Ana içeriğe atla

BİR ZAMANLAR




Eski günlerinizi akıllarınıza getirmeden yeni içinde bulunduğunuz zaman zarfındaki günlerin gelişmelerine birden bire kararlar veremezsiniz.Ev,araba satın alacaksınız veya çocuklarınız hayati meseleler üzerinde kararsız kalmaktalar veya ani kararlar verecekler,yahut mekanlar değiştirmeleri kafalarına koyarak,başka diyarlara göçler eyleyecekler,bunları konuşmalarındaki fikir ve görüşlerinden anlayabilirsiniz,onlara doğru veya eğri kararlar olduğu hususunda uyarılar yaparsınız.Böylede olmalıdır.Ebeveynleriniz sağsa,ebeveynlerinize ve en önemlisi eşinize muhakkakki muhakkak fikir sormalı,fikrini almalı bu yetmedi en yakın arkadaşlarınıza konuyu açmalı,arkadaşlarınızın fikirlerine de itibar etmelisiniz.Tüm bu çoklu ortak bilgi birikimleriyle kararlarınızı sabitleştirir,gerçek size uygun olacak karara varırsınız.Öteden beri biliniyorki evinize hırsız girip öte berinizi çalmış,tüm birikimlerinizi yüklenip götürmüşse,7 den 70 e herkes kabahatin sizde olduğunu söyleyip hırsızı haklı çıkarabilirler.Yani bunu örnek olarak veriyorum herkeslere danışmışlıkla yaptığınız alışverişlerde eğer kanmış büyük madik yemişseniz bu vesilelerle kimsenin sizi suçlama ve akıl ve
rmişlikleriyle karşılaşmamış olacaksınızdır.Bir zamanlar Hoca Nasrettin'in evine hırsız girer ve komşular şunu yaptınmı,bunu yaptınmı vs.tümden Hocayı suçlamalarıyla,akıl vermeleriyle nihayetinde Hoca Nasrettinin öfkelenip yahu komşular hırsızın hiçmi kabahati yok dediği gibi sakın ha sakın Hoca Nasrettin gibi kabahatli ve suçlu durumlara düşmeyin.Bu yüzden bir iş yapacak ve yapmaya karar verecekseniz kurt kuş herkeslerden fikirler alın ama yediğiniz madikleri kimselere anlatmayın,ağzınızdan bir tek sır kaçırtmayın.. Konu rahmetli Ebem (Babaannem) ve Hollanda'da bulunan 3.Kardeşim Nurettin ve aileden olmayan fakat arkadaşlarımız olan 3.kişilerle cereyan etmiştir.Bu analatacağım olayın yaşandığı yıllarda,Dedem Sait Sorkun Konya Öğretmen Evleri Gaz Deposu Sk.Sorkun Apt.nın en üst katında oturuyordu.Sorkun Apt.nını öyle 40-50 daireli ve tamamı Dedeme ait olduğu sanılmasın ve etraftan da böyle bir düşünce taşınmasın kanısıyla anlatmak zorunluluğu hissediyorum.Rahmetli Dedem bu mahalden zamanın zamanında bir arsa almış ve burayıda kat karşılığında vererek yapılan evlerden arsasının karşılığı olarak 3 daire hak etmiş.Bu dairelerden en üst kata yerleşip burası yerleşkesi mahali olmuş.Biz o yıllarda Öğretmen Evlerinin Pirebi Mahallesinde oturmakta ve Dedeme 150-200 mt.falan uzak mesafedeyiz.Küçük Amcam Hayrullah Sorkun özgür takılır,gecenin Dedemi kızdıracak en geç zamanlarını bile sokaklarda geçirdiğinden,Dedemle arası hep limoni ama Ebem tarafından korunmada olduğundan gençlik yıllarının kendine ait olarak gördüğü tüm haklarını özgürce,tepe tepe kullanmaktadır.Onun büyüğü Amcam Mustafa Sorkun faal futbol oynamakta,idmanlardan sonra,sabahtan akşama İstasyon mevkiinde bir kıraathane ve statda vakit geçirdiğinden mahalle mıntıkasında izini bulabilmek zor.Geriye Dedem ve Ebemin ufak tefek işlerine yardımcı olacak büyük Halam Ayşe Kaya'nın çocukları kuzenlerim Hacıali,Şükrü,Gürsel amadeler ama halam da çocuklarına kıyamadığından bizler kalmaktayız.Evet bizler ara ara Dedemlere uğrar ev