Ana içeriğe atla

DOSTLARIM ve FACEBOOK PAYLAŞIMLARI


     Akşamın bu saatlerinde gece sessizliğiyle devam etmekte.Evdeyim,tv kanallarını elimdeki kumandayla geziyorum.Ağzı olan konuşur misali tv.deki tartışmalar sessizliği bozuyor.Televizyonu hepten kapatıp facebook sayfama giriyorum.Güzel paylaşımlar var.Memleket sevdalısı arkadaşlarımın yanı sıra tuttukları takımlarının nasıl,ne şekil insanlar ve çalıştırıcılar elinde olup,bunlar yüzünden başarısız sonuçlar alınmasına kızanların paylaşımlarını okuyorum.Bu eleştirileri ve paylaşımları yapanların ve üzülenlerin hemen hemen hepsi spor camiası içerisinden beraber birlikte sahalarda futbol oynadığım ve çok başarılı spor hayatları olan arkadaşlarım.Onlar o evrelerde ayaklarında gıcır gıcır futbol ayakkabıları olmadan ruhlarını,kalplerini vererek top peşinde koşan futbol emekçileri.O zamanlarki dinyakuz ayakkabıların çivilerimi batmazdı ayaklarımıza.Çim sahaların olmadığı o yıllarda kum sahalarda azmı toz yutuldu,mücadeleler edilirken düşülüp azmı çamurlara batıldı!!.Stat delileri gibi tüm günleri akşamlara kadar bu sahaların içinde geçen Konya'nın şimdilerde gazel olan stadının futbol emekçileriydik.Konyaspor geçen senelerde ve bu sene hepten başarısız.Takımın bu durumu onların canlarını dişlerine takarak ruhlarını verdikleri spor anlayışlarına ters gelmekte ve bunu kabüllenememektedirler.Tek tek bu arkadaşlarımın buraya isimlerini yazsam çok uzun sayfalar alır.Buna gerek yok ve onlarda kendilerini çok iyi biliyorlar.Tek bilmedikleri onların bedavaya kulüp sevdası ve aşkını ön plana alıp maddiyatları her zaman geri plana itip sadece başarıyı düşünüp,futbol oynadıkları zaman değil şimdiki,zamanların futbol anlayışları.İdareciler idareci değil bir siyasal anlayışın laf olsun torba dolsun babında göz boyayıcılıkları yaptıkları gibi onlarda yağlamacı,yıkamacı ruhsuz göz boyayıcıları.Devam ediyor paylaşımları sayfa arkadaşlarımın.Kimi torunlarını koymuş çocuklar gülümser yüzleriyle poz vermişler,kimileri kendi resimlerini koyup uzaklardaki görüşemeyip ayrı düştükleri dostluklar yaşadıkları arkadaşlarına betlerini benizlerini yüz ifadelerini unutmasınlar diye.Çokda güzel yapmışlar.Yıllar sonra buralarda Tezcan Uzcan hocama rastlıyorum.Nasıl mutlu oldum onuda ba sayfalarda yıllar sonra tekrar bulmamla.Onunla gerek gazi lisesi okul yıllarımda ve gerekse yıkılan yerle bir edilen stadta yaşadığım anılarım oldu.Bir gün fırsatım olursa uzunca anlatacağım.Tezcan Uzcan hocamada buradan sevgi ve selamlarımı iletiyorum.Altan Eryılmaz'ı buldum bu sayfalarda Çumra'daki çocuksu yüzünün masumiyeti hiç kaybolmamış.İzmir'e yerleşmiş,spordan hiç kopmamış dağ gezilerini gruplarla eksiksiz sürdürmekte.Siyasal yaşamın yüreklerine ters gelen haksızlıkları paylaşanlar var.Yaa şiirler;tek tek o seçilmiş ve özüm özüm yazılmış şiirleri okuyor ve çok beğeniyorum.Gürsel Kaya'nın çok başarılı bulduğum hikaye paylaşımları var.Anlatımlarındaki dili,uslubü ve yazış şeklini çok,çok beğeniyorum.Gece akıyor sakin ve sessiz.Aksın gitsin sabaha kadar ne çıkar.Uyku olmayınca yatağa girmenin anlamı yok.Evet bu sayfalarda Selma Güneri'yi İlkokul arkadaşlarım Özden Eryılmaz Özatlı,Mukaddes Kıcık Edirneli, Pürlen Yeğenoğlu Coşkun,Gülsüm Arık,Ergün İzgi,Zafer Yeğenoğlu,Aliihsan Kütükoğlu,liseden Muammer Küçük ve kimya hocam Vedat Büyükekmekçi'yi buluyorum.Sesiyle ruhunda saçlarında,gözlerinde müzik notaları olan Doğu Karadeniz tur gezimde tanıdığım güzel insan Deniz Aras'la tamamlanan harika dost mozayığım.Benim bir Cesur Yüreğim var.Süreyya Yılmazçoban.Her sabah yaptığım yürüyüşlerimin birinde beni 5-6 köpeğin doğaları gereği herhangi bir canlının bölgelerini işgal etmesiyle o işgalciyi dost yahut düşman maksatlamı geldi diyerek havlamalarıyla tanımaya çalışmaları gerektiğinden gelen kişinin davranışlarına göre tepkileri saldırı ve dostluğa dönüşebilecek eylemden (Tepkim ve hareketlerim kendimi koruma amaçlı olduğundan hayvanlar el kol hareketlerimi yanlış amaçlı algılayabilir,köpeklerin yanlış anlamadan dolayı davranışları dostça olmayabilirdi) kurtardı.Deniz ve hayvan sevdalısı yeni tanıdığım dostum bana el hareketleriyle bile hayvanların karşı taraftaki kişinin tepkilerinin dostça veya düşmanca olabileceğinden tutunda onlardan nasıl korunulacağı ve onlarla dostluk kurulabileceği onların koklayarak gelen kişi veya kişilerin dotça veya düşmancamı geldiği hususlarında olabilecek algılarının anlatımlarını yaptı.Kıyıları kirletenlere fena halde kızıyor ve her sabah onu elindeki poşetlerle Anamur sahillerinde pet şişe ve buraları kirletenlerin atıklarını bu poşetlere toplar görebilirsiniz.Bir paylaşımda o yapmış.Rahmetli Babasının resmini koymuş.Demekki çok özlemiş.Elbet bu çok sevdiklerimiz biz ölesiye aklımızdan hiç çıkmıyorlar ve çıkmayacaklar.Facebook sayfalarında en güzel duyguların paylaşımlarını yapıyor ve bunlardan hazlar alıyoruz.Zaman ve çağ bizleri farklı yerlere attı.Bir hemşehrimiz yahut köylümüz köyümüzden mevsimine göre bir resim paylaştığı zaman yüreklerimiz eziliverip,orada geçen günlerimize gidiyoruz ve mutlu oluyoruz.Nadir Doğan'dan,Mehmet Selçuk Abimden,Ali Kozağaç arkadaşımdan hem çalıp hem söyledikleri müzik ziyafetleri bekliyorum.Ali Arık yazıtlarında güzel konular buluyor.Bilineki eskimeyen dostlukların yaşatıldığı,duygularla dolu dolu bu sayfaları çok beğeniyorum.Tüm arkadaşlarıma teşekkürler..10/Şubat-2021 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan-Geceyarısı saat 00,26

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...