Ana içeriğe atla

KONYA'da MEVSİMLER



   

      Havanın ılıklığını rüzgarların esip,vuruşlarıyla yüzümde,kollarımda,elbiselerimin altındaki tenimde hissediyorum.Kış uzun geceleriyle sıkıntı demek,yokluk demek,hastalıklara maruz kalmak demek.İlkbaharın gelişiyle tüm çevrede hele hele toprakta bir uyanış var.İlk defa Konya'nın Meram çayı,Altınapa barajının yağışlarla dolmasıyla özgürce akıyor,Konya'lının yüzünü güldürüyor.Konya'dan bakıldığında,Meram tarafında,güneşin batış istikametinde,Loras dağı var.Loras dağının tepelerinde rüzgarların ve güneşin henüz eritemediği karları görebiliyorsunuz.Selçuklular bu dağı savaş dönemlerinde stratejik açıdan kullanmışlar.Önceden haber alınan savaş,kaçınılmaz hale dönüşürse kadınları,çocukları,veliahtları,bir kısım hayvanları yiyecek stoklarıyla birlikte bu dağa taşırlar,bu dağda yapmış oldukları küçük hisarlara yerleşen saray efradı,savaş bitesiye burada kalır,Alaaddin tepesindeki sarayla dağ arasındaki mesafeden,duruma göre birbirlerinden haber alma iletişimlerinide ışıklarla yaparlarmış.Konya'da ilk kar hemen hemen yüksek oluşundan dolayı Loras dağına düşer.Loras dağının eteklerinde,üzerindeki karların erimesiyle,koyaklardan akışan suların toprağa hayat vermesinden,bu bölgede bol otlar oluşur.Bu otlaklarda koyunlar yayılır,baharda bazı koyun sahipleri buralara geçici ahıllar yaparak konuşlanırlar.Ahıllarda genelinde kuzular olur,anneleri yayılımdayken onlarda ahıllarda sahiplerinin kontrolünde analarını beklerler.Koyunların yayılımdan dönüşleri çok farklıdır.Onların kuzularına meleyerek koşuşları,kuzuların onları beklerken meleyişleri harika bir görseldir.Bu oluşum sevgiyi,herşeyden evvela Ana'yı tüm doğada her bir şeylerden daha önemli kılar.Koyunlar sağılır,memelerinde yavrularını emzirsin diye sahipleri tarafından tamamen sağım yapılmaz,bir miktar süt bırakılır.Sonra kuzular da ahıllardan bırakılır.Bu bırakılışla her yavrunun anasını,her koyununda yavrusunu meleye meleye,koklaya,koklaya buluşlarını hayretle ve gıptayla izlersiniz.Dersinizki kendi kendinize,yaşamayı farklı kılan sevgidir.Sevgi;böcüde böcekte,tekmil tüm canlılarda var.Sevgi'nin menşei,kaynağı ANA'dır.Ana her bir şeyden daha farklı ve anlamlıdır.Fırsat buldukça doğaya,kırlara gitme özelliğim var.Genelinde bu gezmelere,ya yalnız,yada benim kadar doğayı çok seven bir dostumla giderim.Loras dağının güney batıya doğru,Kızılören Kasabasına kadar uzunan kısmı bir sırtdır.Bu sırtın aşağılarında Kızılören mıntıkasında Konya'lının genelinin gezmeler için geldiği piknik yerleri vardır.Hanönü belinin olduğu yerdeki Beyşehir-Konya yolunun Loras tarafındaki çam ağaçlarıyla kaplı,tel örgüyle çevrili kocaman alan milli park olup,benimde sık sık uğradığım bir mekandır.Bir çam ağacı altında ama banklara ama yere oturup akşama kadar tüm zamanlarınızı kitap okuyarak,ağaçlar arasında tepeleri dolaşarak güzel zamanlar geçirebilirsiniz.Burası koruma altındadır.Buraları ziyaret ettiğim bir zaman yukarılara doğru gezerken,yıkılmış çitlerden geçip bir dere yatağına indim.Küçük bir derecik,dağlardaki karların erimesiyle azda olsa su akıyor.Beni ayaklarım yukarılara,daha yukarılara götürüyor.Nitekim bir süre sonra derenin kenarındaki dikenli tel örgülere takılmış bir koyuna rastladım.Zavallı koyuncuk çırpındıkça uzun tüyleriyle tel örgüye daha fazla dolanmış ve oraya mahkum olup,günlerce takıldığı tel örgüden kurtulamayarak ölümle burun buruna gelmiş.Tesadüfi ona rastlamam kurtuluşu oldu.Takıldığı dikenli çit tellerinden uzun uğraşlarım neticesi onu kurtarıp,kucakladım.İnanırmısınız bir kedi kadar ağırlığı yoktu.Kocaman koyun tüy kadar hafiflemişti.Bilmiyorum orada öyle kaç gün kalmış,bu bitkin hallere düşmüştü.Dere yatağındaki sığ bir su kenarına getirip bıraktım,öyle bir su içti öyle bir su içtiki,hiçbir canlının bu kadar su içişine tanık olmamışımdır.Koyunu burada böylece bırakamazdım,ölebilir yahut bir kurt yiyebilirdi.Tekrar kucaklayıp derenin piknik yeri tarafına değilde,Loras dağının sırtlarına bakan tepelere koyun kucağımda yürüdüm.Hemen hemen 1,5 km.falan uzaklıkta koyun ahılları vardı.Onlara doğru yönlenip,yanlarına vardım.Selamlaştık bana ve kucakladığım koyuna tuhaf tuhaf,kadınlı erkekli bakıştılar.Olayı anlattım,koyunun kendilerinin olduğunu 3 gün boyunca aradıklarını söylediler.Emaneti onlara bıraktım,ayran ikram ettiler,dereden tepeden konuştuk.Taa Gülnar'dan,Silifke'den buralara gelip,buralardaki otlaklarda hayvanlarını yayıyor,yaz bitimiylede tekrar geldikleri yerlere dönüyorlarmış.Koyunu gerçek sahiplerine teslim etmenin mutluluğuyla Kızılören çamlığına geri dönüyordum..24/Mayıs-2015  Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar