Bir gün o beklenen saatler geliyor,alacaklı;Sen,ben,o,şu,bu hepimizden alacağını alıp,yükünü tutup,götüreceğini sırtlayıp, gidiyor.Anam son yıllarında çocukluğunu anlatır olmuştu.Anasının kardeşi yani dayısını,Sandı köyünde hacının oğlu olarak bilinen ve bu köyde aynı adla çağrılan babaları bir anaları ayrı kardeşini ziyarete gittiği zamanlarda,ocaklıktaki küllerle örtülü korları meydana çıkarıp,bu korların üzerine çalı çırpılar atarak,ocağın üzerine eğilip üfleye üfleye ateşi güçlendirdikten sonra,yanan ateşin üzerine,ocağın iç duvarında dayalı sac ayağını koyup,sacayağının üzerinede kara tavayı sürüp,çarçabuk tavanın içine tahta kaşıkla evin üst kattaki odalarına çıkılan merdivenin,köylüler bu merdivenlere eşik der,eşik altındaki kuyu şekline getirilmiş,köylerde o yıllarda elektrik yoktur,tüm köylüler yoğurt yağ vs.leri evin içindeki üst katlara çıkılan merdiven altlarına derince çukurlar açar,açılan bu çukur zula yerlerde saklar,daha uzun süreler bozulmamalarını sağlarlardı.Uyutulup çalınan (Mayalanan) yoğurtların ve tereyağlarının koyulduğu,günlük yemek ihtiyaçları için kullanılan yağ körüklerinin birinden yeterli miktardaki tuzlu tereyağından koyup,ocaktaki canlardığı ateşin üzerindeki tava üzerinde tereyağının erimesiyle,Anasının tahıl ambarın içindeki buğdayların arasına sakladığı yumurtalardan alarak,Kıtlığımı var?,köyde tavuk dolu ama neye saklanırdı bilmem,kendi anlattığı şekilde yazıyorum,hızlı bir şekilde bu yumurtaları tavaya kırıp,çabucak yediğini,Anası gelmeden sekinin pencerelerini açarak yumurta ve tereyağ kokusunu çıkardığını ama Ebemin kardeşinden dönüp pencere açılarak çıkarıldığı düşünülen tereyağ kosusunu yinede almasıyla Anamın suçu küçük kardeşi Emiş teyzemin üzerine attığını defalarca defalarca anlatmış ve her defasında yeni duyuyormuşcasına dinleyerek,Anama ilk defa anlatıyor hissini yaşatmıştım.O yıllarda yoklukların,kıtlıkların bol olduğu zamanlar olarak,her şey saklanır,idareli kullanılırdı.85 yaş bir nefes gibi gelip geçti.2008/14 Ekim'nin saat 17,00 lerinde Babam tüm kardeşler,hepimizi lades etmişcesine Sonbahar'da sarı yaprakların rüzgarların önünde ora bura sürüklenişlerini andırırcasına,hayatımızdan kopmuş,ebediyete intikal etmişti.Bu gidişiyle 2017 lere kadar geçen sürelerde aklımıza her gelişinde kuytu bir yerlerde oturduğumuz yalnızlıklarımızda özlemlerimiz kabarır,taşkınlaşır,Babamın eksikliğini duyar hüzünlenirdik.Zormuş ata yokluğu,ne kadar büyüsek,koca koca adamlar olsakta onlara hayatlarımızda her daim,her zaman ihtiyaçlarımız varmış.Mavi mavi düşler kurar,yemyeşil çimenler üzerinde dolaşılan yer sanırdık dünyayı.Bilinmiyor,bilemiyormuşuz kayıplarına,yitmişliklerine kadar.Hayat bizi Kayacık Köyünden nere olduğunu bilmediğimiz yerlere alıp götürürken,o köyümüzden ayrılışlarda çok koyu derin ürpertileride hepimizin yüreklerinde hissettirmiş,bir bilinmeye gidişin ortak korkularını yaşamıştık.Babasının malını,melalını,istemediğini,öküzlerini gütmeyeceğini,çift çubukla uğraşmayacağını söyleyerek dedeme ilk isyanını başlatan Babam,Ebem tarafı akrabalarının yardımıyla İvriz köy öğretmen okulu imtiahanlarına girerek,bu imtihanlarda başarılı olarak,okuma hakkı elde eder.buradan köy öğretmeni olarak mezun olur.Bu mezun oluşla hemen çocuk yaşlarda komşu köyleri Sandı'dan Kerimoğlu Apdullah kızı Fatma Özkan'la izdivaçlarını yaparlar.Babalarının Kayacık köyünün Darı Yeri olarak adlandırılan üzüm bağlarının olduğu yerde bağ komşulukları ve tanışıklıkları vardır.Hayat bizleri yaşadıkça bir yerlere sürükler,oralarda yol aldırır.Her şeylerin bir bitimi,bir sonu vardır.Sorkunlu Sait oğlu Öğretmen Kemâl Sorkun eşi Anam Fatma SORKUN 3/Kasım-2017 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı biz evlatları tarafından Konya Başkent Hastanesine getirildi.