Ana içeriğe atla

CADDELERDE YAĞMUR SOKAKLAR ISLAK


    Uzaklardan bir gitarın sesini duyuyorum.Sahilde yürüyorum akşamın gün batımı saatlerinde.Sese doğru yönleniyor adımlarım.Daha net daha belirginleşiyor ses o istikamete yaklaştıkça.Bir şeyler çağrıştırıyor.Sonlandırılamayan yasak sevdaların yüreklerde duyulan çaresizliğinin hüznünü andırır gibi.Akdenizin bu saatlerinde üşütmeyen ılık rüzgar esintisi var.Dalgaların hışırtılarıyla gitardan yankılanan müzik karışıyor."Caddelerde yağmur".Hayır yağmur yağmıyor,sahil ıslak değil,gökyüzünün sonsuzluklarında yıldızların parlayan ışıklarını görüyorum.Caddelerde Yağmur ilerdeki dalgakıranın karaya yakın belindeki bir kayaya oturmuş,gitar çalan kişinin kulağıma yansıyan müziğinin melodisi.Orijinal ismi "Tango to Evora"Kime ve hangi ülkenin şarkıcısına ait bilmem ama her ülkede beğenilerek,her şarkıcının listesine alarak söylediği,evrensel nitelik kazanmış güzel bir yapıt.Bizde de Nilüfer söylemiş ve müzik severler tarafından çok beğenilmiş yıllarca severek dinlenmiştir.

    Sevdalar üzerinedir tüm yaşam.Müzikler içinizdeki acılara,özlemlere,efkarlara,sevinçlere,duygusallıklara dönüşümler yaşamalarınıza sebeplerdir.Kırılır bazı sevdalar,düzeltmeye çalışırsınız.Hani şu demircilerin bir demiri başka bir demire bağladığı,kaynaklar yaptığı yada nizamı bozulmuş bir sırayı düzenler gibi.Gelip geçtiğiniz yollar,sokaklar bir bir aklınızdan geçer.Gezdiğiniz,tozduğunuz yerleri yeniden anılarınızda canlandırırsınız,birlikte dinlediğiniz bizim müziğimiz bizim şarkımız olsun diye karar kıldığınız şarkıları getirirsiniz aklınıza.Bu müzik öylesi hatıralara aldı götürdü,dalgakırandan dalgalar eşliğinde yansıyışıyla..7/Ocak-2022 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...