz ederiniz varınız yoğunuz üzerinizdeki giysileriniz üst başlarınız ayakkabınız donunuz atletiniz vardır sadece.Bir yerlerden dosttan ahbaplardan akrabalardan "Yahu derler garibanın bir işi gücü olsun" babında düşüncelerle 3-5 kuruşluk destek çıkılır."Al arkadaş sana sermaye sokakları boş gezmelerle bitiremezsin bir baltaya sap ol" Dersiniz "Allah razı olsun kişilik ve hüviyet buldum" kapitalizmde varlıkıyette yaşamakta nefes almakta hepten para.Alırsınız yada yaptırırsınız tekerlekli bir tabla,başlarsınız sokak sokak dolaşarak domatestir biberdir patlıcandır patatestir paranıza göre sebzeler satmaya.Yorulmuşsunuzdur tabla arabasını kaktıra kaktıra sokaklarda dolaşmaktan ve domatestir patlıcandır diye bağırmaktan ama yüzünüz güler para kazanmış kişiliğinizi kendinizi bulmuşsunuzdur.Bağırıklarınızdan sokaklarda araba itmelerinizden farkedilirsiniz sizin farkınıza varmadığınız bir farkediliştir bu.Bu farkedilişle bir gün belediye zabıtaları arabanızada sattığınız sermayenizede el koyar.Bu bitiştir sizin için hüviyette kişilikte varlıkta yaşamada mevcudiyette bitmiş yok olmuştur.Kapitalizmde böyledir hal ve gidişler ne yazıkki.Kapital sahibi ağalar patronlar kendileri altlardan gelseler zorluklar içinde yaşasalar bile para mal mülk yetki selahiyet sahibi oldukları zamanlarda altlardan zorluklardan geldiklerini çok çabuk unutup herkeslerin kendileri gibi yaşadıklarını sanırlar.Yahut çok iyi bilirlerde işerine gelmediği için sana bana cennetten cehennemden haramdan helalden namazdan oruçtan duadan sureden mukaddesattan dem vurur dururlar.Birileride bunları çok iyi yapmakta ve becermekte.Neyse dönelim konumuza biz sokakları yürüyelim oturup bir yerde bir çay bir kahve içsek birde bir dostumuz gelse ona ısmarlasak 80-100 tl.lik hesaplar gelecek ve evin yolunu bulamayacağız bütçeden açıklar vererek.Zaman yeyip içip taklalar atacak seyahatler edecek zamanlar değil.Caddeye çıkınca Aydos ormanları tarafından değilde Şehitler Caminin önünden Uğur Mumcu semtinin içine doğru devam eder yoldan aşağı doğru yürümekteyim.Sağımda aşağıdaki çevre yoluna kadar küçük bir orman daha var.Uğur Mumcu sakinleri buralardaki belde yöneticilerince yapılan kameriyelerde oturup eşleriyle dostarıyla vakit geçirebiliyorlar.Sol tarafımda bu semte has yapı müsadesi verilen katlarla sınırlı apartmanlar mevcut.Siteler bahçe duvarlarıyla çevrilmiş.Buralardan insanlar bu yürüdüğüm yola çıkıp işlerine güçlerine gitmek için otobüs ve dolmuş durakarına hareket edip oralarda bekliyorlar.Bazı ebeveynler çocuklarını ellerinden tutup hemen hemen her siteye yakın okula götürüyorlar.Arabalarıyla götürenler de var.Aşağıdaki çevre yolundan araçların motör sesleri rahatsız edici şekide kulaklarınıza geliyor ve hiç durmaz akıp giden bir trafik seyri var.Bu günkü amacımdaki esas maksat bu semtin aşağıdaki Kartal a nasıl ve nereden gidildiği,mesafenin ne kadar olduğu denize birden varabiliyormuyum yoksa varamıyormuyum şeklinde bir kolacan ve bilgi sahibi olmam düşüncesi.Yol çok uzun olursa beni zorlayan bir mecburiyet yok,yorulduğum yerden döner gelirim.Kişilerin günün gerektirdiği kullanım şartlarına uygun ihtiyaçlara hitabeder dükkanlar ve alışveriş merkezleri yolda ilerledikçe gözlerime ilişmekte.Köpeklerini gezdiren kadın erkek gençkız delikanlı her tipten insan manzaralarına yollarda rastlıyorsunuz.Köpekler yollarda ara ara durup çişlerini yapıyor onlar bu süre zarfında ellerinde zincirle veya köpeklere özel yapılmış özel bir yularla kontrollü tuttuklar köpeklerinin bu işi görmesini bekliyorlar.Yaptıkları yerler kişilerin geçtikleri caddeler yollar kaldırımlar.Ellerinde tek tük naylon torbalarla bunları alanlar olduğu gibi almayanlar çoğunlukta.Sorsanız ilk sıralarda gelen hayvan hakları koruyucuları ve hayvan severler.Şehir ve kent yaşamı bazı insan yapılarına ruh dengesizlikleri ve bozulmaları talanlarına neden de olmakta galiba.

Yorumlar
Yorum Gönder