şu anda 6/Kasım-2017 Pazartesi gününden bu yana bu hastanenin yoğun bakım ünitesinde denetim ve gözetim altında tutulmaktadır.Kayacık köyünden dayımın at arabasının üzerinde bir kaç yatak,yorgan,bir oklava,bir pişirgeç,bir senit,bir tava,bir kaç kap kacakla Bozkır'a göç edişimiz dün gibi aklımda.Sanki bizler hayatı hiç yaşanmamış ve sanki bir nefeste çekilip,bitirilip,tüketiverilmiş bu zamanları yetersiz sayıp daha önümüzde yaşayacak çok günlerimiz var dercesine bekliyoruz,beklemelerdeyiz.Beyne pıhtı atmış,Anam beyin kılcal damarlarının tıkanıklıkları açılması için serum tedavisi görmekte biz Öğretmen Kemâl ve Fatma Sorkun çocukları,gelinleri,kızlarıyla,torunlarıyla,uzaklarda duyan akrabaları ve sevenleriyle pür dikkat Anam'dan bir iyi haber çıkacağı düşünce ve sanrılarıyla Başkent Hastaenesinde beklemelerdeyiz.. Güneş tepelerden iner,ikindi olur batarken,içinizde bir dem karaları andırır hasret sancılarıyla irkilir,kimsesizliğin,yitmişliğin,garipliğin en koyularını yaşar,sizi sizle bırakıp gidenin gelmeyeceği duygusuyla,gün batımlarını onun yok oluşuyla özdeşleştirir,efkarlar üstüne efkarlar yaşarsınız.Size ait bir hayat,sizin olan bir ömür yoktur.Varsada komadaki yoğun bakım hastaları misali;bitkisel hayatta yaşarsınız.O özlediğiniz;günün inmesi,güneşin batışıyla dem dem daha çok uzaklara,erişilmeyecek ötelere,erişilmesi mümkün olmayan ıraklıklara gitmiştir.Hayat sanki bir dert yığını,o yetmedi bitmek tükenmek nedir bilmeyen bir çile yumağı gibidir.Bizimde öyleydi hikayemiz;sırt sırta omuz omuza verip bize ait olduğunu sandığımız,sonra kimsenin olmadığını öğrendiğimiz Dünya'da.Önce Kayacık Köyümüzden çıkıp,sonra Bozkır ve bu küçücük kentte geçen yıllardan sonra önümüzde bizleri bir giz gibi saran,korkuların perde perde tüm bedenlerimizde ürpertiler uyaran yolların göründüğü,yolculukların başladığı,gidilen,varılan beldelerde gerilerde bırakılan samimiyetlerden,yabansı kentlerde zor arkadaşlıkların edinildiği,dostluk kurmalarda güçlükler çekilen evreler.Geçen günler ve geçen yıllarla birlikte,ardından yeniden görünen yollar,yollar,katedilmesi hiç bitmeyen yollar.Küçücüktük,6 kardeş.Ellerin yaban illerinde,ellerin badanası kireç boyalı evlerinde,Anam yorganımız,Anam suyumuz,aşımız,Anam pazarımız,Anam urbalarımız,Anam sığınağımız,gündüzlerimizden öte,gecelerimizde ışıldayan,karanlıklar göstermeyen ve hiç sönmeyen,devamlı parlak ışığıyla aydınlatan,bizlere şavkıyıp duran Nova'mız,yıldızımızdı.O yıldız bir daha hiç ışımayacak şekilde,hayatımızdan 15/Şubat-2018 tarihinde,gece saat 01,30 sıralarında,Konya Başkent hastanesinden kayıp giderek,ebediyete intikal etti.Öğretmen Kemal Sorkun eşi,Bozkır/Sandı köyünden,Kerimoğlu Apdullah kızı,Ayşe Özkan'dan doğma Fatma (Özkan) Sorkun,aynı gün,vasiyeti üzerine,çocukları tarafından kayınpederi;Sorkunlu Sait Sorkun'un yattığı,Konya Hacıfettah mezarlığına defin edilmiştir.
Şerafettin SORKUN-23/Şubat-2018 Konya'dan Anne nerdesin?ayaz geceler,örtsene üstümü üşüyorum!!..


Mekanı cennet olsun
YanıtlaSilFatma teyzeme Allah rahmetiyle muamele etsin, mekanı cennet olsun
YanıtlaSilÖlenlere Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun, kalanlara sağlık ve mutluluk lar diliyorum. Slm ve sevgilerimle
YanıtlaSilKabri bol olsun.
YanıtlaSilİçimizde yaşasın.
Sabırlar.
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah .Abi çok duygulandım.
YanıtlaSilHepiniz sağ olun,teşekkürler ediyorum..
YanıtlaSilAllah rahmet etsin, benim anam gibi 6 evlat yetiştirmiş. Duygularından zaten hayırlı evlat vermiş. Geride bıraktıklarını da Allah hayırlı ömürler nasip etsin kardeşim. Sevgi ve Saygılarımla Recep Nail Özer
YanıtlaSilFATMA annemizin mekanı cennet, ruhu şad olsun, ışıklar içinde uyusun .sizin gibi kişilikli, aydın güzel insanları yetiştirmiş. Anılarda sevgisiyle yaşasın. Cemal Tatlıpınar
YanıtlaSilAllah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah canım yengem.
YanıtlaSil