işlerine yardımcı olur ve dışarıdan ufak tefek bakkaldır,çakkaldır buralardan ihtiyaçlarını gideririz.Bu şekil onların işlerini görmemiz yanlarına uğramalarımız rahmetli Babamıda sağlığında çok mutlu etmiştir.Böyle bir ihtiyaç gidermek için 3.kardeşim Nurettin Dedemin olmadığı bir zaman birazda vakit öldürmek adına Dedemlere uğrar.Dedem evde yoktur Ebemle biraz otururlar.Ebem kardeşim Nurettin'e kendisine bir tavuk alıvermesini bunun içinde 20 Tl.verir.O dönemlerde muhacir pazarı,Konya'nın pazar ihtiyaçlarının giderildiği alanın çocuk yetiştirme yurdu tarafında kalan kısmında marangozların dülgerlerin dükkanlarının yanı sıra bazı boşluklarda kalan yerlerde tavuktur,keçidir,koyundur,danadır canlı hayvan satışları vardır.Vatandaş yetiştirdiği bu tür hayvanlarını paraya ihtiyacı olduğu zamanlarda bu alana getirir burada satışa sunar,böyle bir ihtiyacı olan vatandaşlarda buradan bu ihtiyaçlarını giderirler.Nurettin tavuk almak için Ebemlerden çıkıp fazla uzak olmayan o mesafeye doğru yol alırken yolda Kara Memet'e rastlar.Kara Memedi daha evvelki yazılarımda epeyi kalem ettiğimden burada tekrar anlatıma gerek görmüyorum.Memet Nurettin'e "Ortak nereden geliyor nere gidiyorsun" der.Ortak lafı o evrelerde arkadaşlar arasında samimiyet göstergesi olarak söylenen ifadedir ve bayağıda tutmuş olup gençliğin yani o zamanki gençlerin samimi arkadaşlıklarında bir birlerine hitap haline dönüştürüp sıklıkla kullandıkları bir laftır.Nurettin Ebesinin 20 lira verdiğini tavuk almak için muhacir pazarına doğru gideceğini belirtir.Memet "Ne sende 20 lira var ve sen Ebene tavuk almaya gideceksin" der.Nurettin "Evet aynen söylediğin gibi bende 20 lira var ve ben o söylediğin şeyi yapacağım yani Ebeme tavuk alacağım" der.Kara Memet "Ortak Şükrü'lerde tavuk dolu gideriz Şükrü'ye,alırız bir tavuk 20 liğide 3 e böleriz" der.Nurettin düşünür mantıklı bulur.Haydi Şükrü'yü bulalım.O zamanlar Konya ufak 100-150 bin nüfuslu gençlerin takıldıkları bir birlerini rahatça bulabildikleri uğrak yerleri belli,Şükrü ise sabahtan akşama kız sanat enstitüsünün önünde ya volta atar yada kız ortaokulunun orada turlar.Kafasında karşıt cins kavramı çoğunluktadır.Şükrü'nün Babası Meram'da bir çiftlik evinde çiftlik sahibinin tavuklarına ve bahçesine bakar.Bahçede birde müştemilat vardır Şükrü'ler burada kalır.Şükrü kendisinin Şükrü Doruk'un torunu olduğunu Meram'daki Şükrü Doruk ilköğretim okulunu Dedesinin yaptırdığını vs.3-5 daha ilavelerle zaman içinde kendisininde bu yalanlara inanır hale geldiği,matrak yalanlarınıda zararsız bulduğumuz dost canlısı bir arkadaştır.Onu tanıyanlar bu yalanlarına bıyıkaltı gülerler tanımayanlar ise Şükrü'yü yeşilçam sinema jönlerinin taklit konuşmalarıyla sürdürdüğü lehçesiyle de çok zengin olduğunu sanırlar.Şükrü Doruk Konya'da kereste ticareti yapan çok zengin bir iş adamıdır.Konya'ya okul vs.gibi çok hayırlar yapmış ve çoru çocuğuda olmayan hayırsever biridir.Böyle olduğu için tüm servetini neredeyse bulunduğu,yaşadığı kentte hayır işlerine harcamıştır.Konya Meram'daki Şükrü Doruk ilk öğretim okulu bu hayırsever iş adamımız tarafından yaptırılıp adını taşıyan bu okul,Milli Eğitime hibe edilmiştir.Bu okul daha evvel Meram'ın merkezinde iken ve ilkokulken zaman içinde kentin büyümesi ve Meram mesire alanı olmasından bu büyümeyle aşırı ziyaretlerden ötürü Konya büyük şehir belediyesi bu ilkokulu yıkarak Aşkan Mahallesine taşımış ve şimdiki iktidarın imamhatipleşme düşünceleriyle hemen hemen neredeyse bütün okullara imam hatip adı verilerek Şükrü Doruk'un bu okulunu da bu akibetin içine almıştır.Bu okul ilk,orta ve lise seviyelerinde öğretim gören okul haline getirilmiştir.