Ana içeriğe atla

BOŞVER ARKADAŞ


    Bağdat'ı hiç görmedim ama hiç görmediğim hiç bilmediğim Bağdat,"Bağdat Yolu" şarkısıyla geçmişte kalan anılarım arasında bu günlere kadar gelen dinlenileriyle,her kesimin muhakkak beğenilerini kazanmıştır.Bendeki etkisi çok daha farklıdır.Ben bu şarkıyı 3.sıradaki(6 kardeşten en şanslı olanımız)kardeşim Nurettin'e sınıflarına bir yılbaşında öğretmenlerinin her öğrenciden para toplayarak,iştirak ettirip aldıkları yılbaşı biletine ikramiye çıkmasıyla kardeşime düşen payına eve bir pikap alınıp haliyle bir kaçta taç plak alınarak bu plakların birindeki dinlediğim şarkılar arasında dinlemelerimle tanıdım.Sonradan Sevim Tuna Hanımefendiyle "Bağdat Yolu" şarkısı ortalığı kırdı geçirdi.Sevdalar her çağda her evrede güzeldir.Bizim çocukluğumuz evrelerinde o dar baskılar üzerlerimizdeyken karşıt cinsi sosyalleşerek tanımak istemelerimizin önünde toplumun koyduğu aşılması güç engeller vardı.Her iki cinsinde bu sosyalleşmeye ılımlı baktığı ve düşündüğü ama çevre baskıları yüzünden uzak durulduğu o evreler gerçektende o kadar baskılar olmasına rağmen çok güzel evrelerdi.Kafanda karşıt cins var bir ömür boyu sürdürecek bir yaşamı karşıt cinsten bu insanla paylaşacaksın fakat bu insanla hiç konuşmadan iletişim kurmadan büyüklerin rızalarıyla izdivaç yaparak sürdüreceğin birlikteliğin yazgısına katlanacaksın.Muhakkakki sevda her bölge ve çevrede farklı olmuş.İstanbul ve İzmir kentlerimizde insanlar sosyal yaşamları farklı olduğundan Anadolu insanının karşıt cinsle eş seçiminde yaşadığı zorlukları yaşamamışlardır.İnsanlara doğuşundan bu yana yaşamı boyunca farklı farklı algılarla günümüze kadar olaylar yansımıştır.Bu olaylar destanlar olmuş,şarkı ve türkülere dökülüp dillerde söylenmiş,yazılara dökülüp adına edebiyat denilerek her kesimin övüneceği şahane sanat şahaserleri olan romanlara dönüşmüştür.Edebiyatı olmayan,şarkıları,türküleri olmayan bir toplum olabilirmi?Elbetteki olamaz.Tanrı insanın içindeki sevdaları yok etmesin.Sevda olmayan,sevdayı bilmeden,sevda öğretilmeden meydana getirilmiş kültürlerde acımasızlık ve zalimlik en belirgin ögeler ve yaşam biçimleri olarak ön planlara çıkar.Dolandırıcılıkların,hırsızlıkların,yolsuzlukların had safhalarda olduğu toplumlar geri kalmış gelişmemiş toplumlardır.Buralarda şiirler yazılmaz ve bir satır ilerlemez,edebiyat can çekişir,bir bitkinin solması gibi solar,tükenir,yok olur.Anadolu insanını içmeden esrik edip hep uyuttular.Her hareketini,her eylemini din adına sömürülere dönüştürüp günah kavramlarıyla korkuttular.Kadın cinayetlerinin tüm sebepleri bunlardır.Bir kesim bundan çok iyi nemalanırken,kafasına göre fetvalar verip gerekirse insanları birbirlerine katlettirerek adına NAMUS denilen bir kavramla göya yapılan cinayetlere bir kulp takarak işlediği cinayeti din adına Tanrı böyle istedi diyerek öğrendiği kültür doğrultusunda vijdani rahatlığa eriştirir ve bunu yapmaktan pişmanlık duymazken ileri medeniyetler seviyelerin bulmamız ve oralara gelebilmemiz çok zor olur.Bizim zamanlarımızda sadece şarkılarla anlatılan sevdalar değil,korkarak can attığımız canımızı fedalar edeceğimiz gizli sevdalarımız değil Yeşilçam Sinemalarımızdaki izlediğimiz filmlerimizdeki sevdalarda çok güzeldi.Hangimiz imrenmedik o güzel tertemiz anlatılan sevdalara.Hep o filmlerdeki sevdaları baz alarak görüp öyle güzel sevdalar yaşamak isterdik.Şimdilerde daha doğrusu sevdayı bizim gibi yaşamayıp kolayca buluveren yeni kuşaklara bu filmlerdeki aşklar yavan gelsede bizler büyülenmiş gibi o sevdaların olduğu filmleri bıkmamacasına beğeniyle izlerdik.Teknoloji;gelişmesiyle aldıkları,yok ettikleri değerler çok olmasına rağmen verdikleride kabül edilirki çoktur.Geçenlerde geçmiş anıları yaşamak adına internette film ararken izlediğim ve izleyip o yıllarda çok beğendiğim"Boşver Arkadaş"adlı bir film gözlerime ilişti.Rahmetli Tark Akan'la Selma Güneri Hanımefendi'nin İlhan İrem'in aynı adlı şarkısına isim olan bu filmi izlerken geçmiş anıları yadedercesine o eski günlere akıp gittim.İşte teknoloji anıları yaşamak adına böyle fırsatlardan yararlanmalarımızada vesile olabiliyor.Anılarsız yaşanmaz,geçmişteki günler o zamanlarda farketmesekte ileri seneler ne yazıkki hiç bir şey getirmediğinden özlemlerimiz olarak geçmiş daha güzeldi felsefesine bizi itekliyor..30/Nisan-2020   Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ZAFER YEĞENOĞLU

