Ana içeriğe atla

KAÇIRMAYIN

      Tadınız bir kez kaçmaları bulsun bir daha derlenemez toplanamaz büs bütün olan tamamlanmalara dönüşemezsiniz.Bir kırgınlık yaşamayı görün çocukça küsmeler değildir küsmeleriniz.Hemen bir sokak ötelere yürümenizle algılarınızı çekecek bir başka görselle unutuverilecek unutmalara yüz tutulacak sizi ilgilere odaklı etkisine alacak ihtiyaçlar da olmaz bu görseller.Artık töleranslar tanıyacağınız yaşları çoktan aştınız.Dokundurtmayın sizi kıran ellere,taşımayın çekilmez kişilikleri,almayın meclisinize hayatınızı törpüleştiren sizi bitiren insan yapılarını.Baharın gelişiyle salıncaklar kurup gökyüzünün maviliklerine sallanırcasına göklere çıkar gibi duygular heyecanlar yaşatacak şiirler okuyun.Akıtsın ulaştırsın yol aldırsın çabucak benliğinizi maviliklerin sonsuzluklarına.

      Hazlar alacağınız sizi hisler aynalarının sonsuzluklarında yitirtecek müzikler dinlemelere fırsatlar ayırın.Çıkın kırsallara bağıra bağıra şarkılar türküler söyleyin.Olur olmaz şeylere sebepsiz gülüşleriniz olsun.Zamanımmı var demeyin bin bir bahaneler üretip,bir kez verdiğiniz ödün ve kendinize ayırmadığınız,tanımadığınız fırsatla asla bir daha zamanınız olmayacak,hiç bitmeyen işlerinizin peşinde koşturarak ömrünüzün bittiğini göreceksiniz.Yağmurların hışırdayarak yağışlarını ağaçların yapraklarının rüzgarlerın etkisiyle çıkardıkları sesleri ve kuş cıvıltılarını duyarak gömünüz gönlünüze tümden bu sesleri hiç çıkarmamacasına.Olur olmaz şeyler için hiçmi hiçine ağız tatlarınızı kaçırmayın..11/Ocak-2021  Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

      

      

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...