Şükrü Doruk'un hayırları saymakla bitmez bir zaman Konya Gazi Lisesinin hemen cadde üstündeki şimdi yıkılan Şükrü Doruk reviride o dönemlerde hasta ve kimsesiz öğrencilerin tedavi edilmesi için Şükrü Doruk tarafından yaptırılıp hibe edilen yerlerden biridir.Hatta Konya'nın en meşhur mezarlıklarından biri olan üçler mezarlığı Konya Belediyesinin maddi yönden çok sıkıştığı o dönemlerde Şükrü Doruk'a satılmak istenir.O maliyet sorar maliyet çok büyük bir rakamdır bu hayırsever iş adamı bu mezarlığı parasını verir alır ve yine Konyalıya hibe eder.Yani şu andaki Konya üçler mezarlığı Şükrü Doruk beyefendinin Konyalılara bir armağanıdır.İşte bizim Şükrü'de bu hayırsever iş adamının ününden bir nebze kendine bir pay çıkararak Nasreddin Hocanın tavşanın suyunun suyu hikayesinde olduğu gibi Şükrü Doruk'un suyunun suyundan kendine ün çıkartarak torun ünvanıyla toplumda itibar sahibi olur.Evet mevzuyu dağıtmayalım Kardeşim Nurettin ve Kara Memet tarafından Şükrü çabucak bulunur çünkü düşünülen tahmin edilen yerdedir.Olay anlatılır Şükrü koca gözlerini açar parasızdır,o yıllarda parayı kazanmak çok zordur parasızlık ise bulaşıcı bir vebadan daha kötü ve berbat,illet bir şeydir.Meram'a uçarcasına giderler.Meram Eski Yol ile Meram Yeni Yol arasındaki Kirazlı mevkiindeki dış bahçe duvarı kerpiçten Şükrü'lerin evin oraya geldikleri zaman planı yaparlar.Şükrü önce eve girecek Babasından yahut Annesinden bir fırsat bulup gizlice aldığı tavuğu bahçe duvarından Nurettin'le Kara Memet'e uzatacak Memet'le Nurettin tavuğu alıp gidecek sonra çarşıda Gazi Lisesinin oradaki caddenin karşı tarafında kuzucu apt.nın altında bulunan daha çok talebelerin takıldığı Ramazanın işlettiği kahvede buluşup parayı bölüşecekler.Şükrü'nün eve geldiği zaman evden geri çıkması kolay olmayacaktır zira yapılacak çok iş vardır.Dedikleri,düşündükleri,kurdukları plandaki gibi Şükrü odaklandığı bu işten Annesini Babasını tehleyerek,onları bir tarafa yönlendirir,kolladığı fırsatı değerlendirip dışarıda bekleyen Kara Memed'le kardeşim Nurettin'e kerpiçlerden örülmüş bahçe duvarı üzerinden tavuğu uzatır.Dışarıda pür dikkat beklerken tavuğun gelmesiyle,tavuğu duvarın üzerinden Şükrüden kapışlarıyla ellerinde tavuk Ebem'e doğru uçarcasına sevinçle yol alırlar.İş çabucak ve kolayca hallolmuştur.Öğretmen evlerine geldikleri zaman Memet dışarıda bekleyecek Nurettin tavuğu Ebem'e götürecektir zira Ebem Kara Memed'in tavuk satıcısı olduğuna inanmayacaktır,Nurettin pazardan aldığını söyleyecektir.Mahalleye gelince kararlaşılan gibi Nurettin yukarı çıkar.Memet zula bir yer bulur orada voltalar,bir yandan da Sorkun Apt.nın dış kapısından Nurettin'in çıkmasını sıklıklıkla gözleri dış kapıya bakarak bekler.Nurettin tavukla dış kapıda görünür Memet korkuyla olmadı galiba düşüncesine kapılır.Yanına geldiğinde "Ne oldu" diye sorar.Nurettin