    Facebook' sayfalarında Kozan'da okuduğum İstiklal İlkokulundan sınıf arkadaşım Zafer Yeğenoğlu'nun yeğenlerinden biri olsa gerek,bir resim paylaşmış.Resmin sol tarafındaki Yeğenoğlu Sokak levhasını sokaktaki taş evlerden birinin duvarının üzerinde görünce duygulandım.O taş ev,bizim Kozan'daki Arslanpaşa mahallesinden İstiklal İlkokulumuza giderken İnkilap İlkokulu sokak girişinin olduğu caddeden geçip,biraz ötedeki Kozan Halk Kahramanı Gizzik Duran efsanesinin evlerinin beri tarafından Zafer'lerin evlerinin önünden yukarılara kadar devam ederek Kozan'ın ana caddesi olan ve bu ana caddenin üstündeki Kozan'ın büyük ulu camisine kadar ilişirdi.İnkilap ilkokulu sokağından bu sokağa girişinizle biraz ilerde bir sokak daha sapardınız,bu sapılan sokakta,bizi sokak bitmeden sınıf arkadaşlarımızdan Faik Öztürk'lerin evlerinide geçtikten sonra İstiklal İlkokulumuzun kapısına getirirdi.Sabahleyin okul kapısından girer zilin çalmasıyla okul önüne dizilir genç y...

KANSER

  KANSER... KANSER... KANSER!!!!!!!!!!!!( Lütfen okuyunuz))) 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü aldılar. Bu, yakın bir gelecekte korkunç kanser hastalığının, evde nezle gibi tedavi edilebileceği anlamına geliyor! Bu, bir zamanlar tedavi edilemeyen ve bir çok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı gibidir. İskorbüt tedavi edilemiyordu ve her hangi bir ilacı yoktu, ancak daha sonra , bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sa...

AİLE ORMANLARI

    İmkanları dahilinde Babamın sağlığında devam eden hayatta bazı hususlarda yaptıkları ve yapacaklarını hem anlatımlarında ve hemde eylemlerinde dinlemiş ve görmüşümdür.Onun köy öğretmenliğine ben doğduğum Bozkır Kayacık köyünde çok küçük yaşlardayken şahit oldum.Ben doğmadan evvel Karaman'ın Dağdurayda köyüne ilk ataması olmuş sonra kazamız Bozkır'a bağlı Akkise kasabasına gelinmiş.Ecdatımız bizlerin olmadığı bir neslin evveli olarak ülke topraklarımızda  çalışmışlar,çalışmayı görev anlayışı ve bilincini bir mecburiyet olarak görmüşler bizlere borçsuz harçsız yaşayacağımız güzel bir ülke toprakları bırakmışlardır.Şimdiki nesil bu çalışmaların ürünlerini çok rahat yiyor hemde ağzından burnundan gelesiye kadar yemekte.Umarım ilerdeki kuşak borcuna sadık olurda şimdi yiyen bu kesimin borçlarını itiraz etmeden kapatır yada ülkeyi satıp köleliği seçer.Babam milli eğitimden emekli olduktan sonrada boş durmamış kooperatifler kurmuş,vatandaşları ev sahibi yapmış ve en önemlisi...