tavuğu Ebemin kestirmesini ve tüylerini yolup öyle getirmesi gerektiğini Memede anlatır.Memet tamam der bir adam bulur kestiririz korktuğum gibi değilmiş der.Birlikte sokaklarda ellerinde Ebemden aldıkları bir bıçak ve tavuk adam aramaya koyulurlar.Nihayet bir adamdan tavuğu kesip kesemeyeceğini sorarlar adamın ikilemde kalmasıyla emmi dayı diyerek alttan girip üsten çıkarak sevap olur vs.lerle kesmeye razı ederler.Sanat okulu yanındaki boşlukta kesilen tavuğu birlikte yolar temizlerler.Sonra Nurettin tekrar Ebeme gider.Yukarıda Ebem tavuğun karnını,iç organlarını temizlettirir,küçük tüylerinide ocak üzerinde üttürdükten sonra Nurettin'e üstün başın battı bu şekilde gidemezsin,git üstünü başını odalardan birinde soyun,banyoda yıkanda öyle git der.Nurettin boş odalardan birine girer,üstünü başını çıkarır banyosunu yapar,kurulanıp çıktıktan sonra soyunduğu odaya girer aynı üst başlarını tekrar giyer ve pantolonunun cebine bakar para yoktur.Allah Allah diyerek düşürdümmü acaba diyerek yerleri gözleriyle tarar,tekrar tekrar diğer ceplerine giydiği çamaşırların ters çevirip iç yanlarına her taraflarını araştırır para yoktur.Ebem bulunduğu odadan Nurettin giyindinmi diye sorar giyindim Ebe diyerek odadan çıkınca Ebem bunumu arıyorsun diye 20 liği Nurettine gösterir.Nurettin şaşkındır bu şaşkınlığı geçmeden Ebem söyle bakalım para buradaysa sen bu tavuğu nereden aldın der.Nurettin zor durumdadır yeminler eder vallaha Ebe satın aldım falan filan desede Ebem bu benim verdiğim para bu para harcanmadıysa sen bu tavuğu hangi parayla aldın bunun hesabını ver bakalım der.Nurettin "Ebe ben satın aldığım adamı sana getireyim" diye bin bir yemin billahtan sonra Ebeminde git getir demesinin ardından ev çıkış kapısından kendini dışarı atar.Göya satıcıyı Ebesine getirecektir.Dışarıda uzun müddet bekleyen bu bekleyişlerle sıkıntılar basan Kara Memet Nurettin'i tehlediği Sorkun Apartmanının dış kapıdan çıkışını görüşüyle gülümser.Nurettin caddeye iner yukarıdan Ebem bakıyormu diyede arkasına dönüp balkonu ve pencereleri farkettirmemecesine inceler.Kara Memedin beklediği sokağa girince artık Ebem onu balkondan ve pencerelerden göremeyecektir.Nurettin Kara Memed!le buluşunca olayı anlatır Memet dinler dinler Nurettin'in anlattıklarına inanmaz daha doğrusu paraya öyle şartlanmıştırki inanası gelmez..Memet "Başlatma la ebene sen bizi akart edip paranın tamamına konacan ha yemezler" der.Nurettin yemin billah ellerini ceplerine götürür iç astarlarını çevirir o klasik yeminleri ekmek kuran çarpsın 7 kurana el basayım diye sıralar.Onlar bu şekil bir inandırma ve ikna olaylarını yaşarlarken Şükrü kararlaştırdıkları yere Babasını atlatıp erkenden gelmiş sabırla ikisini beklemektedir.Konya Erkek Lisesi(Gazi Lisesi) karşısında Kız Sanat Enstitüsü vardır.O yıllarda aşağıda Mevlana caddesi istikameti iplikçi camii karşısındaki şimdiki Özel İdare binasının orası Karatay Lisesi idi.Onun Alaladdin tepesine yakın Kuzey tarafı yönünde eski kız öğretmen okulu vardı.Bu tarihi yapı bir zamanlar selçuk üniversitesi rektörlük binası olarakta bu kurumun bünyesinde kullanılmıştı.Bu kurumun alt tarafında Konya İmam Hatip Lisesi vardı,Öğretmen okulu karşısında Kız Lisesi ve eski adalet sarayı bulunmaktaydı.İşte tüm okul sayısı ortaokullar hariç bu kadardı.Liseli gençlerin ve ortaokullu talebe yoğunluğunun olduğu bölge Anıt ve zafer alanıydı.Talebelerin okul çıkış ve gelişlerinde buralar çok kalabalık olur kızlı erkekli bu öğrenci kalabalığıyla birlikte o yıllarda birde çarşıyı dolaşmak adına çıkan vatandaşlarla Konya'nın bu bölgesi çiçekler açmışcasına caddeleri cıvıl cıvıl bir kaynaşma ve insan mozayığı görünüme bürünür,genç yaşlı her türden insanıyla Konya çarşısı ve bu semtler insan karnavalını andırırdı.Vitrinler seyredilir alışverişler yapılır Konya insanı zaferde bu turlayışlarla kendini mutlu hissederdi.Karşıt cins burada bu caddelerde bir birlerine ilk bakışları yaparlar bu bakışlarla bir birlerini çekim alanlarına alırlar hayatlarında ilk aşk diyebilecekleri,unutamayacakları,hatıralarında her daim akıllarına getirerek anacakları ilk heyecanlarının geçtiği bu yerleri ve o yaşanılan yılları uslarının bir köşesinde bir sır gibi saklı tutacakları yıllar olarak anımsadıkları muhakkaktır.Zafer Alanı,Alaladdin Tepesi,Anıt Alanı ve İstasyon Caddesiyle şimdi siyasi nedenlerle yıkılan Stad alanı Konya olarak o evreleri yaşayanların anılarıyla dopduludur.Şükrü Yonca Apt.nının hızasında Abdüssamet Kuzucu'nun(Eski CHP Konya mebusu)Kuzucu Apt.nı altında liseli gençlerin takıldığı Ramazan'ın kahvenin dışındaki boşluğun çarşıya bakan köşesinde gözleri Anıt alanı tarafından gelecek olan Nurettinle Kara Memedi kollayaraktan beklemekte ve bu bekleyişlerle sabırsızlanmaktadır.Nitekim Gazi Lisesinin Anıt'a yakın köşesinde onların sallana sallana gelişlerini görür.Heyecanlıdır onlar yanına gelmeden süratle bulunduğu yerden ayrılıp karşı kaldırıma geçerek önlerine doğru yürür.Düşündüğü gibi değildir Nurettin'inde Memed'inde suratlarında ve gelişlerinde meymenet yoktur.Olay anlatılınca Şükrü,Kara Memed gibi tepki vermez.Canın sağ olsun ortak der.Kara Memed bu karşılayışa ve Şükrünün tepkisizliğine şaşırmış Nurettin ise rahatlamıştır.Hepimizin yaşadığımız çocukluk yıllarımızda büyüklerimizden gizli yapıp sakladığımız bizlerinde Bir zamanlar diye anımsayacağımız böyle yahut buna benzer bir hikayemiz veya hikayelerimiz muhakkak olmuştur.Saklamamalı her zaman her daim bedel ne olursa olsun dosdoğru olmalı dürüstlüğü ilke edinmeliyiz.Hata nerededir?Tavuk o yıllarda 3,5 veya 4 liradır.Ebem tavuğun bu fiyatlarda olduğunu çok iyi bilmekte ve Nurettinden paranın üstünü beklemektedir.Hey gözünü sevdiğim yılları Nurettin Kara Memet ve Şükrüye olumsuzluklarla sonuçlanmış olsa bile Ebem için olumlu sonuçlanmış Ebem hem parayı kurtarıp hemde tavuğu bedava yemiştir.Bu ve bunun gibi olayları geçmiş günlerde çoklarımız yaşamış ve yaşadığımız o günler her hatırasıyla aklımıza geldikçe dudaklarımızın büzüşüp tebessümlere dönüşüverdiği o güzel günler hiç doyulmamışcasına,sanki hiç yaşanmamış gibi bir bir tükendi gitti.Yukarıdaki resim kardeşlerim;Nurettin ve Sebahattin.Bulunulan yer muhacir pazarındaki kantarın orası.Şimdiki balık halinin koca giriş holünün balık tezgahlarının başladığı yer.Arabayı bizim sanmayın,o zamanlar arabalara park her yerde serbestti,orada bulunan araba önünde resimleri poz eden ben,seneyi hatırlamıyorum...11/Mart-2021 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...